28 Şubat 2017 Salı

Bilmem Kaç Adımda Tuvalet Eğitimi...Bez Bırakma Denemeleri ve "Mutlu Son" :)


Bim Bam Bom çok şükür dostlar :D Bora 3 yaşına 1 ay kala bezi bıraktı, 6 aydan fazla süredir bu konu ile ilgileniyorduk. Hala daha biraz diken üstünde olabilirim bu konu ile ilgili ama pek çok km. taşı gerçekleştiğine göre bu süreci burada paylaşabilir, sıkıntılı ebeveynleri belki rahatlatabilirim diye düşündüm. ( Not: Bu yazının yazımı esnasında  1 kez parkeler sulanmıştır, ama olsun, detaylara takılmıyor, büyük resme bakıyoruz :) ) 



Oğlumun bez bırakma sürecinde, tabi ki internet yazılarına, uzman ve doktor görüşlerine, blog yazılarına başvurdum. Okuduğum yazılarda dikkatimi çeken, genelde bu süreçte verilen süreler, adımlar oldu.
Bu durumu 2. kez tecrübe ediyor olmama rağmen, bu sefer hazırlıksız yakalanmış gibi hissediyordum kendimi, Ece'de bez bırakma aşaması hızlı geçmiş gibi geliyor, belki de üzerinden zaman geçtiği için, sanki daha kısa sürede (1 hafta kadar) bu iş olup bitmiş gibi geliyor. Ki gerçekten de çok ortalama bir kıyaslama yapacak dahi olsam, Ece çok daha kısa sürede bezi bırakmıştı.
Bora da biraz afalladım açıkcası, çünkü bezi kirli de olsa öyle çok rahatsız olmuyordu. Bezi son damlasına kadar kullanıyordu benim tatlı oğlum, çok ekonomikti doğrusu :))) Ece mesela biraz kirlense rahatsız olurdu, belki de ondan mı daha çabuk bıraktı bilmiyorum.. Gerçi kime sorsam, erkek bebekler bana kızacak şimdi ama 👦😁 tembel ve rahat oluyor, daha geç bırakıyor diyordu.
Neyse negatif ayrımcılık yapmayayım ;) Doktorlar da erkeklerin, kızlara nazaran daha geç çişini tutmayı öğrendiğini söylüyor. Çiş tutmada devreye giren kaslar, daha geç gelişiyormuş.



Bora farkındalığı yüksek, baya baya laf dinleyen, işine gelince anlayan bir çocuk ama bez bırakma konusu düşündüğüm gibi olmadı. Orada işler değişti.



Haydi bismillah deyip başladıktan sonra, üst üste o çişler, kakalar küloduna, etrafa yapılınca ben de bu iş olacak illa! deyip de devam etmek istemediğim için, çocuğu da yormaya, zorlamaya gerek yok diye düşünüp aralar verdim.

Bora'nın bez bırakması aralıklarla, kesintili bir şekilde 6 aydan biraz daha fazla zaman aldı. 2.5 yaşına gelmeden ilk denemeleri yapmaya başlamıştık ve 3 yaş doğumgünü pastasının mumlarını üflerken poposunda bez yoktu :)

Ev içinde bezi bıraktıktan sonra 1 hafta kadar da dışarı çıkarken, gece yatarken de onunla konuşup bezini altına taktık. Sonra çıkarttık.

3 gecedir uykularda ve dışarıya giderken bez takılmıyor, yani o kısmı  çok yeni  :) O yüzden diken üstünde kaldım dedim yazının başında ya gece biraz sık uyanmış olabilirim. Gece çişe de tuttuk, daha doğrusu eşim tuttu. Bu konuda desteğini inkar edemeyeceğim ;) Zaten bu iş ekip işi değil miiii.

Farkındayım çok ilkeli, çok kararlı bir yazı olmuyor ama böylesi de lazım ama öyle değil mi :) Hani çocukları çok geç yatırmama, veya zararlı yiyeceklerden uzak tutmaya çalışma konularında biraz daha kararlıyım belki ama o kurallarda çoğu zaman esniyor. Bez bırakma konusunda da Bora beni biraz şaşırttığı için, ben de bu yolu seçtim, onun hazır olduğu zamanı bekledim! Ama tamamen de ona bırakmadım, bol bol hatırlatmalar yaptım. Beynini yıkadım belki de 🙊

Uzmanların da hepsinin bir ağızdan söylediği aynı şey aslında, önce çocuk, sonra anne hazır olacak ve kesinlikle çocuğun psikolojisini bozacak şekilde, kızmalar, bağırmalar, hakaretler, küçük düşürmeler yok. Biliyorum toplumumuzda herkes herşeyi düşünmeden söyleyebiliyor. Çocuklara karşı hele, çokca düşünmeden ilgili ilgisiz kişiler, olumsuz etkileyebilecek eleştirilerde bulunabiliyor. Ama yapacak birşey yok, biz yine de dikkat etmeye devam edelim.

Ben tuvalet eğitiminde neler yaptım, neler yapmadım, neler öneriyorum. Kısaca bahsedeyim, size de fikir olsun. Sonuçta bu konuda da "her çocuk özeldir, her çocuk farklıdır" ilkesi devreye giriyor ama yine de annelik serüveninde, pek çok konuda olduğu gibi deneyimleri okumak, duymak yararlı olabiliyor.
Neler Yapmalı?

Her konuda olduğu gibi bu konuda da çevrenizden, okuduklarınızdan, bloglardan ;) birşeyler öğrenebilirsiniz. Her söyleneni zaten yapmazsınız, ama kulağınıza küpe olsun, fikir olsun. Aşağıda yazdıklarımın bir kısmı "bence" bir kısmı, okuduklarımdan, bir kısmı eş, dost tecrübesi olanlardan harmanlar ;)

  • Çocuğun hazır olması kadar, annenin de hazır olması en önemli konu. Diğer türlü karşılıklı strese giriliyor. İşte o zaman bu iş çocuk için daha sancılı olabiliyor. 
Şu meşhur sinyaller neler derseniz? Benim ilk aklıma gelenler ve tabi ki uzman görüşleri ⥥
  1. Sabahları uyandığında bezin kuru oluşu. 
  2. Özellikle kaka yaparken, koltuk arkası, kapı arası bir yerlere saklanma, tuvaleti uzaklaşıp yapma durumu.
  3. Ve tabi bezden rahatsız olmaya başlama, dile getirme.
  4. Bezin 1-3 saat gibi sürelerde kuru kalıyor olması.
  5. Pantalonunu, eteğini, külodunu kendi çekip indirebiliyor olması.
  • Çocukla iletişim kurulmaya başlandıktan sonra bu konuda onunla daha işleri eyleme dökmeden konuşmalı, anlatmalı. Örneğin yakında artık sana bez takmayacağız, büyüyorsun abi, abla oluyorsun. Sana güzel külotlar alacağız vb... gibi gibi. Örnekleri çoğaltmak mümkün. 
www.penti.com


  • İşin fizyolojik kısmı da var, doktorların dediğine göre . Merdiven çıkmayı becerebilen çocuk artık, "tuvalet tutma" kasları da gelişmiştir. Doktorlar ay olarak 24 aydan sonra bu kaslar gelişir diyorlar.

  • İlk çiş ve kakalarda onlar da bu durumu, tuvalete, oturağa yapmaya alışık olmadıklarından normalden uzun süre tuvalette, oturakta zaman geçebiliyor. Bu ilk zamanlarda yanlarında olup destek olmakta fayda var :) 
    Temsili :)

  • Anlamaz demeden güzel güzel anlatmaya, konuşmaya devam etmeli. Etrafı bol bol ıslattığı günlerde, rica ettim. Ne olur tutamazsan da halıya, koltuğa yapma :) Taş yerlere, olmadı parkeye yap bile dedim 🙈

  • Deminki maddenin üstüne herkesin söylediği gibi sabırlı, kararlı, sakin olmalı diyeceğim ama "kararlı" kelimesine düzeltme yapmak lazım benim açımdan, çünkü 6 aylık süre zarfında çok aralar verdik, hazır olmadığını hissettiğimde diretmedim. Ancak  vaz geçip, tekrar deneme konusunda kararlı oldum.

  • Mümkünse bu işi daha hızlı çözmek adına, çok da farklı yerlere gitme gelme, kalma yapmamalı. Bizim biraz da bundan uzadı, bir iki seyahat girdi araya, eğitimler rafa kalktı. Emzirme kampı gibi, bir süre çocuğun sıklıkla yakınlarında olup, onun çişinin, kakasının gelme sinyalleri üzerinde yoğunlaşmalı : ) Oturakla çok haşır neşir olmalı, hemen oturağa koşturmalı. Çünkü özellikle ilk zamanlarda, bezden alıştıkları gibi hiç beklemeden çişlerini yapmak isteyebiliyorlar.:)

  • Bol bol karbonat alın :) Etrafa çiş yaptığı dönemde, yani aslında arada bir hala daha.. Çişli bölgeyi kuruladıktan sonra 20 dk. yarım saat karbonat döküp bekletip, sonra da elektrik süpürgesi ile süpürme yöntemi ile koku ve temizlik işini çözdüm diyebilirim. Karbonat stoklayın.

  • Kazalar olur, çok sıkmayın canınızı çocuğu da sıkmayın. Kazalar sıklaştıysa, biraz ara verin. Ona da kendinize de işkence olmasın. Tabi bu ara verme durumu size bağlı, yok ben hiç rahatsız olmuyorum, böyle böyle alışacak diyorsanız o da bir yöntem . Başta da dediğim gibi, her çocuk de her anne de farklı. Ancak ben o üst üste etrafa çiş, kaka yapmalarda çok yoruldum bunaldım, baktım işe yaramıyor pes ettim, mola istedim . Tekrar başladım.

  • Gerekirse rüşvet verin :)  Yani ödüller, sticker'lar olabilir, küçük arabalar, küçük bebekler, minik minik hediyeler olabilir. Çikolata.....Bizimki çikolatayı çok sevdiği için, en etkili ödül çikolata oldu ne yalan söyleyeyim. Her ne kadar fazla çikolata yemesini istemesem de itiraf edeyim, çikolata aldık, çişini oturağa yaptıkça günde 1 kez verdik. İşe yaradı..Alttaki görsel gibi bir örneği, basıp evde duvara asıp kullanabilirsiniz. Ben üşengeçlikten yapamadım. Google'da "potty training chart " , "tuvalet eğitim çizelgesi" diye aratabilirsiniz.
Örnek bir potty training chart/Tuvalet eğitimi ödüllü çizelgesi de diyebiliriz.


  • Rüşvet kulağa hoş gelmedi değil mi? İşin özü bol bol teşvik, yüreklendirip, cesaretlendirme, övmek de yarar sağlıyor. Olmadı ise, kaçırmalar, kazalar olduğunda da insanız tabi yüzümüz düşüyor, moralimiz bozuluyor. Herşey bir yana, bize extra iş çıkıyor! Ama çok aşırı tepkiler vermemek de fayda var. Çocuk birşeylere tepki için bile yapsa, kaçırsa..Bunu negatif anlamda değerlendirmemeli.

  • Halıları komple kaldıran da var ama biz de zaten çok yerde halı yok, onun için olanlara pek dokunmadık. Ancak uzun süre koltukların üzerlerine alezler örtüler serdim. Şimdi yatağa kat kat alez koymuş durumdayım.

  • Bu konu ile ilgili kitaplar, çizgi filmler, kartlar, oyunlar . Hepsinin faydası olabilir, alın, okuyun, okutun. Kitaptan zarar gelmez :)

  • Alıştırma Külotları? 2-3 tane aldık, ancak hiç işe yaramadı. En sonunda çöpü boyladı. Ne bedeni tam uyuyor, çocuk açısından da külot değil o, bildiğimiz bez . Onun için yapıyor gidiyor.


  • Erkek çocuklar için bu konuda önerilen şeylerden biri çantada plastik şişe, ya da kavanoz taşımak olabilir. Acil çiş gelmesi durumları için :) Ve bir süre yanda yedek kıyafet taşımak da fayda var. Ne olur, ne olmazlar için.

  • Oturak, adaptör ?Bu alanda o kadar çok çeşit var ki, 10 liraya çarşı pazardan alınan bir oturak da olabilir, Fisher Price vs.den 150 liraya müzikli, kendinden tuvalet kağıtlı :) janjanlı modeller de var. Ben en hesaplı ve işlevsel olanlarından 4 oturak, 2 de adaptör aldım.  Oturakları bizim ev, anneanne, babaanne ve hatta yazlık olmak üzere dağıttım. Aslında hepsini de yeni almadım. Ece'den kalan kız çocuk figürlü oturaklardı, bir de Bora için arabalı, hayvan desenli aldım :) Yani oturması kalkması en kolay, rahat sıradan plastik bir oturak yeterli geliyor. Hatta annem Şok Market'lerde görüp de arabalı bir oturak almıştı  Bora arabalı, direksiyonlu :) çok sever diye, ancak hiç kullanışlı olmadığı için kullanamadık. Pantalon ayağındayken,  tam oturamıyordu. Tuvaletini yapması için, bacaklarını açabilmek için baya baya soyunması gerekiyordu çocuğun. Onun için süs püs yerine, işlevsellik önemli diyorum tekrar.
Aman Allah'ım bu nasıl bir modelllll, çocuk buna nasıl çişini yapacak???
Ama bunlara bayıldım 😄😄😄 Nerede var diye baktım, Aliexpress'te varmış.
    Yok artık, daha neler!!!😠


  • Ve en önemli maddeyi  en sona sakladım. Sabır..sabır ..sabır :) Bu da geçecek, çocukların büyüme evrelerinde ki en endişe ettiğimiz kısımlardan biri olan "tuvalet eğitimi "bez bırakma" dönemi de diğer dönemler gibi eninde sonunda bitecek. Kimi 3 günde, kimi 3 ayda kimi 6 ayda bırakacak ama sonunda onlar da o bezden kurtulup özgürlüklerini ilan edecekler. :) 

Son olarak bu konuda acele etmek, çocuğu kıyaslamak çocuk açısından zorlayıcı olabilir. Geç olsun, güç olmasın diyorum ben :) Tabi bu işte belirli bir yaş dönemini de kaçırmamak, çok da gelişine bırakmamak lazım. Acele etmek kadar, tamamen bu konuda rahat olup, çocuğu 2.5 yaşından sonra da çok doğal bir olay gibi bezlemeye devam etmemeli.

Umarım faydalı olmuştur. Yoruma sizler de görüşlerinizi, tüyolarınızı yazar ve azıyı ilgisini çekeceğini düşündüğünüz tanıdıklarınızla paylaşırsanız çok sevinirim . 💕 Thegoodwish Blog






7 Şubat 2017 Salı

En Yakınımızdaki Avrupa Şehri -> Eskişehir

Euro almış başını gitmişken, yakınlarda nereye gitsek diye düşündüğümde zihnimde birden Eskişehir belirmeye başladı :)


İstanbul'a 300 km. mesafede  Ankara,Bilecik, Bolu, Konya, Kütahya ve Afyonkarahisar şehirlerine komşu, görmeye değer bir şehir Eskişehir. Adı gibi çok eski tarihlere uzanan bir kültür mirasına sahip ve uzun yıllardır da modern şehirciliğiyle adını duyduğumuz Üniversitesi ile de meşhur, öğrenci kenti  olarak da bilinen örnek bir il.

Porsuk nehri etrafında dizili cafeleri, pek çok yerde görebileceğiniz heykelleri, geniş caddeleri ve hatta gondolları ile Avrupa kentleriyle karıştırabilirsiniz.

Fotoğraf-Ali Demirci'ye ait

Eskişehir'de minibüs filan da göremezsiniz, çoğunlukla ulaşım tramvayla ve ardından otobüsle. Bu arada araba kullanırken de dikkatli olun :) bir anda tramway hattında bulabilirsiniz kendinizi, nereden araç nereden tramvay geçiyor diye anlamaya çalışırken biraz heyecan yaşayabilirsiniz :D



Biz biraz soğuk bir zamanda Ocak ayı'nda gittik, gitmek isteyenlere önerim kesinlikle Eskişehir'de daha rahat gezebilmeleri için biraz daha hava sıcaklığının yüksek olduğu zamanlarda gitmeleri.
Daha önce giden arkadaşlardan soğuğu ile ilgili o kadar çok şey duydum ki, ben de kolay üşüdüğüm için ve de yanımızda çocuklarda olacağı için, gitmeden en kalın kıyafetlerimizi, termal içlik, atkı bere eldiven üçlüsünü de çantalarımıza doldurup öyle çıktık yola. Soğuk havada gidilmez mi? Gidilir, bizim gibi kalın kalın giyinin karlı halini de görmüş olursunuz, ama rahat gezilir mi zor.. Biz gittiğimizde kar günler önce yağmış olmasına rağmen, havanın soğukluğundan çim alanlarda beyaz bir örtü gibi erimeden kalmıştı ve bir de göl kısmi olarak donmuştu :)

Gelelim, hap bilgilere..

Eskişehir'de Nerede Kalınır?
Biz expres bir ziyaret gerçekleştirdiğimiz için Divan Express'te kaldık :) Konumu oldukça merkezi, karşısında Özdilek AVM, yakınlarında büyük bir hastane var. Sazova'ya, şehir merkezine ve Odunpazarı'na oldukça yakın.
Bu arada Eskişehir'in hamamları da meşhur, ayarlayabilirseniz içinde hamam olan otelde kalırsanız, bir de şifalı sularda hamam keyfi de yapmış olursunuz. Ya da Porsuk Nehri kıyısındaki otellere de bakabilirsiniz. Divan Express harici, Porsuk Butik Otel ve Eskişehir Büyük Otel'e bakmanızı öneririm.

Eskişehir'de Yeme İçme
İlk akla gelen çiğ börek ve balaban kebabı.  Çiğ Börek deyince de en bilinen yer, Papağan. Sanki başka yerde çiğ börek yokmuş gibi öyle bir kalabalık ki, insanlar ayakta sıra bekliyorlar. Ayakta bekleyenlerin bakışları üzerinizdeyken hızla yağdan çıkmış çiğ börekleri yana yana yiyip hızla ayrıldık Papağan'dan . Ama bu arada eve de bir iki paket alıp götürmeyi ihmal etmedik. Açıkcası evde sükunutle çok sıcak olmadan yiyince daha hoşuma gitti tadı, öyle çok yağlı da değil.

Hem gezilecek, hem de yine gün içinde öğlen atıştırması ya da çay, kahve için gidilecek yerlerden biri de Odun Pazarı içindeki şirin, sevimli 2 katlı evlerde konuşlanmış çay, kahve ve şerbetçiler.

Porsuk kıyısına da mutlaka bir görmelisiniz derim.

Eskişehir GAGA-Fener Adası

Akşam için şarap içeyim, dünya mutfağından tadayım biraz daha şık bir mekan yok mu derseniz. Fener Adası diye bilinen göl içinde görsel olarak dışarıdan bakınca çok hoş gözüken yemyeşil bir köprüden geçip gideceğiniz GAGA ya bir bakın derim. Buraya çok hava kararmadan gelirseniz, manzaranın da keyfini çıkartabilirsiniz, tabi bir de rezervasyon yapmak gerekiyor. Yemekleri de güzeldi, ancak tek kusuru pek çok yer gibi "Sigara İçilmez Afişi" altında sigara içilebilen bir yer oluşu..

Eskişehir'de Mutlaka Görülmesi Gereken Yerler

    Odun Pazarı Evleri
  • Odunpazarı: Burada yukarıda da bahsettiğim, şirin yeme içme mekanları haricinde burada hediyelik eşya satan çokca dükkan, ufak atölyeler ve önemli müzeleri tek seferde görebileceğiniz bir yer.
  • Balmumu Müzesi ( Yılmaz Büyükerşen Balmumu Müzesi) : Dünyaca ünlü Madame Tussauds Müzeleri'nin bir benzeri olan bu müzede pek çok ünlünüm heykeli var. Giriş ücretleri  de çok uygun.
  • Atlıhan El Sanatları Çarşısı: Yine Odunpazarı içerisinde bulunan otantik bir mekan.
  • Doktorlar Caddesi : Merkezinde en bilinen, trafiğe kapalı, günlük hayatın içinden çokca güzel anları resmetmiş gibi duran heykelleri ile meşhur.
  • Şelale Park :Yapay bir şelale ile süslenmiş, şehrin tepesinde, yöresel lezzetlerin tadına bakarken çocuklarınızın oyun oynayabileceği alanları olan. Hoş bir dinlenme yeri.
  • Porsuk Çayı : Şehrin tam merkezinden geçen, çevresinde hoş cafelerin olduğu, çayın içinden camekanlı gezi teknelerinin geçtiği Eskişehir'e Avrupa şehirleri hissi veren en karakteristik yerlerden biri. Burada Porsuk Nehri önünde poz verip. fotoğraf yorumuna Amsterdam'dan sevgiler, haftasonu Venedik'e kaçtık notu yazıp paylaşsanız olur yani :) 
  • Yazın Porsuk Çayı'nda gondolla gezmeler...
  • Sazova Bilim Sanat Kültür Parkı: Sadece Eskişehir'in değil, Türkiye'nin en güzel parkı olmaya aday. Geniş arazide yemyeşil, ağaçlarla dolu 400 bin metrekare alana kurulu içinde hayvanat bahçesi, akvaryum, masallar diyarı, nuhun gemisi, bilim ve deney müzesi, konser alanları ile dopdolu bir park.
  • Masallar Diyarı : Burası Sazova Parkı içerisinde, muhteşem mimarisi ile parkın dışından da kuleleri ile dikkat çeken çocuklar için yapılmış muhteşem bir şato! İçeride yaş gruplarına göre çocuklar için harika etkinlikler var. Büyüklerin de çok hoşuna gidecek büyüleyici bir yer.   
  • Kurşunlu Camii ve Külliyesi : İçinde lületaşı müzesi, cam atölyesi gibi yerler de bulunan, şehrin tarihi ve kültürel dokusunu yansıtan dini noktalarından en önemlisi.

Eskişehir'den dönerken ne hediye alayım?
Burada Odun Pazarı'na gittiğinizde karşınıza çıkacak hediyelik eşya dükkanlarına uğramadan dönmeyin. Türkiye'deki hatta dünyadaki lületaşı rezervlerin neredeyse tamamı ve işlemeye en elverişli olan en kaliteli türleri Eskişehir'de. Yer altından çıkarılması işlenmesi oldukça zahmetli olan bu taşı mesleğini yapmayan bir Jeoloji Mühendisi olarak koruyalım, değer verelim. Sahip çıkalım diyorum :) Lületaşından harika takılar, tespihler, pipolar yapılıyor. Ben eşim tarafından bana verilen 10 dk. süre içinde kendime, anneme, kayınvalideme gümüş işli yüzükler babama ve kayınpederime de tespih ve buzdolabı magnetleri aldım. Fiyatları da uygun, 10 TL 15 TL ye bile çok hoş yüzükler var. Neden daha çok almadım, sevdiklerime hediye ederdim, hem de kendi çapımda destek olmuş olurdum diye hayıflanmadım değil, çünkü ben çok beğendim yüzükleri.
Yemelik ne alsak diyenlere?
Helvaları olabilir yöreye özgü. Bir de yazının başında bahsettiğim çiğ börek de paketle alınıp eve götürülebilir.
Eskişehir'e giderseniz benim yerime de uzun uzun gezin hediyelik eşya dükkanlarında, çarşılarda :)






Masal Şatosu'ndan Masalsı Bir Kare


Masal Şatosu'nda bizimkiler Alice Harikalar Diyarı'ndaki sahnelerden birinde :)

Yine Masal Şatosu - "Fareli Köyün Kavalcısı" olmadan olmaz 


Eskişehir'i görmenizi mutlaka öneriyorum, gitmek için de kalmak için de seçenek de çok üstelik. Biliyorsunuz oraya hızlı tren bile var :) Ancak gidene kadar, eğer Instagram takip ediyorsanız harika görseller ile dolu @eskisehirpictures hesabını takibe alın derim. Eskişehir'e ait çok çok güzel kareler var, gitmiş kadar olursunuz. Ve tabi ki benimde instagram hesabımı @thegoodwishblog u  yoksa hala takip etmiyor musunuz? :) Hemen alın onu da ;) Instagram demişken, yazının kapak fotoğrafı Eskişehir'li fotoğraf sanatçısı İran asıllı  Haadi Mousavi'ye ait. Eskişehir'in güzelliklerinin fotoğraf aşkını ortaya çıkarttığını söylüyor. Doğrudur Eskişehir'de fotoğraflanacak pek çok yer var.

Yeni yazılarda, yeni keşiflerde görüşmek üzere 🙋





LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...