21 Mart 2016 Pazartesi

9 Adımda bahar yorgunluğunu üzerimizden atıyor bir de zayıflıyoruz

Orhan Veli "Beni bu güzel havalar mahvetti" derken  aklı başka yerlerdeydi illa ki.. Aşk gibi, başıboşluk gibi..Bir de bu havaların ilk geçiş günlerinde özellikle neredeyse hepimizi etkileyen bir yorgunluk kısmı var. Adına bahar yorgunluğu denilen. Bahar aylarında çevremizde arttığı söylenen negatif iyonların bizi hasta gibi yaptığı şeklinde . Zaten negatif birşeyin insanı bozmaması mümkün mü..Neyse  Muhtemelen bahar yorgunluğu sizi de şu an etkisi altına almış olabilir.

Sabahları yataktan kalkarken zorlanma
Gün içinde aniden pilin bitmesi
Bir keyifsizlik, bir isteksizlik. Güçsüzlük gibi..

Uzmanlar geçiş dönemlerinde bu tip şikayetlerin normal olabileceğini ancak yine de dikkat edilmesi gerektiğini söylüyor bu belirtiler eğer 2 haftayı geçer ise o zaman doktorun kapısını çalmak ve çeşitli testleri yaptırmak gerekiyor. Tiroitler ya da diğer hormonlar ile ilgili bir sorun olabilir. Veya vitamin eksiklikleri.
Peki biz bu geçiş döneminde, bahar yorgunluğunu hafifletmek için ne yapabiliriz.

İşte bahar yorgunluğunu savuran 9 madde;
  • Gün ışığından daha çok faydalanın, Dışarı da geçirdiğiniz minimum bir 20 dk yaratın. Araçtan araca, arabadan işe, evin kapısına uzanan yolculuklara yürüyüşler ekleyin. 
  • Daha sosyal olun, arkadaşlarınızla görüşmek için fırsat yaratın. Çalışırken bunaldığınızda mola verin yoksa konsantre olmakta zorlanacaksınız. Zihni açmak için imkan varsa açık havada nefes egzersizi yapın. 
  • Sigara içiliyorsa bırakmak için bir neden daha, zira sigara tüm semptomları arttıran bir faktör.
  • Kış boyunca yüksek kalorili, yağlı ve şekerli beslenip birden yaz geliyor endişesiyle şok diyetlere başladıysanız bu da size " elim ayağım tutmuyor " sözlerini söyletecektir. Pazarlarda, manavlarda gördüğünüz domates, salatalık ve diğer mevsim meyve ve sebzeleri sofranızdan ayırmayın. Daha hafif beslenmeyi alışkanlık haline getirin. Porsiyonları küçültün. 
  • Eskiden de geç yatıp erken kalkardık ama bu aralar durum farklı değil mi? O zaman uyku saatininizi biraz geriye çekip 8 saat uyumaya gayret edin. Her gün uykunuzu eksik aldığınızda bir sonraki güne eklenen uykusuzluk sizi kuvvetten düşürür . Hastalıklara da daha açık hale geliriz.
  • Su su su .. Su eksikliği pek çok rahatsızlığın altından çıkıyor. Özellikle şu dönemde ne kadar su içtiğinizi takip edin, su içmeyi unutuyor olabilirsiniz. 
  • Çok cola, kahve, çay gibi kafeinli içecekleri de bu dönemde daha dikkatli tüketmek de fayda var. Bitki çaylarına şans vermelisiniz. www.caykursatis.com adresinden şifa deposu beyaz çay bile bulabilirsiniz.
    Gençleştiriyor, zayıflatıp, kansere karşı koruyor, enerji deposu bu çay biraz pahalı. Bu kıymetli çayı çaykur mücevher gibi kutuya koyup adrese gönderiyor fiyatı da 80 TL. Beyaz çaya sahip olmak biraz zahmetli geldiyse her markette bulunan yeşil çaydan her gün 2 fincan yeşil çay için. Günün yorgunluğunu, stresinizi melisa çayı ile atmayı deneyin.
  • Her şeyden önemlisi pozitif düşünmeyi, elden bırakmamak gerekiyor. Ayrı bir yazı konusu aslında ama, son dönemde üllke de yaşanılanlar ve yaşadıklarımızı daha da kötü hale getiren bir topluluk dili ile çevrelendik hepimiz bu da bizleri daha karamsar, umutsuz, öfkeli yapıyor. Duyarsız olalım demiyorum ama, değiştiremeyeceğimiz şeyler için söylenip, öfkelenmenin somut bir faydası yok aksine bizi aşağı çekiyor. Onun için mümkün mertebe biraz kulakları tıkayıp, uzaklaşmak gerekiyor. Gün içinde kendinize ayırdığınız bir zaman dilimi mutlaka olsun. Ve o boşlukta sadece güzel şeyler düşünün. 
  • Şok diyetlerden uzak durun ancak yaza geçişte hem zayıflatan, hem faydalı bir kür isterseniz Prof Dr. İbrahim Saraçoğlu'nun lahana kürünü deneyebilirsiniz.
Lahana Kürü Nasıl Yapılır:
Kaynamakta olan yarım litre suda 6- 7 adet beyaz lahana yaprağını, 10 dakika ağzı kapalı olarak hafif ateşte pişirin.
•Sabah ve akşam olmak üzere aç ve tok karına birer su bardağı için. Bu işleme toplam 5 gün devam edin.
•Bu kürü 5 gün uyguladıktan sonra 3 gün ara verin ve tekrar 5 gün uygulayın. Böylece 10 günlük kür tamamlanmış olur.
•Toksin atıcı ve bağırsak kanserini önleyici bu 10 günlük kürü, 1 yıl boyunca 3 ya da 4 kez yapmak en doğrusudur.
•10 günlük kür için kesinlikle ihtiyacınız olan miktarı bir defada değil, her gün taze olarak hazırlayın.
•Kan dolaşımını düzenlemek amaçlı kullanımda 3-4 adet beyaz lahana yaprağı, kaynamakta olan yarım litre suya atılır ve hafif ateşte ağzı kapalı olarak 15 dakika pişirilir.
Sabah ve akşam aç veya tok karına bir su bardağı içilir. Her 3 günde bir, 3 gün ara verilerek toplam 21 gün içilerek uygulanır. 3 aylık aradan sonra tekrar; her 3 günde bir, 3 gün ara verilerek, toplam 21 gün içilerek ikinci ve son kür tamamlanmış olur.



18 Mart 2016 Cuma

Elmalı Kurabiye! Hem de şekersiz ;)

Tatlıyı, çikolatayı, hamur işini çok sevenlerdenim ben de, hele de çay yanına atıştırmalık kurabiyeleri kim sevmez.
Ama malum yeme içme işlerini biraz dengede tutmak, vücuda giren şekeri zapturapt altına almak lazım. Şeker, zamanla birikip yağa  dönüşüyor biliyorsunuz. 
Çayı kahveyi ve yanında yenenleri çok seven biri olarak, hem şekersiz olan hem de lezzetli ne olabilir diye aranırken bulduğum tarifleri karıştırıp bi kurabiye yaptım, hem de bence lezzetli oldu ;)




Malzemeler; 
  • 2 yumurta
  • 2 elma 
  • 1 dolu tatlı kaşığı tarçın
  • İstenirse 1 çorba kaşığı kakao 
  • 1/2 çay bardağı kuru üzüm
  • 2 su bardağı yulaf ezmesi
  • 2 su bardağından az tam buğday unu (Ya da un yerine rondodan geçirilmiş keten tohumu da olabilir, iyice sağlıklı olsun :))
  • 2 yemek kaşığı tereyağ
  • 1 er paket vanilya ve kabartma tozu
  • Süslemek için fındık 
 Bu malzemelerle 1 tepsi kurabiye oluyor.

Böyle ayıcıklı şekil verdim ilk başta ama tabi onları tepsiye dizmesi zor olunca, kalanları klasik şekillendirdim ;)

Yapılışı:
Elmaları kabukları soyup, rendeleyelim sonra  un hariç tüm malzemeleri ilave edelim. Hamur ele yapışmaz hale  gelince un ilavesini bırakalım. İstediğimiz gibi şekil verebiliriz.Şekil verdikten sonra, kurabiyelerin üzerinde parmağınızla yer açıp fındık ekleyelim (isteğe bağlı) Önceden ısıttığımız 170 derece fırında hafif kızarana kadar pişirelim. Soğuyunca servis edelim. Afiyet olsun :)

Not: Elma ve kuru üzümün doğal şekeri sayesinde kurabiyeye extra şeker ilavesine gerek kalmıyor. İsteğe bağlı ceviz, hurma, fındık gibi yemişlerden de ilave edebilirsiniz.







16 Mart 2016 Çarşamba

Para para para...Az harcamak için kendinize sormanız gereken 5 soru

Konu tüketim, konu gereksiz harcamalar ve hepsine araç "para"
Bir taraftan büyük evlerimize sığamıyor, bir taraftan almaya devam ediyoruz.
Bir taraftan borcum var diye şikayet eden dostunuzun elinde en son model cep telefonu gözünüze çarpıyor ve bitmeyen lüks harcamaları..
Sanki mecburmuş gibi alışveriş yapıyoruz, sürekli alışveriş yapmamız gerektiği bize empoze ediliyor.

 "Mutluluk" eşyaya endekslenmiş durumda. Reklamlar, magazin haberleri, yeni pazarlama akımları hep aynı şeyi yapıyor. Zihnimizin içinde bir yerlerde aradığımız mutluluğun "yeni" eşyalarda olduğuna inanıyoruz.

Hele Tv'de gördüğüm akıllara zarar yeni bir program var ki...Erkekler eşlerini sanayiye götürür gibi burnunu kaldırtıyor, yanaklara, göz kenarlara botoks sıktırıp ve tabi kıyafetlerini baştan aşağı yeniliyorlar. Format gereği eşin gardrobunda ne varsa hunharca atılıyor.
Çok izleyemedim, içim almadı ama izleyip de unutamadığım bir bölüm oldu . Koca kişisi karısının kıyafetlerinin neredeyse çoğunu attı. Neden dedi, sunucu kız.. Gerekçe yenisi gelsin, 3 yıl oldu ona bu elbiseyi alalı sıkıldım.. Atın gitsin. Yüksek paralara alınmış, gece elbiseleri, hiç giyilmemiş, az giyilmiş ne varsa şımarıkça fırlatıp attı . Şahsın maddi durumu da öyle ahım şahım değildi bu arada, hani . Hoş olsa da bu durumu haklı  göstermezdi diye düşünüyorum.
Şahsen üzerime oluyor ise, yırtığı vs. si ile giyilmez durumda ise pek çok kıyafetim dolapta yerini bekliyor. Hani  insan arada sıkılır anlarım ama hem çok para ver, hem kısa sürede çöpe at benim mantığım pek almadı. 
Neyse herkes istediğini yapmakta özgür, ama böyle yaşayıp bir yandan da ay sonunu getiremiyoruz diye kara kara düşünenler var ise durup düşünmek de fayda var.
Para ve ekonomi konularında benim takip ettiğim beğendiğim bir isim var Özlem Denizmen. 
Bu konulara kafa yormuş halkı bilinçlendirmeyi şiar edinmiş bir genç ve güzel kadın. ŞIK da neden bunları vurguladım, çünkü parasını ekonomik harcayanlardan.
Kolay değil bu devirde tutumlu olabilmek, öyle çok reklam, kampanya ve hatta sübliminal mesajlar var ki bize al al diyen. Minimalist akımlar, sade yaşam akımları da var bir yandan ama öteki daha güçlü. Giyime kuşama az harcayan ünlü kişileri görünce  hayret ediyoruz, haber konusu oluyor. Paraları var ama neden öyle yapıyorlar derseniz mesela Facebook patronu Mark Zuckerberg'in yanıtı basit: " Kafamı o işlerle meşgul etmek, ne giysem diye düşünmek, bunun için extra paralar harcamak istemiyorum . Parayı daha "getirisi " olan işlere harcıyorum diyor. Mesela yardım etmek gibi...Getirisi insanlık ..Daha ne olsun.
Gelelim sadede Özlem Denizmen diyor ki bir şey satın alırken kendinize şu soruları sorun 
  • Bu bir istek  mi? İhtiyaç mı?
  • Evde bundan var mı??
  • Alırsam kaç kere kullanırım? 
  • Bütçemde buna yer varr mı?
  • Borçlanmaya değer mi?
Deneyin bakalım ne olacak, yine de gereksiz, kısa sürede bir kenara atacağınız şeyler alacak mısınız ;)


15 Mart 2016 Salı

Özelliklerinin farkında mısın?

Kendini koyun sanan aslanın hikayesini bilir misiniz?

Minik aslan yavrusu bebekken annesini kaybeder, onu tek başına  ormanda bulan koyunlar tarafından koyun sütüyle beslenip büyütülür. Aslan artık büyümüştür ama aslan olduğunun farkında değildir, kendini koyun zanneder.

Bulundukları bölgenin etrafında dolaşıp koyunları avlamak isteyen çakallar, kurtlar aslanı görünce geri adım atarlar ama aslanın çekimser halleri onlara güç verir ve sürüyü rahatsız etmekten çekinmezler. Koyunlardan birisi aslana gider ve durumu anlatır. "Sen koyun değil aslansın, g gücünü göstersen çakallar, kurtlar bizleri korkutamaz" "Bir kükresen bu bile yeter onları savuşturmaya" der.

Aslan ise bu duruma hayret eder, ilk kez böyle bir şeyi duymuştur. Aslan olduğundan haberi yoktur, söylenene inanmaz. 

Koyun arkadaşı seni inandıracağım deyip, kendini koyun sanan aslanı alır ve bir su kenarına giderler. İlk kez suya eğilirken sudaki aksine dikkat eden aslan bir kendine bir de koyun arkadaşına bakar ve aralarındaki farkı ilk kez o gün fark eder. Kendisi yeleleri, güçlü pençeleri, kaslı iri vücüduyla gerçekten de bir aslana benzemektedir. Çok şaşkındır, aslan olduğunu gözleriyle görünce inanır, kendini daha güçlü, daha kuvvetli hissediyordur artık. Bugüne dek hep me'le miştir kükremeyi denemek ister ve gerinir kükrer.. Kükremesiyle etraflarına sinsice yaklaşan vahşi hayvanlar geri çekilir. Aslan o güne dek hep içten içe farklı olduğunu hissetmiş ama hep koyunlarla bir arada olduğu için ve de buna inandırıldığı için başka türlüsünü düşünmemiştir. Kendini görmemiş, tanımamış fark etmemiştir. Ama o günden sonra herşey değişmiştir aslan için, engel gördüğü pek çok konuda tek yapması gereken kendinde bugüne dek saklı olan gücü hatırlaması yeterli olmuştur.

Aslan kaybettiği yıllara üzülür, ama çok geçmeden kendini tanıdığı için mutludur. Koyuna içindeki gücü dışarı çıkarttığı için teşekkür eder. Geleceğe daha güvenle bakar ve mutlu mesut yaşarlar :)



Hikayedeki Aslan'a doğruyu gösteren bir arkadaşı olmuş.
Herkesin böyle dostu ya da imkanı olmayabilir. İçindeki gücü kendisinin ortaya çıkartması gerekir o zaman..
Peki sen ? Kendinin farkında mısın? Koyun musun? Aslan mı? Yoksa Kaplan mı :)?



9 Mart 2016 Çarşamba

Benim Adım Malala

Malala(Yousafzai) 1997 doğumlu Pakistan'lı sıradan bir kız. Kendisi de kendini böyle görüyor.

Onu farklı kılan, 2014'te Nobel Barış Ödülü almasına sebep olan konu ise hikayesi, kendi gayretiyle değiştirdiği kaderi.
15 Ocak 2009'da Taliban'ın resmi olarak kızların okula gitmesini yasaklaması ile hikaye başlar.
Sonrasında "burka" giyerek okula gitmelerine izin çıkar. Çıkar ama ülkede Taliban'ın yarattığı gerginlikler, terör olayları, özellikle kız çocuklara yönelik olumsuz tutumlar sonrasında okul kapanır. Malala susmaz, bu durumu kabullenmez ve burduğu her fırsatı sesini duyuracak, ülkesinde kız çocuklarının yaşadığı haksızlıkları dünyaya anlatmak ister ve babasının da desteği ile sesini duyurur, bu ses BBC Kanalı'na, New York Times'a kadar gider. Bu organlarda sesini duyurur ve anlattıkları, Taliban militanlarıyla hayatlarının nasıl olduğunu anlatır. Röportajlar verir.


Şöyle der; Bir çocuk, bir öğretmen, bir kitap, bir kalem tüm dünyayı değiştirebilir.
Öyle de olur ve dünyası değişir.
Artık Taliban'ın ölüm listesindedir,tehditler almaya başlar ve  bir gün arkadaşları ile okul dönüşü Taliban militanları tarafından 2012 senesinde vurulur. Ölümle burun buruna gelir, durumu kötüye gidince. Özel ambulans uçakla İngiltere'ye gönderilir. Tedavisi 1 yıl sürer. Bu kötü olayla sesini daha da duyurmuştur, iyileşip sağlığına kavuştuktan sonra "Benim adım Malala" isminde yaşadıklarını anlatan bir kitap yazacaktır. 

ABD Lideri de olaylara sessiz kalmayarak tavrını ortaya koyan liderlerden biri  olmuştur.



Yaşadıkları, hayatını öne koyarak ülkesinde yaratmak istediği değişim öncelikle onun hayatını büsbütün değiştirdi şimdi İngiltere'de yaşıyor, tehditlerse kesilmiş değil bu yüzden 7/24 koruma altında. Ülkesindeki tüm kızların hayatını değiştiremese de bu yönde çalışmaları devam ediyor. Cesurca dünyaya ülkesinin sorunlarını anlatarak, kitap yazarak, aktivist eylemleri ile de küçücük yaşının üzerinde büyük bir başarı elde etti. 



Ülkemizde ise hala çocuk gelinlerin olduğu, kız çocuklarının hala bazı bölgelerde erkeklerle eşit eğitim hakkı olmadığı biliniyor. 

Yapabileceğimiz en basit ama en etkili işlerden biri bu konuyu duyurmak, #kızlarasesver etiketi ile bu alanda sosyal medyada paylaşım yapabilir, kampanyaya SMS göndererek 10 tl bağışta bulunabilirsin. 


NAT GEO’nun, UNICEF Türkiye Milli Komitesi işbirliği ile başlattığı; “Kızlara Ses Ver” kampanyasına vereceğin her destek, kız ve erkek çocuklarının eşit eğitim hakkı için umut oluyor.

Toplanacak fon ile Türkiye'de kız çocuklarının kesintisiz, cinsiyet ayrımcılığı olmadan dilediği gibi eğitim hayatına devam edebilmesi hedefleniyor.

Dün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'ydü çokca slogan, bolca güzel söz duyduk. Kadınların eşitiğinden dem vuruldu çoğu yerde. İşte şimdi eli taşın altına koyma zamanı, sende tıoplumun geleceğin için Kızlara SES ver.

3005’e SES VER yaz gönder,
10 TL bağışta bulun.



UNICEF Türkiye Milli Komitesi
TÜRKİYE İŞ BANKASI - ÇANKAYA ŞUBESİ
Hesap No: 777000 
IBAN: TR42 0006 4000 0014 2380 7770 00


Detaylar
http://www.benimadimmalala.com/kizlara-ses-ver

6 Mart 2016 Pazar

YAŞASIN BARIŞ





Kızımla gittiğimiz 2. tiyatro oyunu, ilk seferden bu yana 2 seneden fazla zaman geçmiş.

Hamilelik, doğum, Bora biraz daha büyüsün derken.

Geçen gün Üsküdar Müsahipzade Celal Sahnesi'ne bu kadar yakın olup da yıllardır tiyatroya gitmemek ayıp deyip, çok sorgulamadan ilk çocuk oyununa iki bilet deyip bilet aldım, Bilet fiyatları yetişkin, çocuk fark etmeksizin 4 TL.

Fiyat böyle hesaplı olunca, biletler hızlı tükeniyor.O yüzden 3-5 gün önceden gidip bilet almak isterseniz çocuk oyunlarına yer bulmak pek mümkün olmuyor, 2 hafta kadar önceden bilet alınca istediğiniz yerden yer bulma imkanı yüksek. Biz 2. sıradan yer aldık, sinema için yakın önerilmez ya tiyatro da ön sıralar ayrıca keyifli.

Bugün gittik oyuna güzel zaman geçirdik Ece de sevdi. Oyun 5 yaş ve üzeri için uygun. 3-4 yaşında çocuklarla da gelenler vardı, onlar sanki biraz sıkıldı, biraz korktu. Yani uzaktan gözlemim bu şekilde oldu :)

Haricinde salonda tüm çocuklar da oturdukları yerden bol bol oyuna dahil oldu. Heyecanla barıştan yana taraf olup kötü Vezir'in oyununu bozdular :) Ece çabuk sıkılabilen bir çocuk sıkılmadı, hatta "Babam çağırsa da çıkmayalım, sonuna kadar izleyelim." dedi :) Savaş ve barış konusu aynı zamanda eğlenceli bir şekilde aktarıldı. Çocuk oyunu olsa da tekrarlarla dile getirilen son günlerde bıkmadan usanmadan söylediğimiz gibi "Savaş değil barış istiyoruz" oldu. Oyunda birlik olmanın önemi, barış içinde yaşamanın güzelliği. Ve pek çok masalda da olduğu gibi kötülük yapanların, eninde sonunda cezasını çektiğini bir kez daha gördüler ve oyunun sonunda miniklerin yüzleri gülüyordu.

50 dk.oyunda iki ülkenin arasındaki toprak sorununu çabuk çözüp, tatlıya bağladılar.

Çocukların da yetişkinler gibi televizyonlardan gördüğü ve daha da kötüsü yaşayarak tecrübe edindiği "savaş" ,"esaret" ve "şiddet" gibi olumsuz durumları neredeyse kanıksar vaziyette olduğu günümüzde bu oyunun verdiği mesaj sübliminal :) ya da direkt mesaj olarak çok önemli.

Özellikle doğuda, güneydoğu da keşke pek çok aile çocukları ile birlikte bu oyunu izleyebilse. Buradan yetkililere, ve değerli tiyatroculara selam ederim :)

Ne demiş M. Kemal Atatürk Tiyatrosu olan bir ülkede kötülükler, çirkinlikler, yanlışlıklar sürüp gitmez.


1 Mart 2016 Salı

Pasta yiyemiyorsanız, için!

Sağlıklı yaşam trend oldu olalı pasta. börek, çörek yerine hep bi alternatif arayışları içindeyiz. Biz önümüze geleni yesek de bi şekilde karşımıza çıkıyor, tv'den duyuyoruz..  Kestane şekeri yerine alternatif fasulye ezmesi, antep fıstığı yerine ıspanak . Gojiberryler, yulaflar havada uçuşuyor. Benim önereceğim şey uçuk bilmediğimiz birşey değil, çocukluktan beri bildiğimiz birşey aslında.
İster dondurmalı yapın ister dondurma eklemeyin sadece muz, süt, bir avuç ceviz ve bir kaşık balı blendırda karıştırıp için. Tatlı yerine geçen, doyurucu besleyici, enerji verici bir içecek. Gerçekten 1 bardak muzlu süt pasta yemiş gibi hissettiriyor, pasta gibi ağırlık da vermiyor, tam tersine enerji veriyor zaten kendisi sporcuların egzersiz öncesi vazgeçilmezlerinden. Çocuklar da seviyor.
Bal, ceviz, muz, süt karışımı neredeyse pasta için bir un, bir de şeker  eksik :)

Madde madde faydaları görmeyi çok severiz.
İşte muzlu  ballı, cevizli sütün faydaları;

  • Muz içeriğindeki 3 çeşit şekerle yoğun şekilde enerji  ihtiyacını karşılayacak.
  • Depresyona  girmenizi önler :) muzun içinde bulunan bir madde olan triptofan serotonin, vücudumuzda serotonin salgılanmasına yol açarak bizi mutlu eder.
  • Muz şekerli ama B6 vitamini sayesinde şişkinliği önlüyor, vücudun aşırı su tutmasını önlüyor. Zayıflamaya yardımcı oluyor.
  • Potasyum bakımından da zengin, krampları önlüyor. 
  • Dengeliyor; Kan şekerini ve mide asidini..
  • Lifli oluşu kabızlığı önlüyor.
  • Bal extra enerji katıyor :) diyet için eklenmese de olur. Muz yeterli olur 
  • Ceviz içindeki faydalı yağlar hem beyne hem kalbe faydalı. Aynı zamanda yaşlanma karşıtı Omega 3 deposu
  • Cilde faydası ile bilinen E vitamini cevizde bolca var.
  • Cevizin kolestrolü düşürdüğü bilinir, bazı kaynaklarda zayıflattığı da yer alıyor.
  • Cevizde bulunan çinko, demir ve  biyotin saça ve cilde çok iyi geliyor.
  • Sütün faydalarını hep biliriz ilk başta kemikler için ilk akla gelen besinlerden olan süt, yağ yakmaya da yardımcı imiş. 
Namı diğer milk shake'i evde kolayca yapabilir ve lezzetiyle faydalarının bir güzel keyfine varabilirsiniz .
Uzmanların söyledikleri bu yönde bir de lezzet var, enerji var, sinir stres bırakmıyor, tatlı mı tatlı daha ne olsun.
O zaman şerefe :)


LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...