Doris Hofer Nam-ı diğer Squat Girl ile Sıcacık Sohbet Tadında Röportajımız
Sosyal Medya'da SQUAT GIRL ismi ile
tanınan hatta hayranlık duyularak takip edilen DORIS HOFER, 12 yıldır ülkemizde
yaşayan bir İsviçre'li. Birden çok şapkası, mahareti var. Herşeyden önce en fazla 30 yaşında gibi gösterse de o 2 çocuklu 41 yaşında bir anne.
![]() |
SQUAT GIRL ÇOCUKLARI İLE |
O bir yaşam koçu, o bir blogger, youtuber, harika
tatlar ve tarifler üreten bir vejeteryan,
yazar. Manken gibi fiziğe sahip ve bir o kadar da güzel, ülkesinde
gazetecilik ve yazarlık yapmış olan Doris'in sporla yoğrulmuş hayatında en
sevdiği şeylerden biri yazmak ve paylaşmak olmuş.
Geçtiğimiz
ay Libros Yayıncılık'tan "HAYALLERİNDEKİ SEN" isimli ilk kitabı
çıktı, kitabı da kendi gibi çok
renkli, motive edici ve yeni fikirlerle dolu. Kitabının ismi gibi hayallerinin peşinden gitmeye devam ediyor ve
görüldüğü üzre sadece
oturup hayal kurmuyor, bunlar için
savaş veriyor. Ve sanırım işin en güzel
kısmı bu işleri eğlenerek, keyif alarak yapıyor.
![]() |
HAYALİNDEKİ SEN KİTABINDA YER ALAN TARİFLERDEN BİRİ OLAN CHİA'LI PUDİNGİ HAZIRLARKEN |
Şimdi meraklı ve geveze:) sorularıma geçiyorum. Squat Girl ile yaşama dair pek çok konudan konuştuk. Türkiye ve İsviçre'den bahsettik, çocukları, doğum hikayelerini, günlük hayatı, hayal kırıklıkları,boşanma sürecinde yaşadıkları, yeniden aşık olmasına, seyahat etmekten keyif aldığı tatil rotalarına, egzersiz ve güzellik tüyolarına kadar pek çok şeyi bu yazıda bulabilirsiniz.
Sizi henüz tanımayanlara da kısaca
biraz tanıtmak istedim. Öncelikle çok
çok teşekkür
ediyorum, söyleşi teklifimi kırmadığınız için.
Sormak istediğim çok soru var ama olabildiğince özetlemeye çalıştım. Bu arada ben de malum
sıkı takipçilerinizden biriyim, pozitif, faydalı
paylaşımlarınıza bayılıyorum. Karamsar dünyamızda, hayat dolu, enerjik paylaşımlarınız çok iyi geliyor. Doğum tarihiniz 8 Aralık
1975. Bir
Yay burcu!? Boşuna sevmemişim diye düşündüm, bir yay burcu olarak
yay'ları hep özel bir yerde tutarım . Peki sizin burçlarla aranız nasıl? Yay burcu özelliklerini taşır mısınız? Ya
da sizi ilk kez tanıyacak olanlara ne demek istersiniz?
İsviçre'de çalıştığım bir gazetenin "Bekârlar
Bekarlarla Buluşuyor" projesi dahilinde 500 kişiyle röportaj yapana kadar
astrolojiye inanmıyordum. İnsanlar yanımda oturan fotoğrafçıdan çekiniyorlardı
ve benim de onların geçmiş ilişkileri, beklentileri ve ümitleri ile ilgili her şeyi
söylemeleri için tam tamına 1 saatim vardı. Bir süre sonra bazı burçların
benzer özellikleri olduğunu anladım, bu çok ilginçti. Sorunuza cevap vermek
gerekirse: burçlara inanıyorum ve kendiminkine bakınca evet, ben tam bir yay
burcuyum! Özgürlüğüme düşkünüm ama bir ilişkiye gelince çok sadık birisiyim.
Sınırlarımı zorlamayı çok severim ve çok çabuk sıkılırım. Seyahat etmeyi ve
yeni kültürler tanımayı çok severim. İletişim güçlü yönlerimden bir tanesi ve
kendime güvenim tamdır. İyimser bir
kişiyimdir ve yaptığım her işle ilgili çok tutkuluyumdur. Hayatı tam anlamıyla
kucaklarım ve eğlenmeyi çok severim.
Spora olan sevginin
karşılığını fiziğinizle, enerjinizle aldığınız ortada. Kitabınız "Hayallerindeki Sen"i satır satır okuyanları, harfi harfine
uyup sizin gibi olmak isteyenleri görüyorum. Sosyal medyada da aktif paylaşımlarınız var, geniş takipçi kitleli bir facebook hesabınız var ve tabi Instagram, Snapchat. Kitap haricinde de sosyal medya aracılığı ile de insanları motive edip, ilham veriyorsunuz. Peki sizin takip ettiğiniz bloglar, esinlendiğiniz kişiler var mı?
Tabi ki. Etrafındakilerle ilgili düşündüklerini çok
güzel yazan ve kendi bilgeliğini paylaşarak ve sosyal projelere destek vererek
dünyayı daha iyi bir yer haline getirmeye çalışan "Yoga Girl"'ü takip ediyorum.
Çok şirin bir Pilates eğitmeni ve süper zeki bir iş kadını olan "Cathey Ho"'nun
blogunu okuyorum. Onun konuşmalarından
birine gittim ve onun taytlarından aldım, çok güzel koleksiyon parçaları
tasarlıyor. Başka isim vermek gerekirse ""Patrick Beach", "Kayla Itsines" ve "Amanda
Brisk"'i takip ediyorum. Ve tabi ki pek çok Türk dostumu da takip ediyorum. "Aydan Üskanat"'ın tariflerine ve yarattığı tatlara hayranım. Kısa zaman önce
onunla bizzat tanışma şansına sahip oldum. Çok mütevazı ve altın gibi bir kalbi
var, sanki onu yıllardır tanıyormuş gibi hissettim. "Hem Fit Hem Anne" isimli bir
profili olan Gözde'yi takip ediyorum. Antrenmanlarını küçük oğluyla
yapıyor, adeta Nana'nın Türk versiyonu
gibi. Bir Nike eğitmeni olan ve hiç tanışma fırsatım olmayan ve çok sevdiğim
Gözde'den de çok ilham alıyorum.
![]() |
Doris Hofer -Aydın Üskanat Buluşması |
Blog yazmaya başladığınızda böyle rağbet göreceğini öngörebilmiş miydiniz? Bir İsviçre’li
için Türkçe Blog yazmak ne kadar zor
oldu? Destek aldığınız kişiler oldu mu? Blog yazma işini profesyonel düşünenlere ne gibi tavsiyeleriniz olur?
Başlangıçta sadece devamlı aynı sorulara cevap
vermemek için blog yazıyordum. Ama zamanda blog yazmak, para ve zaman açısından
ciddi bir yatırım haline geldi. Ben tam zamanlı çalışıyorum ve ekibimde bir
çevirmen ve bir fotoğrafçı var.
İsviçre'de tanınıyordum, bütün gazeteciler benim
arkadaşlarımdı. Buraya taşındığımda, bağlantılarım yoktu. Arkadaşlarım Hasan
G-men (İngilizce- Türkçe çeviriler) ve Sevda Kaplan (fotoğraflar) olmadan
blogumu asla başlatamazdım. İkisi de benden para bile talep etmeden benim için
çalıştılar. Hasan hala benim için çeviri yapıyor ve Sevda'da çok yeni anne oldu
ve güzel kızına bakıyor.
Eğer bir şey hakkında çok tutkuluysanız ve yazı
yazmayı seviyorsanız, kesinlikle blog yazmalısınız. Ama eğer bundan hayatınızı
kazanmak istiyorsanız çok fazla zaman ayırmanız gerekir. Her iş gibi, bir
yelere gelebilmek yaklaşık üç yıl alıyor.
Peki Squat Girl’ün sıradan bir günü nasıl geçiyor?
Genelde 6:30'da kalkıyorum ve Instagram'a
(thesquatgirl) bir resim yüklüyorum. İnsanlar günlerine başlamadan önce benim
ne yediğimi ve nasıl egzersiz yaptığımı gördüklerinde motive oluyorlar. Daha
sonra Zoe'yi uyandırıyorum, giydiriyorum ve kahvaltısını hazırlıyorum.
Sabahları vakitten kazanabilmek için ne yemek istediği hakkında her zaman
akşamdan konuşuruz. Noah 7:30'da uyanıyor. Zoe'nin en sevdiği şey taze meyva ve
kaju cevizinden yapılmış bir smoothie ve Noah da en çok beyaz peynirli omlet
seviyor. Sabah saatlerinde günümüzü planlamayı ve köpeğimizin yere düşen yemek
parçalarını yalamaya çalışma çabalarına gülmeyi seviyoruz.
Çocuklar gittikten sonra, duş alıyorum ve
takipçilerimden gelen mesaj ve soruları cevaplamaya başlıyorum. Sabahın geri
kalanında yeni videolar çekiyorum ya da bir gün öncekiler üzerinde çalışıyorum.
Öğle yemeği saatlerinde Sila'yı yürüyüşe çıkartıyorum. Koşu bandında koşmak
yerine onunla yürümeyi tercih ediyorum. Geri döndüğümde öğle yemeğimi
hazırlıyorum ve Snapchat'te (thesquatgirl) takipçilerimle paylaşıyorum. Yemek
porsiyonlarımın büyüklüğünden gerçekten çok etkileniyorlar. Ama bu benim tam da
kitabımda öğüt ettiğim bir şey: Tonlarca yemek yiyebilirsiniz (ki ben öyle
yapıyorum!), ama kesinlikle evde hazırlanmış ve sağlıklı yiyeceklerden oluşmuş
olmalı. Öğleden sonra 45 dakikalik bir antrenman için spor salonuna gidiyorum.
Noah okuldan 03:45'te geri geliyor ve annesinin evde
olmasını istiyor. Birlikte meyva yiyoruz, legolardan bir şey yapıyoruz ya da
odasında bir şeyler oynuyoruz. Zoe basket antrenmanından ya da okuldan
döndüğünde, hep birlikte akşam yemeği yiyoruz. Yemekten sonra Zoe ile ödev yapıyorum
ve çocukları yıkıyorum. Hafta içi asla TV seyretmiyorlar. Eğer çok geç
olmamışsa, onlara yatmadan önce bir hikâye anlatıyorum. Bazı akşamlar 9'da
erkek arkadaşım Kerem'le buluşuyorum ya da en azından konuşuyorum. Bazen
çocuklar yattıktan sonra bir arkadaşım gelir ve birlikte çay içeriz. En az 7
saat uyku uyuyabilmek için genelde 23:00 gibi yatarım.
Işıltılı enerjik, pozitif, güler yüzlü görüyoruz hep sizi, takipçilerinizi de olabildiğince yanıtsız bırakmıyorsunuz, canayakın birisiniz. Sizin de motivasyonunuzun düştüğü, sinirlendiğiniz zamanlar oluyordur mutlaka, bu zamanları
nasıl aşıyorsunuz? İleriye dönük endişeleriniz, geçmişe dönük pişmanlıklarınız var mı?
Hiç bir şey için pişmanlık duymam, buna gerek yok.
Ama eski kocamla boşanmam bütün bu hisleri geri getirmişti; üzüntü, hayal
kırıklığı, öfke ve korkular. Ayrıldığımızda, yaklaşık 2 hafta yemek
yiyememiştim. Yiyecek kokusu aldığımda kusacak gibi oluyordum. Gerçekten de çok
midem bulanıyordu. Güzel çocuklarıma bakıyordum ve başarılı olamadığımız için
suçluk duyuyordum. Kilo kaybetmiştim ve vücut yağ oranım %9'a düşmüştü. Bu
tehlikeli bir seviye ve artık hiç gücüm kalmamıştı. O zamanlar "kickbox"'a çok
meraklıydım. Spor benim kurtarıcım oldu; sadece o torbaya vurabilmek için
boğazımdan yiyecekleri tıkıştırmaya başladım. İki haftalık yas döneminden sonra
eski kocam ve benim hayat, ilişkiler konusunda çok farklı fikirlerimiz olduğu
sonucuna vardım ve artık boş verdim. Hayat bana her zaman çok iyi davranmıştı
ve yeniden iyi olacağına güvendim. Kendimi toparladım ve yeniden âşık oldum,
Kerem ile güzel bir ilişkim var ve bekâr bir âşık olmanın keyfini çıkarıyorum
şimdi.
Youtube kanalınızdaki egzersiz videoları sırasında
fiziğinizle de spor kıyafetlerinizle de çok hoşsunuz ayrıca anlatımınız da çok samimi ve sıcak. Ekranlarda
da bir spor program yapmayı hiç düşündünüz mü? Gelecek planlarınız neler?
Önce "Hayalindeki
Sen"'in başarılı olmasını istiyorum. Kendi TV programım olmasını çok istiyorum.
Sağlık ve fitness ile alakalı olabilir ama aynı zamanda bir eğlence programı da
olabilir. Ben eğlenmeyi çok severim.
İsviçre'yi Zürih'te yaşayan abim
vesilesi ile görme fırsatım oldu. Ve çok beğendim ülkenizi.. İsviçre ve Türkiye iki farklı ülke.Peki buraya geldiğinizde kolay adapte olabildiniz mi? Türkiye hakkında ne
düşünüyorsunuz? İki ülkeyi,
kadınlarını, erkeklerini, yaşam tarzlarını kıyaslarsak ne dersinİz?
Eğer kendinizi bir ülkeye ait hissetmek istiyorsanız
dilini konuşmanız gerekir. Bir kültürü anlamaya böyle başlarsınız. Buraya gelir
gelmez ders almaya başladım ve bir kaç ay içinde alışverişimi yapacak veya bir
restoranda kendi siparişimi verebilecek kadar Türkçe öğrendim.
Türkiye'yi çok seviyorum ve yurtdışına çıktığımda
İstanbul'u Zurih'i özlediğimden daha fazla özlüyorum. Ama vatanıma geri
döndüğümde, İsviçre'nin ne kadar düzenli ve temiz olduğunu görüyorum. Bizim
harika bir okul sistemimiz var, gerçek demokrasimiz, basın özgürlüğümüz ve
kadın erkek eşitliğimiz var. İnsanlar Türkler kadar cana yakın değiller ama öte
yandan daha az agresifler. Ve terör yok. Ülkemi en çok güvenlik nedeniyle
özlüyorum. Alışveriş merkezinde bombalama olmayacağından ve dışarıda mini
etekle yürüdüğünüzde tacize uğramayacağınızdan emin olabilirsiniz. Evler bile
daha sağlam yapılmış. Ben anne babamın inşa ettiği bir evde büyüdüm; taş gibi
sağlamdı. Kalın beton duvarları vardı ve pencere ve kapılar doğru düzgün
kapanıyordu.
İsviçre'de çocuklar üniversiteye başlar başlamaz
ailelerinin evinden taşınırlar. Ben Bern'den Zurih'e taşındığımda 19
yaşındaydım. Hayatımı kazanabilmek için iş aramaya başladım ve telefonla
pazarlamacılıktan restoranlarda servis yapmaya ve organizasyonlarda
sunuculuklara kadar pek çok işte çalıştım. Türkiye'de çocuklar evlenene kadar
aileleriyle yaşıyorlar ve aileleri onların çalışmalarını istemiyor. Bu çok
yazık çünkü erken yaşlarda çalışmaya başlamak sana çok şey öğretir.
İsviçreliler çevreye çok duyarlılar ve kültürlüler.
Çok gazete ve kitap okurlar ve tiyatro ve sergilere çok sık giderler. Ama
İsviçreli erkekler felaket derecede sıkıcı geldi bana! Sadece bir kaç kişiyle
çıktım ve hiçbiri uzun sürmedi. Türk erkeklerin sorumluluk almaları ve
centilmen olmaları hoşuma gidiyor.
Türkiye'de ve dünyada en
sevdiğiniz köşeler ve daha önce gitmeyip görmeyi istediğiniz yerler
nereler? İstanbul’da çocuklarla ya da
arkadaşlarınızla vakit geçirmeyi sevdiğiniz yerler nereler?
Hayatımdaki en güzel tatil Ekvator'daydı.
Kamboçya'da bisiklet turu yapmaya ve Nepal'de trekkinge bayıldım. Fas'a aşık
oldum ve yakın bir zamanda Sicilya ve Roma'ya gitmek istiyorum. Doğu ülkelerini
de merak ediyorum. Varşova/Polonya'ya gittim ve bayıldım. Çok güzel binalar,
parklar ve muhteşem müzeler. Bu yıl doğum günüm için Aralık ayında Küba'ya
gitmeyi planlıyoruz. İstanbul'da en çok Karaköy ve Galata'yı çok
seviyorum. Keşfedilecek bir sürü minik
kafe ve atölyeler var ve mahalledeki insanlar birbirlerini tanıyorlar.
Güzelliğinin doğal
olduğunu görüyoruz,
doğru değil mi? :) Estetikle, botox gibi müdahaleler ile ilgili
düşüncelerin neler? Thegood wish blog okuyucularına bir iki güzellik ve
egzersiz tüyosu vermek ister misin? Lütfen
Lütfen :)
Yüzümde hiç bir operasyon yok ama blogumda da
belirttiğim gibi "botox" yaptırıyorum. Çok sıkı antrenman yapıyorsanız ve benim
gibi hep gülüyorsanız, kırışıklıklarınız oluyor. Eğer botox'u abartmazsanız ve
deneyimli bir doktora giderseniz, hiç risk yok. Ama 25 yaşında kızların iğne
yaptırdıklarını duyduğumda şok oluyorum.
Uykumu almak, iyi beslenmek ve düzenli olarak
egzersiz yapmak dışında güzellik için çok fazla şey yapmıyorum. Yüzümü
yıkamadan ve alkolsüz bir solusyonla temizlemeden asla yatağa girmem. Her gün
güneş koruyucu krem kullanırım ve haftada iki gün yüz ve saç maskesi uygularım.
Güzel bir vücut için yapabileceğiniz en iyi iki
egzersiz squat (çömelme) ve eşek tekmesi hareketidir.
Allah bağışlasın, 2 harika
çocuğun var. Sizinle birlikte onlar da sporla iç içe. Çekirdekten fitnessçı olarak yetişiyor olabilirler mi?
Zoe ve Noah
iki çok farklı kişilik. Noah matematiğe bayılır ve beni analitik tartışmaları
ile şaşırtır, iyi bir iş kafası vardır ve legolarla bir şeyler yaparak saatler
geçirebilir. Öte yandan Zoe daha sanatçı bir tip. Sanat, spor ve müzikle
ilgileniyor. Çok güzel sesi var ve resim yapmak ve dans etmekten hoşlanır.
Çocuklarımı
sevdikleri şeyi yapma konusunda desteklemem gerektiğine inanıyorum. Onlara
fırsatları göstermem ve yeteneklerini geliştirmem gerekir. Ama kesinlikle kendi
kararlarını kendileri vermeliler ama 6 ve 9 yaş bir İsviçreli için bile kariyer
planı yapmak için çok erken;)
Kadınlar için
hamilelik, doğum, emzirme konuları özellikle fiziksel açıdan ülkemizde pek çok
kişi için büyük bir panik ve
korku konusu. Gencecik, incecik kızlar bile ya şişmanlarsam, fiziğim bozulursa
endişesi taşıyor. Tabi herkes genç yaşta anne olmuyor ve annelik yaşı da ilerledi ve 30'dan sonra
metabolizma da değişiyor.Eski fiziğe dönmek
her zaman kolay olmayabiliyor. Anne adaylarına, hamilelere ve emziren annelere
tavsiyelerin var mı?
Zoe'yi doğal
yollarla doğuracaktım ama 8 saat süren kasılmalardan sonra üç doktor da
evlerine dönmek istedi ve bebeğimin hayatını riske attığımı ve sezaryen olmamız
gerektiğini söyledi. Saftım ve onlara güvendim. Çok korkunç bir deneyimdi ve
dört gözle beklediğim bir olay benim için kâbusa dönüştü. Zoe ben hala
anesteziden uyanmaya çalışırken doğdu.
Minik kızımı babasına vermek yerine ikisini ayıran bir camın ardında
avazı çıktığı kadar ağlattılar. O kadar büyük bir şok yaşadım ki, sadece doğum
kelimesini duymak bile beni ağlatıyordu.
Noah'da doğal
doğum yapmaya kararlıydım. Kendime doğal doğum taraftarı olan bir doktor
buldum, adı Kübra Taman. Benim sağlıklı ve kararlı olduğumu anladı ve benim
rüyamı gerçekleştirmem için elinden gelen her şeyi yapacağına söz verdi. Bu
benim hayatımdaki en harika deneyim oldu. Acı beklediğimden çok daha azdı ve
yorulduğumda vücudum güç toplayabilmek için bana izin veriyordu. Kübra bana
bebeğin gelmek üzere olduğunu söylediğinde şaka yaptığını zannettim. Bana
Noah'ı verdi ve rahim dışındaki ilk nefesini aldığında ben ve babası ile
birlikteydi.
Hem sezaryen hem de doğal doğum yaptığımdan ikisinin arasındaki farkı gerçekten biliyorum. Sezeryan ciddi bir operasyon. Acı doğumdan sonra başlıyor. Doğru dürüst yürüyemiyorsun ve kocaman bir göbeğin oluyor. Doğal doğumla aynı gece eve dönmeye hazırsın. Harika hissediyor ve görünüyorsun ve canın ne isterse yiyebiliyorsun. Hemen çalışmaya başladım ve iki hafta içinde dümdüz bir karına sahip oldum.
Doktorların
randevulu sezaryen yapmak için kızları korkuttuğunu düşünüyorum. Belki ben
acıya fazla duyarlı değilim ama doğanın sana kuvvet verdiğine inanıyorum, her
kadın bunu başarabilir. Ama istemesi gerekir. Doğal doğumu ve emzirmeyi tavsiye
ediyorum. Ben iki çocuğumu da 6 ay emzirdim ve neredeyse hiç hasta olmazlar.
Anne sütü onları sağlıklı hayata hazırlamak için en iyi şey.
Bu güzel röportaj için çok çok teşekkürler. Sohbet çok keyifliydi, tahminimden de samimi geçti, eklemek istediğiniz birşeyler var mı son olarak?
Bu eğlenceli röportaj için teşekkürler. Gerçekten
çok zevkliydi!
Videoları eşliğinde evde spor yapabileceğiniz Squat Girl'ün youtube kanalı
TEŞEKKÜRLER
Sevgiyle ve takipte kalın :)
Dilek
Kıroğlu
iletişim: thegoodwishblog@gmail.com
Bir gününü ayrıntılı olarak okudum.Nasıl para kazanıyor?Onu pek anlayamadım :(
YanıtlaSilay dur tanıyım. çialı puding de yapıyım oh :)
YanıtlaSil