20 Aralık 2015 Pazar

Yılbaşı hediyeniz "iyilik" olsun

Koca bir yıl geldi geçti, 2016'ya sayılı gün kaldı. Yılbaşı deyince akla ilk gelenlerden biri de yeni yıl hediyeleri.

Hediye alınca sevinmeyen yoktur sanıyorum. Kim sevmez. Ama bu sene her zamankinden daha çok kötü olay üst üste gelmiş gibi, Doğu ve güneydoğu illerinde komşu ülkelerde yaşananlar ortada.. Bir şekilde hayat devam ediyor, insanlar kendini motive etmek, stresini atmak için, daha çok keyif için daha çok tüketiyor. Hepimiz bunu yapıyoruz, hem de her alanda .. 

Tüketirken, harcama yaparken aynı zamanda birilerinin yüzünü güldürebilmek, birilerinin derdine derman olabilmek, ufak da olsa bir açığını kapatabilmek ne güzel olurdu. Benim için senin için küçük değersiz bir miktar, birleşince neleri değiştirebilirdi kim bilir.. 

Kurumsal bazda bazı şirketler zaman zaman bunu yapıyor. Ne de iyi oluyor, sürekli olarak körler sağırlar birbirini ağırlar misali promosyon ve pazarlama Amaçlı yüksek tutarlı hediyeleri üst düzeylere göndermek yerine sosyal sorumluluk projelerine Katkıda bulunuyorlar. 






Geçmiş senelerde şirketler Arasında çok güzel işlere imza atanlar oldu; 


ÇOCUKLAR ÜŞÜMESİN
Vakıfbank Genel Müdürü Süleyman Kalkan, bu yıl kurumsal hediye göndermek yerine neden böyle bir çalışma yaptıklarını şöyle anlattı: 'VakıfBank ailesi olarak Van'da yaşanan zor günlerin bitmediğini biliyoruz. Ülkemizde yaşayan herkes gibi yeni yıl için güzel dileklerimizde Van'da

üşüyen çocuklarımız da vardı. Bu sebeple her yılbaşında hemen hemen tüm kurumların gönderdiği

hediyelerin bir benzerini göndermeyi tercih etmedik. Van'daki iki çadır kentte kalan çocuklarımızın
duygularını yansıttıkları resimleri kişilere, onlar adına gönderdiğimiz montları da çocuklara hediye
ettik. Van'da bulunan bölge müdürlüklerimizde çalışanların tespit ettiği iki çadır kentte yaşayan 3-11 yaş arası  150 çocuğa montları teslim edildi. Çocuklar yeni yıla girerken, bir nebze olsun ısındılar ve bizler için yeni yıl resimlerini yaptılar.'


ÇATOM'A 'KİTAP AYRAÇ'LI KATKI

EUREKO Sigorta Genel Müdürü Okan Utkueri, '2 yıldır yılbaşında, paydaşlarımıza hediye olarak
Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı'nın (TEGV) Paylaşım Sertifikası yolluyoruz. TEGV'e

 2 yılda 1097 çocuğumuzun birer yıllık eğitim masrafını karşıladık' dedi. Utkueri, 'Bu yıl Diyarbakır'ın Çermik'te kurulan Eureko Sigorta Çok Amaçlı Toplum Merkezi'ndeki (ÇATOM) kadın ve genç kızların ürettiği kitap ayraçları da yılbaşı hediyelerimiz arasındaydı. Kadınlara gelir sağlamak amacıyla bu ayraçlardan 250 adet alarak hediye olarak gönderdik' dedi.



İŞ, 4 YILDIR FİDAN DİKİYOR
İŞ Bankası kurumsal hediye gönderimlerinde 81 İlde 81 Orman projesi kapsamında müşterileri ve tüm iş ortaklarına fidan dikim sertifikası gönderiyor. Bu yılbaşında proje kapsamında fidan dikimi
sertifikası gönderen İş Bankası'nın bu projesi 4 yıldır devam ediyor. Bankanın, Tema Vakfı ve Orman ve Su İşleri Bakanlığı işbirliği ile hayata geçirdiği '81 ilde 81 Orman' projesiyle bugün Türkiye'nin 6
ilinde 1,7 milyon fidan dikimi gerçekleştirdi.



TEKNOSA'DAN VAN'A ISITICI
TEKNOSA Genel Müdürü Mehmet T.Nane, Van depreminin ardından bölgeye 1.000
yolladıklarını söylerken, ısıtıcı ihtiyacının devam ettiği bilgisinin gelmesi üzerine yılbaşına denk gelecek şekilde ikinci etap bin adet ısıtıcıyı daha gönderdiklerini belirtti. Nane, 'Yeni yılda hem bizim hem de dostlarımız adına gönderdiğimiz ısıtıcılılarla deprem bölgesindeki kardeşlerimizin yanında olduğumuzu göstermek istedik' dedi.

Rahmi Koç Vodafone'a tebrik mektubu yolladı

TÜRKİYE Vodafone Vakfı'nın Alternatif Yaşam Derneği ve UNDP ile birlikte yürüttüğü Düşler Akademisi projesi ile engelli gençlerin, ritim, dans, film, fotoğraf gibi sanatın birçok dalında ücretsiz eğitim alması sağlanıyor. 2012 yılı Vodafone kurumsal tebrik kartı ve hediyesinin teması ise Düşler
Akademisi resim atölyesi öğrencilerinin eserlerinden oluşan bir sanat kiti oldu. Sette 5 engelli gencin 13 eseri yer alıyor. Kitin gönderildiği Rahmi Koç'un fikri çok beğendiği ve Vodafone yetkililerine bir
tebrik mektup gönderdiği öğrenildi.
Meşale yaktılDOĞA Koleji ise yılbaşında paydaşları için nesli tükenmekte olan 'Saz Kedisi' evlat edinme yoluna 
gitti. UPM 86, Sittnak 1.500, Tek Yapı 100, YKK 300 ve İş Bankası da 50 kişi adına Türkiye Korunmaya Muhtaç Çocuklar Vakfı'na bağış yaptı. Teleperformance Türk Eğitim Derneği'ne bağışta
bulunurken, yılbaşında '1 meşale yakarak' 283 kişiye göndermiş oldu.

Mamayla ezberleri bozdu
TROPİKAL Pet CEO'su İzzet Saban ise, 'Yeni yıl için alışıldık bir hediye yollamak yerine, 
Hayvanları Çaresizlik ve İlgisizlikten Koruma Derneği HAÇİKO'ya ek mama yardımı yaptık.


Derneğe 3 buçuk tonu aşan mama bağışında bulunduk' dedi.


Örnekler çoğaltılabilir, herkes kendi gücü ölçüsünde bağışta bulunabilir, bağış yerine fidan dikebilir . 







Www.tema.org.tr
Anne çocuk eğitim vakfı yararına www.acev.org, 
https://www.hayatverenhediyeler.org/site/siznasilyardimedebilirsiniz.php 
üzerinden bağışta bulunabilir. 
Koruncuk, Otizm VAKFI ilk başta aklıma gelen vakıf ve dernekler oldu. Çok yer var aslında yardım eli bekleyen. Yapıkredi'nin internet sayfasından ya da ATM'lerinden bile istediğimiz miktarda seçili dernek ve çok Sayıda vakıftan birine bağış yapabilme şansı var.


Lösemili çocuklar için harcanmak üzere www.losev.org üzerinden  bağış seçeneklerine bakabilirsiniz 

Mesela. Kızımın okulu olan Doğan Koleji iştirak etmek isteyen velilerinde desteği ile LÖSEV derneği yararına bazı yardım projelerini yürütüyor. 
Aynı zamanda köy okullarına da yıl sonu hediyesi adı altında toplanan yardımlarla bir kermes düzenleniyor ve geliri bu köy okullarına gönderiliyor, ya da okulların paylaştığı ihtiyacı  ne ise ona Yönelik hareket ediliyor,.


Zaten çok para harcamıyorum bu işlere, yakın arkadaş ve aile dostlarıma hiç hediye de mi almayayım   diyorsanız . Alın tabi ama dostların çemberini genişletip ihtiyaç sahibi Olanları da unutmasak ne güzel olur. Para değil belki her zaman maddi Şeyler değil içten bir ilgi alaka da olabilir, ne yapabilirim diye düşünmek de birşeylerin başlangıcı  olabilir, en mutlu insan en huzurlu uyuyan insan yardım eden, çevresine. 
destek olan, mutluluk veren insanlardır, 
2016 da barış içinde çok mutlu olalım 🙏😊🌲 





9 Aralık 2015 Çarşamba

Hamilelik gelir geçer, siz tadını çıkarmaya bakın

Konumuz hamilelik; no no ben değilim. Ama aileye katılacak yeni bir bebek olduğu doğru. :) Sevgili anne adayı, şimdiye kadar normal üstü kilo almamış olduğu halde, kilolu olma endişesi içindeymiş. Ah bu kilo... Zayıfların bile derdi. Ama bence özellikle hamilelikte bu konu Sınırlar dışına taşmadığınız sürece hiç kafanıza takacağınız birşey olmamalı. Iyi ki Ebru Şallı 3 kilo fazla ile doğuma gitti, herkes peşinden gider oldu. Herkesin metabolizması farklıdır, ve evet hamileler kilo alır, belirli oranda  alması da gerekir zaten. ALınan kiloların zaten çoğu doğumda, bi kısmı da daha o hafta içinde gidiyor. Eski kilonuza aynen dönmeniz ise 9 ayı hatta 1 yılı bulabilir ama Bahsettiğim zaten 1-2 kilo fazlası olmakla birlikte muhtemelen bebeği, ya da bebekleri emzireceğiniz düşünülür ise o yağlar size Lazım :) mesela ben 2. Hamileliğim sonrası bir anda kilo vermeme rağmen, birden almaya başladım ! Neden ? Çünkü kurabiyelerin sütümü arttırdığı düşüncesine kendimi inandırmıştım :) onu da sonra çözdüm neyseki.  Eskilerin bol şekerli gıdalar süt yapar mitinde amacın su içirmek olduğu gerçeği yatıyor. Emzirme dönemi, neler süt yapar başlı başına ayrı bir yazı konusu, onun için şimdi döneyim sevgili hamile dostlara. Hamileyken çok endişeliydim (doğal olarak!) benimki zor geçti, Hayırlısı ile bitse de kurtulsam modundaydım. Ancak doktor muayenelerinde sevgili doktorum Op. Dr. Tanju Demirören benim hamilelik ile ilgili sıkıntılarımın doğal, bazı gebeliklerde yaşanabilen şeyler olduğunu sakin sakin anlatıp, uğurlarken de . " Rahat olun, herşey yolunda, tadını çıkarın " der gönderirdi. Şimdi o süreçten çıkınca Anlıyorum rahat olmak, yersiz Endişe yapmadan tadını çıkarmak önemli . Rahat olun derdi ama risklere, soruna yol açabilecek şeylere karşı da temkinliydi ve evet öyle de olmak gerekiyor. Herşey bir arada olmuyor, maalesef.
Keyfime çok düşkünüm, şıklığıma da hep bakımlı hep güzel, hep dinamik, hep aktif ...işte olmuyor öyle... Kolay mı içinde bir can taşıyıp onu büyütmek.... Bebeğin yarınları için önce onun sağlığını düşünmek gerekiyor.
Hamile iseniz..


  • En ideali Planlı gebelik ve Öncesinde folik asitler, sağlık kontrolleri ile buna hazırlanmak hayatın en sağlıklı Dönemi'ne geçiş yapmak. Öyle olmadı ise de haberi alır almaz daha sağlıklı olmaya gayret etmek . Beden ve ruh sağlığı önemli :)
  • Manken, model değilseniz her daim Fit olmak zorunda değilsiniz. Yine de fazladan alınan kilonun size bir faydası yok unutmayın.
  • Beslenirken yediğim sağlıklı mı diye düşünmekte fayda var. Anne karnındaki Bebeğin kahve keyfine, işlenmiş gıdalara, fast Food ve yanında bir bardak kolaya ihtiyacı yok.
  • İş ve özel Hayatınızda topuklu ayakkabılar her kıyafetinizin altında şıklığınıza şıklık katmış olabilir, ama bebek ve dolayısıyla karın Büyüdükçe bele baskı artıyor ve denge merkezi Değişiyor yüksek  topuklu (hatta stilettosuZ yapamam diyenler de olacaktır) ile koşarım bile diyorsanız giyin ama gerek var mı? Hamileyken az topuklu, rahat giyin bari rahat olun. Az seksi olmayıverin..
  • Hamilelik günlük yaşama engel değil evet. Ama lütfen mitinge, maça gitmeyin, eylemlere katılmayın....

  • Ilaç konusu mutlaka hekime danışılmalı. Ama hiç ilâç içmeyeceğim demek de hatalı olabilir, ilaç almanız gerekiyor ise kullanın mutlaka hatta 2 doktor onaylasın.. Bir yeriniz ağrıyor ise kendinizi yıpratmayın düşük dozlu Ağrı kesiciler hamilelikte de içilebiliyor.
  • İş ortamında bebek ne zaman geliyor canım diyen kadın dostlarından her zaman hayal ettiğin desteği göremeyebilirsin hiç üzülme bazı insanlar Özde değil, sözde yaşar. Boşver gitsin..
  • Illa şık olmak zorunda mısın kasma desem de... Aynalara da küsme, içinden geliyor ise hafif makyajın, güzel kıyafetlerin olsun yine. Hatta çok beğendi isen az giyeceğim zaten çok Pahalı almaya gerek yok Dediğin o hamile elbisesini al. Kaç kere hamile kalacaksın ki?
  • Saçlar.. Kimi batıl inanışlardan saç kestiremez ama korkmayın Rapunzel gibi gezmek istemiyorsanız biraz kestirin 
  • Yine saçlar, her ne kadar doğal boya deseler de adı boya... Siyah saçlarınızı sapsarı boyatmaya devam etmeyin, biraz doğallık iyidir. 
  • Dünya'yı siz kurtaracak değilsiniz. Hamileler hormonlar etkisiyle daha hassas, daha savunmasızdır. Dostlarınız dertlerini o dönem Başkasına anlatsın, kavgalardan tartışmalardan, gerginlikten mümkün mertebe uzak durun.. 3. Sayfa haberlerini de okumamaya çalışın.
  • Bebek doğunca uykuyu arayacaksın bol uyu derler de öyle olmuyor işte ha diyince uyumak yine de uyku tatlıdır . Iyi uykular :) 
  • Hamile kalınca sizin için hayat Değişti ama eşiniz ve aileniz de dahil başkaları için siz sadece hamile ..olabilirsiniz. Yüksek beklentide olmayın, her zamanki kural kendi kıymetinizi kendiniz bilin. Kendi kendinizi şımartın.
  • Yalnız hissettiğiniz anlar olacak ama üzülmeyin yalnız değilsiniz, göbeğe bakın :)
  • Sıkıntılarınız çok olabilir, sabredin doğacak bebeği nasıl seveceğinizi, nasıl da tatlı olacağını hayal edin. Şükredin ..
  • Oturduğunuz yerden yapılabilecek en güzel şeylerden biri bol bol okuyun, yazın! Bebek için anılarınızı yazın, hamilelik sürecimizi yazın. Ileride okumak faydalı olabilir.
  • Sosyal ağlarda bazı hamilelik grupları var, aylara göre grup grup :) katılın sizin gibi kadınlarla laflamak, okumak iyi gelebilir. Sıktı mı? Çıkın..
  • Hamilelik biraz da askerlik gibi o dönem de yaşanan iyi ve kötü olaylar ekstra yer tutar anılar Arasında ve o dönemdeki arkadaşlıklar dostluklar unutulmaz.. O oranda ihmal eden, canınızı sıkanlar da ...
  • Bol bol fotoğraf çekin, çektirin. Yine aynı kural ..kaç kere hamile olacaksınız ki?
  • Arkadaşlarınızla görüşmeye çalışın, devam edin . Hep suçu başkalarına attık, siz yine de kendinize de dikkat edin tadını Çıkarın, siz özelsiniz ama vfazla kaprisli  alıngan olmayın . 
Sözün özü hamilelik sürecini yatırım gibi düşünün hem size hem bebeğe.. Allah her isteyene bu güzel duyguyu tattırsın :) Hamile arkadaşlara da Kolaylıklar diliyor sağlıkla bebeklerini kucaklarına almalarını diliyorum 😘

1 Aralık 2015 Salı

Çocuklarla Kapadokya Seyahatimiz ..

Kapadokya ismini ilk olarak uzun yıllar önce okul gezilerinde duymuştum, bir türlü gitmek kısmet olmamıştı ,  bu sene eşim doğumgünün için ne istersin temalı konuşma yapmaya başlar başlamaz birden Kapadokya diye çıktı ağzımdan.




Sevgili eşim de beni kırmadı Sağolsun ;) hemen plan yapmaya bölgeyi araştırmaya başladım . Seyahat öncesi bir yay Burcu olarak Çok heyecan duydum ve gittiğimiz uzun, Bozkır manzaralı yollardan sonra Kapadokya'nın doğal yapısını gördüğümde gerçekten ağzım açık kaldı, sabah 9 gibi Kartal'dan yola başladık ve akşam 19 gibi oradaydık . Karanlıkta ışıklar içinde gördüğüm Kapadokya zihnimde gerçekten büyüleyici  masal gibi bir yer olarak kaldı. Evet yol uzak İstanbul'la arası  750 km . Yol boyunca pek çok şehirden geçtik Konya ve dolaylarında Torku firmasının ağaç şekilli  ağaçlandırma tabelaları geliyor gözümün önüne, o kadar çok uzun bir alan boyunca ağaçlandırma yapılacak ki anlaşılan Bozkır olacak yeşil alan ;)





Konya'ya girdikten sonra Şereflikoçhisar dolaylarında yolun sağından gelen yoğun Işığa Kafamı çevirmemle meşhur Tuz Gölü'müzü gördüm. Deniz gibi, buz tutmuş gibi Pırıl Pırıl . Bazı Bölgelerinde göl üstünde yürüyen Çokça poz veren insan gördük. Yol uzun vakit kaybetmeyelim dedik Tuz Gölü'nü gezmeyi Üzerinde yürüme işini  dönüşe bıraktık dönüşte de Yandex'in önerdiği bir başka yoldan döndük o iş kaldı. 
Tuz Gölü-Thegoodwish Blog
Neyse yola devam. Bu arada biz yola çocuklarla çıktık bu önemli detayı . Bu detay bizi hayli zorladı :) 2 numara daha önce de Bahsetmiştim daha 2 Yaşında değil, doğal olarak uzun yolda sıkıldı, ağlamalar, sızlamalar sık oldu. Bol bol durduk, oyalamak için baya bi şebeklik yaptık. Arada telefonu verip şarkı açtık. Şarkı tercihi de belli ! Dan dan ve mış mış ! Yol boyu Gülşen ve şu son günlerin moda Şarkısı Mış mış mış da ... Kafamız güzel ütülendi yani :) Yola çıkmadan çok düşündük çocukları özellikle Bora yo bıraksak mı diye ama hem Bora'ya hem aile büyüklerine kıyamadık :) Bi yandan da hala meme emdiği için, Bismillah deyip çıktığımız yolculuğu nerdeyse 10 saatte tamamladık. Butik otelimiz Grand Cave Suites Göreme'de merkezdeydi. Akşam saatinde vardığımız Göreme'nin büyüleyici Doğası, turistik, hareketli ortamı, restoranları, etrafta bolca bulunan ATV'leri görünce Kapadokya'ya geldiğimizi hatırladım renkli oluşuna şaşırmamak Lazım burası Türkiye'nin hatta Dünya'nın sayılı yerlerinden boşuna değil yani. Bir yer meşhur oluyor ise bosuna olmuyor ;) 
UNESCO 1985'te dünya mirasları arasına almakla çok iyi etmiş. Kapadokya yani Güzel Atlar Ülkesi geniş bir coğrafyayı kapsıyor, yine de ilk akla gelen yerlerden en önemlileri Nevşehir'e bağlı Ürgüp, Göreme, Avanos, Ihlara Vadisi sayılabilir. Dediğim gibi alan geniş, gezecek yer çok ama 2 Çocukla 1 günde her yerimi gezip görmek mümkün değil, bizde elimizden geldiği kadar gezdik ;) Otele akşam ulaştık, o esnada yağmur bastırdı eyvah dedim yağmur, çocuklar gezemeyeceğiz diye üzüldüm. Neyseki sabah Pırıl Pırıl bir Güneşli güne uyandık. Bu arada gece gezmek istedim ama çocukların 
uykusu, soğuktu, yağmurdu derken odamıZda kaldık... Eşim etrafı kolaçan edip, biraz market alışverişi yapıp döndü. Ben çocuklarla kaldım tabi, bu arada biz Kasım'ın sonunda orada olduğumuz  
için ve bölge soğuğu ile tanındığından bolca kalın Kıyafet, Yün içlik vs ile gittik. Hem kalın Kıyafetler hem, sıcacık otelimiz hem de gündüz Güneş'in etkisi ile 10 derecelerdeki soğuğu bile çok hissetmedim. Biraz da butik otelimiZden bahsedeyim, avlu üzerinde odalara kurulmuş. Üst katta manzaralı bir de ufak kahvaltı salonu var. Burada çoğu yer oda kahvaltı zaten. Taş odalara, dekorasyona, geniş ve zevkli banyosuna otantik ortamına bayıldım . 

Grand Cave Suites'te her yer otantik-Thegoodwish.blogspot.com.tr


Grand Cave Suites'te Kahvaltı Manzarası-Thegoodwish Blog


Ertesi gün yani aslında kalan tek tam günümüzde kahvaltı ardından hemen lobiye uğradık, orada ki 

genç Görevli Sağolsun bize rehber gibi Anlattı tarif etti, bir de elimize harita verdi. Hemen başladık keşfe. Önce otele yakın Zelve'ye gittik. Açık Hava Müzesi de orada idi. Bora'nın arabada uyuya kalmış Olmasını fırsat bilip biz Ece ile atladık dışarı, müze açık alan ve çok geniş olduğu için oraya da şöyle dışarıdan Alıcı gözü ile bakıp hemen hediyelik Eşya mağazalarına girdik. Böyle ortamlarda bu tip mağazaları görünce hipnotize oluyorum sanki orada dakikalarca  istiyorum . :) Müze'nin mağazasından Ece için Türkiye'yi Karadeniz, Çanakkale, Diyarbakır, Mardin ve tabi Kapadokya gibi 
  tanıtan 5 kitaptan Oluşan bi set aldık. Bu arada bu Kültür Bakanlığı'na ait mağazalarda Müze Kartı olanlara %10 indirim varmış. Oradan çıktık, Ece'ye Ürgüp bebeği, bolca magnet ve de annelere doğal Taştan yöresel takılar aldık ve tabi kendime de aldım . Özellikle kendime aldığım mavi Taşlı bileziğe de bayıldım sadece 15 TL idi. 


Tabi ki ben daha da bakınırdım ama eşimin telefonu ile Koşarak ayrıldım. Her zamanki gibi, ama annene hediye alıyorum dedim ;)
Oradan çıktık, yol üzerinde Avanos tabelasını gördük ve o yöne ilerledik seramik müzesini görünce tabiri caizse Orayı tutturduk ve www.guraymuze.com ve www.gurayceramic.com e hızlıca yine Ece ile keşfe koyulduk. Bora tam anlamıyla bir afacan olduğundan ve ortalık el emeği göz nuru hem de oldukça Kıymetli seramikler ile dolu olduğundan Bora yı babası ile bırakıp gezdik, hem de jet Hızı ile. Giriş ücreti sadece 2 TL olan bu harika müzede, hemen girişten itibaren bir Görevli bizimle doLaştı, çok güzel bilgiler verdi ve Ece'ye çömlek yapması için söz verdi ;) biz daha çömlek yapımını izlemeye geçemeden Bora ve babası bize katıldı. Zor oldu ama etapları başarı ile tamamladık. 
Seramik boyayanları gördük, çömlek yapımını usta ustasını! Ve yapılışını izledik. Ece de denedi çok 
eğlendi, hatta çıkarken Dayanamayıp birşeyler bile aldık. Indirim varmış... Şarap kadehleri ve yöresel yuvarlak şişesi hem orjinal hem cazip geldi, eşim ben görmeden benim de çok beğendiğim bir modeli seçmiş, ben de kendime özel bir anı istedim ve her gün içtiğim çaylarım, kahvem için çok güzel bir 
seramik kupa Seçtim.  Müzede en ilgi çekici yerlerden biri, odadaki eserlerin karanlıkta parlaması idi.
Bora birşeyleri kırmadan sağ salim çıktık, Çıkışta bir de güzel kahve içtik çok misafirperverlerdi bizim telaşlı ve meraklı halimizi görüp ona göre yardımcı olmak istediler :) Müze sanat ve tarih sever 
bir müteşebbisin eseri, oraya giderseniz mutlaka ziyaret edin. Biz tamamen tesadüfi keşfettik, Web 

sitesinden ayrıca inceleyeceğim siz de bir Bakarsınız .



Güray Çömlekçilik-Thegoodwish Blog




Gez gez Açıktık tabi, 
Göreme merkezde yine hislerimize güvnip Sedef Restaurant a gittik ve çok da memnun kaldık. Testi kebabı, çömlek kebabı gerçekten enfesti . Bu Restaurant da akşamları canlı müzik olduşunu da söyleyebilirim . Hem lezzetli yemek yiyip hem de Fasıl ortamı yaşamak mümkün. Fasılın yemeklere de KDV si yok bu arada. Fiyatlar İstanbul gibi. Testi kebabı 25 TL. Iskender 30 TL. Şahaen Iskender e gerek duymadım ama Masada yanımızda kırılan peri bacası şekilli kebabı iyiydi.

Biraz odada dinlendikten sonra, yer altı mağazaları krizim geldi... Gitmeden dönmek olmaz dedim ve oteldeki görevlimin önerdiği biraz daha yakında olan ve daha geniş daha ferah denilen Kaymaklı yer 
altı şehrine gittik . Bu sefer arabada Ece'de uyuduğu için ben yine Koşarak yer altı Müzesi'ne girdim. Giriş 20 TL
Müze kart 40 TL..
Turnikelerde yine yardımcı oldular. Bende öndeki rehberli  gruba katıldım yer altı şehri ile ilgili anlatılanlar çok enteresandı.   Yıllar önce ne zorluklar
 Çekmişler . Bu yer altı şehrinde o dönemin insanları Roma'lıların zulmünden kaçmak için yaşamış . 
Bölgede sırasıyla Hititler, Persler, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklılar ve Osmanlı'lar yaşamış. Bölgede pek çok eser Hristiyanlardan kalmış, Mübadele sonrasında maalesef 1930 senesinden önce Orayı terk etmişler . 




Yer altı şehrinden sonra, Turasan Şarapçılık'ı ziyarete koyulduk. Bu  sefer ben çocukları bekledim eşim alışverişi i yaptı . Burası da öyle Ün salmış ki by mevsimde baya kalabalıktı. Malum Kapadokya için turistik seyahatler genelde kışın Ekim Ayında son buluyor. Gerçi burası yılın her Ayı Japon turistleri ağırlıyormuş . 



 Şarapları Alıp, Uçhisar Kalesi'nde gün batımını izlemeye koyulduk . Kalabalığı, görünce çok şaşırdım uçurum kenarında koltuklarda Çekirdek çitletip, Çay içip manzara seyreden fotoğraf çeken insanlarla doluydu. Orada yerel yemiş satan bir yerden doğal  kurutulmuş, çileklerden ve üzümlerden aldık çok güzeldi. 

Kapadokya'da gün batımı için Uçhisar Kalesi-Thegoodwish Blog


Buradan sonrası dönüş :) işte gezimiz bu kadar kısa ve expres oldu TADI damağımızda kaldı. Daha gezecek, görecek çok yer var. Buraları, tekrar yaşamak görmek isterim, balonlara zaten binme cesaretim yoktu ama görmek isterdim göremedim erkenden uyanmama rağmen meğer bizim gittiğimiz hafta rüzgârdan dolayı hiç Uçuş olmamış. Kısmet. Uzun lafın kısası Kapadokya büyüleyici özel ve güzel bir yer. Gerçekten Vatanımız cennet, güzel günler görüp yaşayabilmek dileğiyle bir çocuklu seyahat notlarımın sonuna geldik ;) Yeni gezilerde görüşmek dileğiyle;)





LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...