28 Nisan 2016 Perşembe

Çekim Yasası ile 7 Adımda Hıdırellez'de Nasıl Dilek Dilenir

Hayatınızda daha iyi olmasını istediğiniz birşeyler var ise, ki  mutlaka vardır. İnsanoğlunun istekleri, ihtiyaçları bitmez.
Ah bir olsa dedikleriniz için bu sene Hıdırellez'de biraz el işi çalışmasına ne dersiniz? Bu seneki Hıdırellez'e çok az kaldı, şimdiden söylemesi benden olsun.
Geçen sene  geç saatte öğrenmiştim o gecenin Hıdırellez olduğunu, apar topar bir resim çizişim vardı, unutmuyorum bir yandan google'dan detayları okuyordum bir yandan sanki önemli bir projeyi yetiştiriyor gibi de telaş yapıyordum ama istekler, hayaller, dilekler de bir çeşit proje değil mi zaten hem de hayatımızın projeleri..Onlara da hak ettiği değeri vermek gerekiyor.Çok şükür, geçen sene çizdiklerim oldu :) En alaturkasından, en cemiyet hayatının önde gidenlerine kadar köylüsü, şehirlisi, ilkokul mezunundan, doktoralısına bugüne anlam yükleyen çok. Ay ben öyle şeylere inanmam, saçmalık diyen arkadaşınız o gece ortalıktan kayboldu ise bilin ki evde Hıdırellez ritüelleri için hazırlık yapıyordur :)




Tüh keşke bende bilseydim,ay ben kaçırdım tüh tüh vah vah dememek için  bu tarihi şimdiden not edin, bu sene  5 Mayıs'ı  6 Mayıs'a bağlayan gece Hıdırellez . 
Eski takvime göre kışın bitişi olarak kabul edilen 5 Mayıs günü yaşam şerbeti içerek ölümsüzlüğe ulaşan Hızır'ın yer yüzüne inip  İlyas ile buluştuğu, güçlerini birleştirip  iyileri mükafatlandırmak için onların dileklerini gerçekleştirdiğine ve o gece evleri, bahçeleri gezdiğine ve geçtikleri yerleri nurlandırıp, bereketlendirdiklerine inanılır. 

Bu ikiliden daha çok Hızır öne çıkmıştır.

Hızır;
  • Kalbi temiz, Allah'a inanan insanlara yardım eder.
  • Uğradığı yerlere bolluk, bereket, zenginlik sunar.
  • Dertlilere derman, hastalara şifa verir.
  • Bitkilerin yeşermesini, hayvanların üremesini, insanların kuvvetlenmesini sağlar.
  • İnsanların şanslarının açılmasına yardım eder.
  • Uğur ve kısmet sembolüdür.
  • Mucize ve keramet sahibidir.

Hıdırellez ve Çekim Yasası arasında ortak bir bağ olduğunu düşünüyorum. Hayatın sırrını verdiğini ima eden, "Secret" "Çekim Yasası"  filmini izleyenler, kitabını okuyanlar bilirler. 

Çekim Yasası olumlu düşün, iyi enerjiler içinde ol, kendini istediğin olmuş gibi düşün hayal et gerisini düşünme, ısrar etme, unut der. Hayatın o sırada kötü de gitse, sen kendini hep iyi hayal et, bolluk bereketi mutluluk içinde yaşadığını düşün, iyilik, güzellik, birlik beraberlik içerikli sembolleri hayatında bulundur ve asla ümitsizlğe kapılma isteklerini kendine çekeceksin der.
Tıpkı gül ağacının altına istediklerimizin resmini çizip bırakıp, sonra da sabaha karşı aldıktan sonra, isteklerinin 1 yıl içerisinde gerçekleşeceğine inanmak gibi. 
Çekim Yasası isteklerini gözünün önünde canlandır, ve hatta yaz, ya da resmet der.
Hıdırellez'de isteklerimizi bir kağıda detayları ile çizmemiz.

Atasözlerine bile geçmiş kalıplar da anlatılan hep aynı aslında..
"Birşeyi 40 kere söylersen olur"
"İyi düşün, iyi olsun"
Bunlar da sadecee Hıdırellez'e özel özlü sözler ;)


Hıdırellez ateşini büyüttük, dertlerimizi söndürdük.
Az bilirim, uz bilirim, Hıdırellez'den sonra yaz bilirim.
Hıdırellez yağmurlarının damlaları altın olur.
Hıdırellez’e kadar bir tutam, Hıdırellez'den sonra tutam tutam.
Kul sıkışmayınca Hızır yetişmez.

Yaz dileğini tahtaya. Bu hafta olmazsa olur haftaya. 


Bizim toprakların sembolik bayramı, bir yandan UNESCO'nun "Somut olmayan kültür mirasları" listesinde harıl harıl değerlendiriliyor, sonuçlar bu sene sonu belli olacak, o zaman Hıdırellez somut da soyut da olsa literatürde isminin altını bir kez daha çizmiş olacak. Eskiden daha çok eğlencelik görülen sadece çingenelerin lastik yakıp, ateşin üzerinden atladığı gün olarak akıllarımızda kalan bu gün özellikle belkide daha çok kişisel farkındalığımız adına önemli olabilir.




 Belkide hayatımızda eksikliğini hissettiğimiz ama tam olarak adını koyamadığımız şeyi bu  gece düşüne düşüne buluruz :) Düşünmek, hem de olumlu düşünmek önemli . Birşey isterken olumsuzu düşlemek yok, birinin kötülüğünü istemek yok. 

Herşeyin bir yolu yordamı  olduğu gibi, o gece isteklerde bulunmanın da bir takım ritüelleri var. Bunları aşağıda derledim, 
işte 7 maddede Hıdırellez'de neler yapılır, nasıl dilek dilenir ;


1. Hızır ve İlyas'ın yeryüzünde buluştuğu bu günde dileklerimizin gerçek olması için öncelikle hiçbir canlıya zarar vermeyeceğiz. Bugün yeşil hiç bir şeyi koparmayacağımız ve kimseyi kırmayacağımız bir güne uyandık.
2. Pencereleri Açıyoruz. Hıdırellez günü erkenden kalkıp, evimizin kapı ve pencerelerini biraz açık bırakıyoruz ve bugün yeryüzüne inen tazelik ve bereketi içeriye alıyoruz.

3. Yüzümüzü Doğaya Dönüyoruz. Bugün fırsat buldukça - ya da fırsat yaratıp - çıplak ayakla toprağa temas ediyoruz. İmkanımız varsa kırlara, bağlara, bahçelere çıkıyoruz ki Hızır’ın ayak izlerine basıp onun enerjisinden nasiplenelim. Dileklerimizi topraklanmış olarak dilemek her zaman daha etkilidir. 

4. Bugün mutlaka bir gül ağacı bulmalısınız. Hızır ve İlyas gül ağacı altında buluştukları için başka ağaç olmaz. Dibinde rahatça dilek dileyebileceğiniz ve bu gece sabaha karşı tekrar ziyaret edebileceğiniz bir ağaç olmalı.  

5. Dileğimizi Yazıp Çizebiliriz. Dileğimizi açıkça bir kağıda yazmak ya da resim çizmek geçerli bir yöntemdir. Sağlık para, aşk, mutluluk gibi soyut kavramları yazarak, ev, araba, iş yeri gibi somut istekleri çizerek dileğimizi net aktarabiliriz. . Ya da Resim Kesebiliriz. Çizimim kötü, araba çizip dilesem evrenden at gelir diyorsanız, dergilerden dileyeceğiniz şeyin resmini kesip bir keseye koyup gül ağacının altına koyabilirsiniz.

6. Kesemizi gece olduktan sonra gömdüğümüz yerden çıkarıyoruz. Kimine göre ne kadar uzun kalırsa o kadar iyi. Yalnız, gün ağarmadan çıkarmak gerek.
7. Dileğimizi Suya Atıyoruz. Hızır’ın karadan, İlyas ’ın denizden geldiği söylenir. Gün boyu HIzır'ın toprak enerjisi ile beslenen kesemizi çıkarıp su elementi ile kavuşturmanın vakti geldi. Dilek kesemizi suya atıyoruz. Ya da çevredeki su birikintisi neyse oraya..

Huzurumuzu  bozmayacak bize mutluluk ve bereket getirecek dilekler dileyelim . Dilek dilerken dikkatli olmak lazım, nasıl olmaz deyip de gerçekleşen hayalimize hazır değilsek kimse pişman olmasın sonra .
Kiloların gitmesi, ev, araba, okulun bitmesi, bir işe girmek, terfi etmek, eş bulmak, çocuk sahibi olmak, çocukların istediği okulları kazanması ne ise dileyelim. Dilerim önce Allah'tan herkesin gönlündeki güzellikler kendilerini ve çevrelerini kuşatır.






Düşüncelerine dikkat et çünkü onlar söz olur.

Sözlerine dikkat et, davranış olur.

Davranışlarına dikkat et alışkanlık olur.
Alışkanlıklarına dikkat et senin karakterini oluşturur.
Karakterine dikkat çünkü o senin kaderini oluşturur.
Kaderine dikkat et çünkü o senin yaşantın olur.


18 Nisan 2016 Pazartesi

Çocuklar için eğlence büyükler için nefes alma mekanı

Geçtiğimiz haftasonu 2 çocuk, 1 bebek, 2 yetişkin nerede buluşsak diye düşünürken, parka gitmeyekarar verdik!








Cevabı artık biliyorsunuz ;)


Park ama bildiğiniz parklardan değil, Maltepe Sahil Park'ta buluştuk .


Aslında girişte araç bolluğu ve ortalıkta dolanan araçları görünce geri dönmeyi düşünmedik değil, ama ben dönmek istemedim açıkcası. Doldurma zemine oluşturulmuş, sahile nazır bu devasa parkta güzel vakit geçireceğimizi düşündüm. 

Biraz sayısal bilgi vermek gerekirse;

171 futbol sahası büyüklüğünde olan bu geniş alan ülkenin değil dünyanın en büyük parkı ..
İçerisinde yetiştirilmek üzere planlanmış 80 bin adet üzerinde bitki çeşidi yetiştirilmesi planlanıyor.

Çocuk parklarını çok beğendim hepsi orjinal, bildiğimiz klasik plastik çocuk parkı yerine çoğunluğu ahşap, birbirinden farklı temalarda çocuk  parkları var.
İçeri girince aslında itiraf ediyorum ilk dikkatimi çeken havada uçanlar oldu :D tek kişilik helikopter misali bir araçla  gökyüzünü arşınlıyorlardı.
Hiç görmediğim kadar uçurtma gördüm, alanda seyyar satıcılar çeşit çeşit uçurtma satıyor. Birbirlerini gören çocuklar da uçurtma istiyor tabi ve gökyüzünde alabildiğine çeşitli uçurtmalar geziniyor.

Oooh keyfe gel


Geniş alana yayılmış çimenler üzerinde insanlar özgürce toprakla bütünleşmiş durumda.
Sandalyesini kapan gelmiş, muhtemelen erkenden geler kahvaltılarını da yanlarında getirmiş çimenlerde keyifte.

Pazar günü olduğu için belki de içerisi aşırı kalabalıktı, otoparkta yer bulmak mesele. İnsanlar buraya genelde sabah erkenden gelip, gün boyu kalıyor . Park ücreti saat fark etmeksizin 5 TL,   

Bu devasa alanda sadece çocuk parkı ve piknik alanı yok elbet. Aklınıza gelmeyecek envai çeşit aktivite alanı tasarlanmış burası için. Çocuklara yönelik Survivor'daki platformlar misali oyun alanları, trambolinler,  sevimli hayvan heykelleri, aklınıza gelecek bir sürü çeşitli oyun alanı parkta mevcut.
Bir kısmının inşaası bitmiş, bir kısmı da ilerleyen günlerde tamamlanmış olur.
Piknik alanı ile ilgili bir güzel özellikte parkta mangal yakmak yasak! Böylece kimse başkasının mangal kokusunu, mangal dumanını solumak zorunda kalmıyor.


Bel-Tur'a ait cafe'ler, trafik simülasyonlu çocuk parkı, kay-kay pisti, bisiklet parkuru ve Cami gördüğümüz kısımlardandı.

Gittiğimiz gün Rize Mutfağı'na yönelik tanıtımların olduğu bir kısım daha vardı. Ancak çocuklarla yolu yürüyemedik. Biz bir uçtaydık onlar bir diğer uçta.
Şaka değil 101 hektarlık bir alan olunca bir uçtan bir uca yürümek zor .

Açık hava, yürüyüş, çocuk peşinde  koşma, o esnada biraz da sohbet derken insan acıkıyor. Ufukta gördüğümüz ilk Bel-Tur Cafe'sine kadar uzunca bir yol yürüdükten sonra yer bulmakta, birşeyler almak için uzun uzun sıralarda beklemek biraz bezdirici oldu tabi.

Bilseydik bizde yanımızda yiyecek getirirdik demedik değil..

Çocukların uykusunun gelmesi şerefiyle yavaş yavaş alandan uzaklaştık. Çıkışta giriş gibi kolay olmadı, hele de Pazar günü sahil yolu ve diğer bağlantı yollarındaki anormal trafikten bahsetmiyorum bile .. 15 dk.lık yolu 1.5 saatte aldık.

Burası inşaatı sırasında çok eleştiri almıştı, ancak ortaya bence güzel bir eser çıkmış. Eksikleri var mı var, ama düzeltilebilir. Yine de bir süreliğine kendimizi farklı bir yerde gibi hissettik. Ağaçlar büyüdükçe çok daha hoş bir yer olacağını düşünüyorum.


Özetle;
  • Özellikle yakın bölgede oturanlar için gayet güzel bir alternatif olmuş. Araçla gelenler için de trafiği, haftasonu kalabalığını hesaba katmak şart. 
  • Yanınızda yiyecek olmadan gittiyseniz, bir an kendinizi çölde gibi hissedebilirsiniz. Yer büyük, yiyecek alanları da park alanlarınndan biraz uzakta olduğu için hem çokca yürümeniz, hem de çok beklentiye girmemeniz gerekiyor. Doğru dürüst oturacak yer bulmak, yiyeceklerde lezzet bulmak pek mümkün değil, ama karın doyurulur . Buna da şükür :) Ya da tamahkar olun canım, seyyar satıcılardan çekirdek alın çitleyin. 
  • Şimdilerde hepimiz unuttuk, ya da unutmaya çalışıyor olsak da bir kaç ay öncesine kadar tek gündemimiz terördü. Herkes mutlu mesut etrafta koşturup uçurtma uçururken terör olayları geldi bir an aklıma ve oranın güvenliğini düşünmedim değil.
  • Bu geniş alan daha da dolacak hatta belki biraz daha genişleyecek,daha da genişlemesine gerek yok gibi dursa da, yapılması planlanan kısımlar hayli büyük kompleksler..
  • Açılalı 1 seneyi geçmiş olsa da biz yeni keşfettik . Böyle yerlere, yeşil alanlara her zaman ihtiyaç var. 
Burası tam olarak nerede derseniz; 


Varış noktası Sahil Park, Yalı Mahallesi, 34844 Maltepe/İstanbul olan harita




14 Nisan 2016 Perşembe

Hem keyifle içilen hem cildi temizleyen, gözenekleri sıkılaştıran mucize "Türk Kahvesi"

Çok sevdiğim  kahvenin cilde faydalarını öğrendiğimden beri, fırsat buldukça içtiğim kahvenin kalan telvesini cildime maske yapıyorum.
Cilde etkilerini daha efektif şekilde görmek için haftada 1-2 kez düzenli uygulanması öneriliyor, ben çok düzenli yapamasam da, bu maskeyi ne zaman yapsam keyif alıyorum, çünkü  aromaterapik özelliği ile kahve bakım yaparken, duyulara da hitap ediyor. 


Cildi temizleyip, gözenekleri sıkılaştıran, doğal yoldan granüler yapısı ile peeling yapan böylece siyah nokta sivilce oluşumunun önüne geçen, cildi yumuşacık yapan kahvenin cilt maskesi olarak çeşitli uygulama yöntemleri var.

İlk önce benim uyguladığım en pratik tarifi veriyorum.
  • Sadece kahve telvesi ve çok az zeytinyağını karıştırıp cilde dairesel hareketlerle sürüyoruz. Kahve kurumaya başlayınca ılık su ile yıkıyoruz. Gözenekler sıkılaşana kadar bu maske uygulabilir.

  • Peeling etkisini arttırmak için kahve telvesine 1-2 çay kaşığı esmer şeker ilavesi yapabiliriz.

  • Sıkılaştırıcı etkisini kuvvetlendirmek için 2 çay kaşığı doğal balı biraz ısıtıp kullanıyoruz, ve yine telve ile karıştırıp cilde uyguluyoruz.15 dk kadar ciltte  kalabilir.
Not: Cildiniz yağlı ise maske içeriklerine 1-2 çay kaşığı limon ekleyebilirsiniz. Cildiniz yağlı ise yine bir miktar yoğurt, ya da saf zeytinyağı ekleyebilirsiniz.
Ayrıca önerim maskeleri temizledikten sonra günlük nemlendiricinizi sürüp bakımı tamamlamak ;)

Deneyenler yorum yazarsa çok sevinirim.

İşte bu da benim kahveli halim :)
Bu sefer telve döküldü, biraz az sürmüş oldum siz biraz daha bol uygulayabilirsiniz :)



13 Nisan 2016 Çarşamba

Kuzu Ciğer Tarifi ve Maltofer

Benim bahar yorgunluğu sandığım kansızlıkmış meğer..Minimum değer 12 g/dl iken bende 5 g/dl'ye düşmüş.
Geçtiğimiz aylarda da başka vitamin eksikliği çıkmıştı D vitamini ve B12, onları düzelttik mi acaba ona göre vitaminlere devam edeyim deyip de yaptırdığım kan testi sonucunda kan değerlerimin tümü baya baya düşük çıktı. Boşuna değilmiş yorgunluk hissim, üstüne uykuya doyamamalarım, başımın olur olmaz dönmesi, gün içinde birisi ile konuşurken masal anlatıyormuş gibi gelmesi. Ece'yi okuldan aldıktan sonra normalde dolaşmak isterken, hemen eve gitmeyi ister olmam . Neyse sebebi bulduk. Doktor önerisi ile bir şuruba başlayacağım, ama beslenmeyi de şekillendirmek şart tabi.





Öncelikle çok sevdiğim çaya bir aylığına ara vereceğim, zaten canım nasılsa birden çok istemez oldu. Bu huyumu çok seviyorum :D

Çay yerine artık sabahları kırmızı şarap içeceğim dermişim :p

C vitaminine daha çok dikkat edeceğim. Çünküü C vitamini olmazsa demirin bağırsaklardan emilimi gerçekleşemiyor. Yani besinlerle aldığımız demiri, vücudumuz kullanamadan yollamış oluyoruz.
Aynı şekilde süt ürünlerindeki Kalsiyum da yapısı gereği demirin emilimini azaltıyor. Genelde doktor önerisi yemeklerden 2 saat sonra sütlü gıda almak şeklinde oluyor.

Kuruyemiş  yemeği çok severim, içlerinden kuru üzüm ve kayısı daha çok yiyorum bugünlerde..

Çocuklar için aldığım pekmez özünü her gün kaşıklıyorum. Bakalım bu takviyeler bana kilo olarak dönecek mi görüceğiz ..Onu da yazarım :D

Ve tabi ciğer, kan değince olmazsa olmaz akla ilk gelen. Ciğeri çok sevmeyenlerdendim taa ki Edirne'de tava ciğeri yiyene kadar. Çıtır çıtır içi pamuk anlatılmaz bir lezzet.  Ondan sonra ciğere sempati duymaya başladım :)

Dünde kafaya koydum evde lezzetlisinden bir tava ciğeri yapacağım diye ama benim yaptığım Edirne değil Arnavut Ciğeri oldu tabi ki. Güzel olmazsa da şifa niyetine hızlı hızlı atar ağzıma yutarım diye düşünürken çok da güzel oldu, yanında ki patates kızartmasının da etkisi var tabi .
Yerken pilimin şarj olduğunu hissettim :D şaka bi yana plasebo etkisi mi bilinmez kendimi daha zinde hissettim hemen o anda. Maşallah süpnallah..Sağlık önemli azizim, kendimi son günlerde nerede duracağı belli olmayan bitmek üzere olan araba gibi hissediyordum. Kolay değil..

Geleyim tarife
Malzemeler (4 Kişilik):

  1. 1 kg. güzelce temizlenmiş kuzu ciğeri
  2. Kızartmak için zeytinyağı
  3. 4 kaşık un
  4. Tuz, kekik, sumak, kırmızı biber gibi çeşitli baharatlar
  5. Garnitürü için maydanoz ve beyaz ya da kırmızı soğan
  6. Kızartmalık patates 
Temizlenmiş ciğerleri çukur bir kaba alıp yukarıdaki baharatlarla bir güzel karıştırdım sonra da un ekleyip una buladım tüm ciğeri.

Patatesleri de küp küp kesip kızarttım.

Lezzetli ciğerin püf noktası, ciğerleri yağ iyice kızmışken tavaya atıp çok bekletmeden rengi siyahlaşmadan almak. 

Garnitür için de piyazlık doğradığım soğanı  tuzla güzelce ovup sonra bi sudan geçirip süzdüm, ardından biraz da sumakla ovdum soğanları çok az da zeytinyağı ekledim . 



Hepsi bu kadar, afiyet olsun deyip ciğerin faydalarını hatırlatmak istiyorum :)

Ciğer bünyesinde bolca demir ve B12, A vitamini, folik asit barındırmaktadır. 200 gr.lık bir porsiyon ciğer yediğinizde günlük demir ihtiyacınızı karşılamış oluyorsunuz. Bebekler için ağır gelebilecek bu besini 1 yaşından sonra tadımlık vermekte fayda var, alıştıra alıştıra arttırabilir .

Araştırmalara göre vücuttaki zehirli atıkları vücuttan uzaklaştırdığı, ilaçların etkisini de azalttığı gözlenmiş. 

Bir de ciğerin bu pişirme şeklinde zeytinyağı da olsa yağda kızardığı, bolca tuz içerdiğini de unutmamakta fayda var.

Başa dönüp de bir de demir eksikliğinde neler olur dersek işte demir eksikliğinde vücutta şunlar oluyor;

Yorgunluk, halsizlik, bitkinlik, uyku isteği, depresyona yatkınlık, çarpıntı, nefes darlığı,  ciltte kuruluk ve cansızlık, saçlarda artan dökülmeler, hafızada zayıflama, öğrenme gücü düşüyor, çocuklarda ise demir eksikliğinde zihinsel ve bedensel gelişim de yavaşlıyor.. İlerleyen türlerinde organ yetmezliğine, kalp sorunlarına varan vahim sonuçlar da olabiliyor. Ve ülkemizde demir eksikliği çok sık görülen bir durum . Beslenme şekli, genetik özellikler etkili olabiliyor. Çayı çok sevmemiz hem de demli  içmemiz de bir neden olabilir gibi geliyor bana. Akdeniz anemisi, çölyak gibi emilimi etkileyen demiri vücutta tutmayan başka etkenler de olabilir .

Vücudumuzda yer tutan demirin yaklaşık ağırlığı sadece 4 g. kadar, değerlerin düşmesi kolay ama vücuttaki önemi bi o kadar büyük. Hele de çocuklarda bebeklik döneminde kansızlık çok önemli . İhmal etmemek de fayda var. 

Bazı vitamin eksiklikleri sadece besinlerle tamamlanamıyor ve ilaç kullanmak gerekebiliyor. Doktorum da bana 1 kutu 20'lik Maltofer solüsyon önerdi. Tipik  bir google kullanıcısı olarak hemen bi arattım, nedir ne değildir. Maalesef böyle bir hale geldik, güvendiğimiz doktor da olsa herşeyi detaylı incelemek, kullanıcı yorumu var ise okumak istiyoruz. İşte bu Maltofer için de yorumlar baya baya kötüydü, tadı şöyle berbat, kan gibi vs.vs. diye yazıları okuyunca ön yargılı yaklaştım tabi ama mecbuuur içicez artık diyip kafaya diktim ve hiç de öyle berbat bir ilaç değil, hatta tadı hoşuma bile gitti :D

Bu arada rengi tentürdiyota da benzemiyor değil hani, ama sorun değil tadı kötü olmamakla birlikte zaten minnacık bir şişe.






Hamiş :) Doktor kontrollerinizi ihmal etmeyin, testler masraflı diyorsanız da sağlık önemli ve üstelik sağlık ocaklarında kan tahlilleri ücretsiz yapıldığını unutmayın.







İlk Röportajım :)


Kendimi bildim bileli röportaj okumaya bayılırım.Ayşe Arman ses getiren yazılarıyla bu konuda ilk aklıma gelen isim, herkesin merak ettiği ama dile getiremediği, sormaya cesaret edemediği soruları cesurca sormuştur. Sohbet, tartışma programlarını da hep sevmişimdir. İlk ağızdan deneyimleri, yaşanmışlıkları, farklı hayat hikayelerini dinlemek hoşuma gider. Herkesten öğrenebilecek birşey olduğuına inanıyorum.

Aklımın bir köşesinde acaba bende çevremde sevdiğim, tanıdığım kişiler içinden kendini daha çok tanıtmasını düşündüğüm, sesini duyurmak istediğim, birilerine örnek olabileceğine ya da ilham verebileceğine inandığım kişilerle röportaj yapıp yayınlasam mı derken, takip ettiğim bloglardan http://betuldiyorki.blogspot.com.tr/ nin de sayfasında konuk yazar ağırladığını :) konuk olmak isteyenleri beklediğini gördüm ve tabi hemen mail attım . Kendi kendimi davet ettirdim yani, bundan sonra ben de blogumda ulaşabildiğim kişilere yer vereceğim.



Bakalım Betüldiyorki neler sormuş, ben neler söylemişim. Buyrun buraya



Ben de istiyorum, kendimi tanıtmak istiyorum derseniz hemen yazın bana, maillerinizi bekliyorum thegoodwishblog@gmail.com





8 Nisan 2016 Cuma

Saçlarınız dökülüyorsa okuyun

Kadınlar için güzellik söz konusu olunca ilk sıralarda saçlar gelir herhalde. Saç bakımı ile ilgili ne varsa ilgimizi çekiyor doğal olarak. Bazı yöntemler kimyasal olup saçlara kısa vadede yarar sağlarken, ciddi zarar verebiliyor ve tabi maddi olarak da yüklü bir karşılığı olabiliyor bu bakımların. Hatta herşeye değer saçlarım için desek de vakit bulamıyoruz.


Saçlarınız çok dökülüyor ise öncelikle sorunun nedenine inmekte fayda var. Saç dökülmesi sebep değil sonuç aslında, ama genetik de olabiliyor tabi. Stres, şok diyetler, doğum sonrası dönemindeki hormonal değişimler şikayetleri arttırabiliyor.

Uzun zamandır saçlarım çok dökülüyordu, doğum sonrası normal demiştim ama Bora 2 yaşını geçti, bu nedeni geçtim.

Tiroid tembelliği ilk akla gelen sebeplerden birisi ve ben de mevcut. Her sabah düzenli tiroid hapımı içiyorum ve doktorum değerlerimin  ilaçla birlikte normal aralıkta olduğu için  saç dökülme sebebimin bu olamayacağını söyledi. Onu da geçtim.

Biyotin de söz konusu saçlar olunca ilk akla gelen vitaminlerden. Baktırdım o da normal.
Eksikliğinde saç dökülmesine sebep olabilecek diğer  vitaminlerde Çinko, B12, folik asit ve D vitamini . B12 ve D vitamini takviyesi almaya başladım sonuç değişmedi saçlar yine dökülüyor.
Hatta eşim meğer ne çok saçın varmış, bu kadar dökülmeye iyi kel kalmadın şeklinde "iltifat" eder olmuştu. Evde süpürgelere gelen hep benim saçım oluyordu ..Vah vah ..daha uzatmayacağım.
Ben sanırım bu işe bir çözüm buldum,

Kocakarı ilacı sayılır mı bilmiyorum ama neticede bunu Ahmet Maranki, İbrahim Saraçoğlu gibi alternatif hatta kozmik tıpta kendilerini kanıtlamış hocalarımız "ceviz kabuğu kürü" diyor. Ben de hemen tarifini bulup uyguladım ve şok bir seferde etkisini gösterdi. Saçlarımı avcuma her aldığımda mutlaka bir kaç saç teli gelirdi, banyo sonrası vs. bir dünya saçım dökülürken bu kürden sonra inanılmaz azaldı.

Şahsen bu dökülme işi için hangi saç serumundan alsam, doktorla mı görüşsem önce derken annem arkadaşlarından duyduğu bu tarifi önerdi, denemenin ne zararı olabilir ki dedim ve denedim. Daha da devam edeceğim bu yönteme çünkü dökülmeler azalana kadar düzenli devam etmek dönem dönem tekrarlamak gerekiyor.

Mucizeye sebep olan ceviz kan damarlarını genişletip, dolaşımı hızlandırıyor. Saçlı deriye etkisi ise o bölgede daha çok kan ile beslenen saç köklerinin deriye daha sağlam tutulmasını sağlamak oluyor diyebiliriz.







Çok uzattım gelsin tarif;
10-15  kabuklu cevizin, kabukları kırılıp kaynar suya atılır.
Cevizler suya kahverengimsi rengini bırakana kadar ortalama 10 dk kaynarlar. 
Sonra suyun altını kapatıp kabukları çıkartın sudan ve ılınmasını bekleyin ve temiz saçlarınızı bu su ile durulayın sonra tekrar su ile durulamadan böylece bırakın.


Yapabilirseniz her gün sabah-akşam 2-3 hafta boyunca deneyin. Benim bu kadar sık uygulama şansım olmadı ama şimdiye kadar bir seferde bile faydasını gördüğüm için paylaşmak istedim.
Uygulayanlar bana dönüş yapabilirse çok sevinirim.
Not: Doktor kontrolü kan tahlilleri de önemli, onları da kesinlikle es geçmeyin derim.

4 Nisan 2016 Pazartesi

Babalar ve kızları

Babalar ve kızları arasında farklı bir bağ var kesinlikle..Tümevarımla vardığım bu kanı sadece bizim aileye özel değil, çevremde tanıdığım pek çok kadının babaları ile ilişkileri hayatlarını şekillendirmiş durumda ya da hayatlarının en önemli km taşı gibi.




Babalar günü olması sebebiyle  bu yüce sevgi üzerine kafa yorunca babalara düşen görevin ne kadar büyük olduğunu bir kez daha görmüş oldum. Ve bence babalar da bunun hep bilincinde olmalı.Hani rol-model diyorlar aynen öyle işte babalar kızları için. Sevdikleri erkekte ya babasında beğendiği hayran kaldığı özellikleri arıyor kadınlar, ya da babada eksik kalan yerini dolduramadığı ama hep özlemini duyduğu duyguyu eş seçiminde arıyor.
Bu fotoğrafta soldan sağa; abim, babam ve minik ben :)


Eş seçimi demişken şöyle bir gerçek var " Babalar kızları için çok ama çok değerli, en çok kırıldıkları, en çok özledikleri, en çok örnek aldıkları kişi babaları."
Kendi gözlemim ben kızıma ne kadar kızarsam kızayım ki ben çok bağırıp çağırmasını bilmem..babasına kırıldığı kadar kırılmıyor bana. Fakat gel gör ki bana da çok kolay küsüp benden uzaklaşabiliyor ama babası ona ne kadar kızmış, üzmüş de olsa baba ile küs kalamıyor .
Akşam baba eve gelmeden önce beni kenarda bırakarak süslenip, püsleniyor . Karşıma geçip de soruyor bir de "Anne güzel oldum mu? Babam beğenir mi bu üzerimdekileri "

Babası 2 günlük seyahate çıkınca gömleklerini kokluyor benim 6 yaşındaki kızım.

Baba ile başbaşa olmayı bir yerlere gitmeyi çok seviyor. Bizim anne kız ilişkimiz kötü mü hayır ama işte baba kız ilişkisi bir başka ..

Kızlar sevgililerinde, eşlerinde babalarını arıyorlar ya da babadan göremediklerini bulmak istiyorlar. Ailede yaşananlar, çocuğun gördüğü sevgi çok önemli. Babası tarafından "koşulsuz" sevilen, beğenilen bir kız çocuğu hayata 1-0 önde başlıyor . Çünkü kendine güveni tam oluyor. Baba kızına tam anlamıyla güveniyor, ben senin arkandayım "sen yaparsın" dedi mi  bitti o iş. Çocukluk  ve gençlik çağlarında özgüveni desteklenen bir kişinin elinde hep sihirli güç gibi bir koz olacak kaç yaşına gelirse gelsin.


Babalardan pek çok şeyin gizlendiği, korkulduğu nesillerdi bizlerin anne babaları. Onlar yanlışı görüp  tatlı bir otoriteyi seçtiler, tatlı-sert oldular çocuklarına karşı . Bizim nesil anne baba olarak ise bu konuda çok daha ilerleme kaydetmiş durumda babalar ve kızları çok daha arkadaş, çok daha yakın .

Babasından beklediği ilgiyi hayatı boyunca yaşayamamış bir arkadaşım var dışarıdan bakınca çok güzel, iyi eğitimli, kariyeri, sosyal yaşamı vs. 4 4 lük ancak nedense hiç bir ilişkisi istediği gibi değil. Tesadüf gittiği bir falcı kendisine "Babanla aranın düzeldikten sonra herşey düzelecek" demiş. Fala da inanılır mı diyeceksiniz ama bence bu tespit çok yerinde olmıuş. Çünkü ilgisizlik, sevgisizlik belkide bir insanın kalbini en acıtabilecek şeylerden biri. 

Babaların kızların hayatındaki yerinin ne kadar önemli olduğu ile direkt ilgili bir kitap yazmış olan Jane Grandon "Sevgili Baba: Baba-kız ilişkileri neden bu kadar önemli? bu eserinde babaları "Hayalet Babalar" diye bir grupla ayırmış ve sonuncu gruptaki baba benim çok ilgimi çekti aynen şöyle demiş ;

Hayalet babalar:Bu gruptaki babalar, genelde iş gezisinde olan ya da evde olup da gazetenin arkasına ya da TV’nin önüne kilitlenen kişiler. Bu tip babaların çocukları benlik sorunu yaşıyor ve ilişkileri olumsuz etkileniyor.

Araştırmaya göre otoriter katı sert babalar bile ilgisiz olanlar kadar yara açmıyor.

Ve farklı bir kaynakta yer alan bilgilere göre babanın çok yumuşak, tamamen serbest olduğu durumlar da çocuk için zararlı olabiliyor. Çocukların sınırlara da ihtiyacı var çünkü, sınırların baba ve anne tarafından konulması önemli ve de gerekli . Boşuna dememişler kızını boş bırakırsan ya davulcuya ya zurnacıya kaçar diye..Lütfen davulcu ve zurnacılar alınmasın :) burada onlar bir simge :)

Babasıyla iyi ilişkileri olan kız çocuklarının büyüdüklerinde özgüveni yüksek, kendini iyi ifade edebilen, güçlü bir psikolojiye sahip bireyler oldukları görülmüştür. Çocuklarını yüreklendiren, destek veren ve olması gereken sınırları çizen babaların çocuklarının zeka olarak da iyi gelişim gösterdikleri gözlenmiş.

Bir de baba oğul ilişkisi var ki o da ayrı bir yazı konusu :) Neyse babalara çok yüklenmeyeyim ama ne kadar önemli olduklarını ve sevildiklerini bir kez daha duysunlar istedim.  Arkadaş sohbetlerinde, sosyal medyada babalar ile ilgili ilgisizlikleri, ev işleri, gündelik işler ile ilgili pek çok konuyu anneye yıktıklarına dair asıllı asılsız söylentilerin pek çoğu doğru da olsa!

Ne demişler Baba Can'dır !
Babaların, baba adaylarının, baba olmak isteyenlerin ve çevrelerine gerek jestleri gerek yardımseverlikleri ile "babalık" yapan tüm erkeklerin, "babalar günü" kutlu olsun .













Yenilebilir Maske-Çilek Maskesi :)

En sevdiğimiz meyvelerden çileğin tam zamanı, bu muhteşem meyvenin lezzetinin de ötesinde çok sayıda faydası olduğunu, bir de üstüne üstlük cildinize de maske olarak kullanabileceğinizi biliyor muydunuz?

Yemek istemediğim, çöpe atmaya da kıyamadığım tabakta kalmış biraz da yumuşamış 4 çilekten şipşak bir maske yaptım, ve çooook beğendim ve tabi ki paylaşmak istedim.

Aklımda kalanları biraz da araştırdıklarımla eklediğimde  ortaya çıkan basit tarif şöyle;

  • 4 çileği çatalla ezin, ya da rendeleyin
  • bir tatlı kaşığı bal 
  • bir tatlı kaşığı yoğurt
Malzemeleri karıştırıp, cilde dairesel hareketlerle uygulayın. Biraz akışkan bir maske olduğu için saçları bantla tutturup, mümkünse uzanmak da fayda var. 10-15 dk sonra yüzünüzü ılık su ile yıkadığınızda cildiniz de değişimi fark edeceksiniz. Yumuşacık, temizlenmiş ve canlanmış olacak. Çilek mevsimi bitene kadar, çileği bol bol yiyip içlerinden 4-5 tanesini de cilde sürmek yaz boyu iyi gelecek. ;)

Gelelim çileğin cilde faydalarına;
  • Çilek C vitamini deposu. C vitamini cilde ne yapar derseniz? 
  1. Cilt lekelerine sebep olan enzimlerin işleyişini engelliyor.
  2. Ciltte kolajen sentezini aktif hale getitir, C vitamini olmadan kolajenler de işe yaramıyor ve kırışıklıklar oluşmaya başlıyor!
  3. Anti-oksidanlardan biridir, yani vücudumuzda serseri mayın gibi dolaşan ve hücrelerimize zarar vermeye yeltenmiş serbest radikallerle savaşarak, bağışıklığımızı kuvvetlendirerek  bizi daha sağlıklı, daha genç yapıyor. 
  • Pek çok cilt için uygundur, alerjiniz var ise ufak bir parça elinize sürüp denemenizde fayda var. Cildiniz yağlı ise 1 tatlı kaşığı limon suyu ekleyebilirsiniz.
  • Çileğin yapısı gereği, masajla tatbik edildiğinde doğal yolla peeling etkisi gösteriyor.
  • Gözeneklerin içine direk etki eder ve cildi etkili şekilde temizler.
  • Çileklerin diş ve diş etlerine de çok faydası var. Doğal diş temizleme yöntemleri arasında çileğin yeri ayrı. Çilekte elma ve üzümde de bulunan  beyazlatma özelliği olan malik  asit bulunuyor.
Maskeden artan olursa yine yiyebilirsiniz :) Şifa olsun :) Muhteşem kokusu ile de aroma terapi olsun :p

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...