28 Haziran 2016 Salı

Chia'lı Puding

Ne zamandır aklımdaydı, sütle buluşunca enfes görüntüsü bir yana faydalarını öğrendikçe bir an önce şu meşhur tohumlardan alıp yapmak için sabırsızlanıyordum.Kısmet Amsterdam'a imiş.Amsterdam'ın meşhur Migros'u Albert Heijn'de bulunca fiyatı ve ebatları uygun olunca kaçırmadım. 

Neden Chia Tohumu? Çünkü o da mucize besinlerden!
Tarihi Aztek'ler dönemine dayanan oldukça eski bir besin, şimdilerde sağlıklı beslenme trendlerinde ülkemizde ve dünyada bolca adını geçiriyor. Bu minik çekirdekleri ülkemizde de büyük marketlerde bulmak, çok çeşitli tariflerine rastlamak mümkün. Ben görüntüsüne bayıldığım chia'lı pudingi denedim, onun tarifini vereceğim ama tabi sadece tarif yetmez, chia'nın faydalarına da değinmeden olmaz.


Chia'lı çeşit çeşit pudinglerimiz

Chia'nın Özellikleri, barındırdığı vitamin ve mineraller

  • Somon ve ceviz gibi beyin gelişimi, sinir sistemi ve sağlıklı yaşlanmayı sağlayan Omega 3 'ce zengin HATTA zengin demek az kalır. En yüksek Omega 3 seviyesinin chia tohumunda olduğu söyleniyor.
  • Kemikler ve dişler için bol miktarda Kalsiyum 
  • Portakaldan fazla C Vitamini 
  • Güç ve enerjimiz o olmazsa olmaz, "demir" deposu
  • Yaşlanmayı geciktiren, yaşam kalitesini arttıran "antioksidan"
  • Bağırsak sağlığı ve zayıflama ürünlerinin aranan etiketine sahip"lifli"
  • Kalorisi düşük, tadı pek çok gıda ile uyumlu, salata, tatlı ve yemeklere çekinmeden eklenebilir.
  • Sıvı gıdalar ile birleşince şişiyor ve jelimsi bir yapıya kavuşuyor. Bu durum midede tokluk hissi de sağlıyor.
  • Kan şekerini düzenliyor, şekerin ani yükselip, inmesini önlüyor.

Chia'lı Puding 
Malzemeleri (4 Kişilik):

  • 3-4 yemek kaşığı chia tohumu 
  • 2 bardak süt (badem sütü de olabilir)
  • 1 muz
  • 3 hurma 
  • Tercihan kakao ya da keçiboynuzu tozu
Yapılışı:
  • 4 kişilik tarifte  2 bardak süt yeterli oluyor
  • 3-4 yemek kaşığı chia tohumunu süt ile buluşturup, karıştırıyoruz. (Günlük önerilen kişi başı tüketim miktarı maksimum 2 yemek kaşığı chia tohumu )
  • Chia'lı sütümü buzdolabına dinlenmeye bırakıyorum, tohumların şişmesini beklerken diğer 2 malzemeyi hazırlıyorum. Tohumların tamamen jelleşerek şişmesi 4-5 saati bulabiliyor.
  • Ramazan sebebiyle çok güzel hurmalar var. Ben pudingime sıcak suda bekletip yumuşattığım 3 hurmayı soyup, ufak dilimler halinde ilave ettim.
  • 1 ufak boy muzu yine dilimliyoruz, 
  • Tercihan kakao ya da keçiboynuzu tozu eklenebilir.
  • Chia'lı sütümüz jelleştikten sonra diğer malzemeleri ilave edip, rondodan geçiriyoruz. 
Buzdolabında jel kıvamına gelmeyi bekleyen chialarımız

Sıcak suda yumuşaıp, çekirdeği çıkartılmış hurmaları keserken


İşte pişirmeden, fırına koymadan, un, yağ, şeker, yumurta eklemeden de tatlı yapılabildiğini hep birlikte görmüş olduk :D
En önemli yararı belki de burada, baskın bir tadı olmayan chia tohumu sütle çok güzel özdeşiyor, harika bir kıvam veriyor. Ben görüntüsünü de çok seviyorum. Farklı mevsim meyveleri ile pudinginizin hem içeriğini hem sunumunu zenginleştirip, çeşitlendirebilirsiniz.


Kakaolu, muzlu, çilekli, şeftsalili, cevizli, bademli seçenek çok



Ece onu beklemeden yaptığım için bana çok kızacak, umarım tadını beğenir :)


Ben ev halkının, görüşlerini yorumlara ekleyeceğim. Sizlerde bana yazın lütfen. Yazımı beğendiyseniz, paylaşmayı ihmal etmezseniz çok sevinirim :)

Notlar: 2 yaşındaki oğlum beğenmedi, kızım muzlu kısımlarını çok sevmiş, eşimin tatlı ile pek arası yoktur, özellikle sütlü olanlar da o da hatır için çiğ tavuk yenir mantığı  ile kasesini bitirdi. Ancak her zamanki ben yine çok beğendim :) Hurma ve muz çok yakışmış gerçekten, kakao için aynısını söylemeyeceğim.
Bu arada bir diğer ilavem de hazırlama saklama şekli ile ilgili olacak;
Benim gibi çiğden yaptı iseniz max. 1-2 gün içerisinde tüketin, süre uzamasın.
Kaynamış sütle yaptıysanız 2-3 gün de beklerse problem olmayacaktır. 

Sevgiyle ve takipte kalın. ;)



17 Haziran 2016 Cuma

Pozitif bir emzirme hikayesi..

Neden pozitif? Çünkü pozitif doğum hikayeleri gibi, pozitif emzirme hikayelerine de ihtiyaç var. Söz konusu bebek ve çocuk oldu mu içinde hep bir parça zorluk, bir parça "sıkıntı" yı da beraberinde getiriyor.  Hamile kalma sürecinden itibaren, hamilelik, doğum, lohusalık ve emzirme dönemlerinde yaşanan pek çok güzel duygu ile birlikte yaşanan zorlukları hafifletmek, biraz özveri, biraz araştırma biraz da fedakarlık ile mümkün. Ve tabi biraz da bakış açısını olumluya çevirmek gerekiyor tabi "Emzirme" başlı başına bir  konu olmakla birlikte o da hayata bakış açınızdan etkilenen konulardan biri. Korkunç doğum hikayeleri gibi kötü emzirme deneyimleri de var. Ben yazımla birilerine destek olabilir, olaya olumlu yaklaşmalarını sağlayabilirsem ne mutlu.

2. kez 2 yıldan fazla süren emzirme dönemini yeni sonlandırmış bir anne olarak.Deneyimlerimi ve önerilerimi paylaşmak istiyorum.

Yani aslında sütünüz yeter


Emzirme konusu bolca hormonal ve çokca mekanik bir olay biliyorsunuz. Doğum şekliniz sezeryan ise vücutta süt salgılatan hormonlar devreye biraz geç de girse, yine de süt geliyor merak etmeyin. 2 doğumumu da doktorum Op. Dr. Tanju Demirören'in önerisi ile epidural sezeryan ile gerçekleştirdim,  bebeğin ilk doğum anını da anne birebir yaşadığı için, bebek doğum kanalından çıkmamış da olsa. Sesini ilk kez duymak, ilk kez karşılaşma ve bebeğin ağlaması ile komutlar zinciri ilk emirleri almaya başlamış oluyor.Mekanik çünkü bebek emdikçe yeni süt geliyor.

2 ayrı çocuğumda2 ayrı emzirme hikayem olduğu için karşılaştırmalı bahsedeceğim, daha da faydalı olacağını da düşünüyorum .İlkinde yani Ece'de şu "süt salgılatan" emirler bende biraz geç devreye girdi, ilk emzirme denemelerimde Ece çok başarılı bir şekilde hemen kavrasa da hemşireler bebeği memede uzun süre tutmayın demiş de olsa, hemen meme uçlarının yara olması durumuyla karşı karşıya kaldık. 2. günde daha bir anda aşırı şekilde yara olmuşlardı, ciddi ciddi acı duyuyordum ona rağmen emzirmeye çalışsam da acıdan hem sütüm etkilendi, hem kızım tam ememedi, sonrasında kısır bir döngü başlıyor tabi. 4. gün kontrole gidince Ece'nin beklenenden daha çok kilo verdiği ve mama takviyesine başlamam gerektiği söylendi. Ay nasıl üzüldüm nasıl üzüldüm, bir anda ağlayacak gibi oldum hatta ağladım sanırım. Hemşireler kaşık uçlu biberon ile Aptamil alın demeleriyle eşim hemen eczaneye koşup mamayla  biberonu almıştı, bundan 6 sene kadar önceydi ve o zaman biberonun klasik biberonlardan çok daha pahalı olduğunu hatırlıyorum. Aynı marka değil ama muadili Medela kaşık uçlu biberon da 150 tl imiş şimdilerde.
Medela'nın kaşık biberonu, bakınız ağız kısmı kaşık gibi
... Ve bu arada o biberonla içirmek de aman ne zordu. ( Hani pozitif hikaye dediğinizi duyar gibiyim ...o da gelecek :) ) Bebek diğer biberonlar gibi ememiyordu, kaşık gibiydi ağzı . Neden çünkü klasik biberon ile sütü içerse anneyi emmeyi tamamen bırakır mentalitesi ile tasarlanmış bu biberonla kasıla kasıla içirdik sütü, ben de üzülüyordum bol bol . Neden sütüm yok diye üzülüp durmak dışında açıkcası çok da bir takviye yapmadım kendime, ama emzirmeye de devam ettim. Ece'de o yakın teması sevmiş olacak ki damla damla gelen sütümü geri çevirmedi ve 2 yaşını 2 ay geçene kadar devam etti emmeye.
Annem de emzirme konusunda hep desteklemiştir, "Çocukları geri çevirme hem sen 3 yaşına kadar emdin bak fena mı oldun" derdi:) Böyle böyle  emzirmeyi keserken de klasik bant yapıştırma yöntemi ile 1 hafta kadar bir zamanda emzirme işini bitirmiştik. O dönem baya bilinçlenmiş olan Ece 1 hafta sonrasında bile gelip birazcık emsem diyordu gelip gülüyordu sonra da. Bant yöntemi bilmeyenler var ise, göğüs ucuna bant yapıştırıp yara oldu, uf oldu diyip çocuğu bertaraf etmek oluyor :) .Günden güne çocuğun da isteği azalıyor, derken emzirme işi bitiyor.

Emzirmenin ilk günlerinde meme ucunda oluşan yaralara karşı ne yapmalı peki?
İlk iş bu yaraları önemseyip bir an önce geçirmeye çalışmak olmalı. Çünkü çekilen acı, hem çocuk açısından emmeyi zorlaştırıyor, annenin çektiği acı cabası ve acı, az süten bebekle birlikte sütte de azalma da ayrı bir sorun oluyor.
Öncelikle doktorunuza danışın tabi ki, ilaç önerilerini de eczane ya da doktor uygun geliyorsa kullanın ama şu da var damdan düşenin halini en iyi damdan düşen anlıyor çoğu zaman. Onun için ilaç, merhem, krem vs önerilerini doktora danışıp deneyin, ama aklınızın bir köşesinde olsun diye paylaşmak isterim.

Acıyı önlemek, gidermek için yapılabilecekler;
  • Hemşirelerin önerdiği gibi memeyi kademeli vermeye, memede uzun süre tutmamaya önem vermek gerekiyor, biliyorum zor ama.
  • Bepanthen yaraları tedavi etmek için faydalı. Dikkat edilmesi gereken, bebek emmeden önce kremi temizlemiş olmak gerekiyor.
  • Garmastan krem ismini not edin.. Bepanthen'in fayda etmediği durumlarda çok işe yarıyor, mesela ben faydasını görmüştüm. Yapana, söylene Allah razı olsun diyeyim yani o derece.
Daha da detaylı, tedaviler var tabi. Ama zamanla geçecek o da merak etmeyin. Biraz sabır geçiyor ama geçmiyor ise doktora danışın mutlaka.

Bir dakika! "memeden nasıl kestim"  faslından önce araya eklemek istediğim çok önemli bir konu var.

BU SÜT NASIL ARTACAK? DAMLA DAMLA GELİYOR, BEBEĞİME YETMİYOR MU DİYORSUNUZ? 
Her derdin çaresi var EVELALLAH :) Sonunda Maranki'ye bağladım ama çok doğru, emzirme söz konusu olunca yine emek, yine sabır, yine araştırma, yine pozitif düşünce!:)

Anne sütünü arttıran 10 altın öneri:
Öncelikle unutmuyoruz, kulağımıza küpe yapıyoruz diyoruz ki "Her annenin sütü yeterlidir". Olumluyoruz, secret yapıyoruz yani :) Sadece pozitif düşünce yetmez, başka ne yapabiliriz derseniz?
Denenmiş, araştırılmış, sonucu görülmüş yöntemleri burada sıralamaya çalışacağım. Umarım birilerine faydası dokunur.

  1. Onun sapı, bunun çekirdeği demeden önce, eğer sütünüz yok denecek kadar az ise, yine yazının başındaki hormonları hatırlıyoruz. Az çalışan tiroid hormonları da sütün salgılanmamasında baş nedenlerden biri, mutlaka bir doktora görünün.
  2. Uyku ... Bebekle ne uykusu cık cık. demeyin, bulduğunuz her fırsatta şekerleme yapın. Dinlenin, eğlenin! iyi hissetmeye, uykunuzu bir şekilde tamamlamaya çalışın. 
  3. Bol su... Evet bol su yani 2.5 lt kadar suyu her gün içmek gerekiyor bunu hep biliyoruz da unutuyoruz, unutulmasın diye ben listeye ekledim.
  4. Pekmez: Sütün kalitesini arttırıyor. Kilo yapıyor endişesine girmeyin hiç, o kilolar bir bir gidiyor hiç merak etmeyin. Pekmez, özellikle de ezcane de satılan keçi boynuzu özleri emziren anne için bir deva, vitamin deposu.
  5. Dereotu : Maydanoz değil dikkat dereotu, maydanozun azalttığı söyleniyor. Arkadaşı dereotu ise sütü boool boool arttırıyor. Dereotunu hiç sevmezken Bora için haftada 2 demet filan yiyordum tek başıma :) Çokca dereotlu omlet yedim.
  6. Bulgur :Bulgur gaz yapabilir, onun da çaresi var . Bulgur yediğinizde üzerine 1 bardak rezene çayı için.
  7. Rezene Çayı: evet o da sütü arttıryor. Onun için bulgur yiyin :)
  8. İncir : Meyva olarak yemek de fayda ediyor mutlaka ama kuru inciri 1 gece ılık suda bekletip ertesi gün suyunu içmek, hem bağırsakları yumuşatıyor hem süt yapıyor.
  9. Balık, yeşil salata ve helva favori süt arttırma menülerinizden biri olsun. Bu 3'lüyü unutmayın. 
  10. Isırgan otu, rezene, anason bu 3'lüyü de unutmayın, ısırgan otundan bir tutam, rezene ve anason dan da 1'er tatlı kaşığı alıp kaynar suda çayını yapıp bardak bardak için hem sütünüz artacak, hem bebeğin gazını alacak hem de rahat uyumasını sağlayacak . Daha ne diyim :)
İşte bulgur, işte Türkiye'm 
Keciboynuzu özü kilo yapar diye korkmayın, şifa niyetine her gün 1 kaşık!
İbrahim Saraçoğlu 1 er haftalık kürleri öneriyor. 1 hafta kullan sonra bırak, süt azalır gibi olunca tekrar sabah akşam dereotu kemirmeye devam .


Kimilerini hüzünlendiren kimilerine oh bee dedirten süreç
"sütten kesme" süreci
Yazının başında bahsettiğim gibi iki kuzumu da 2 yıl emzirmenin huzuru ve mutluluğunu yaşıyorum .Cümlemi noktalar noktalamaz, emziremeyen anneleri, onların içinde kalan ukteyi düşündüm. Her annenin emzirmek gerçekten tercihi olmayabiliyor, bu da bir tercih, bu da bir yaklaşım ama emzirmek isteyip de emziremeyip bu sebepten kendini, anneliğinde eksiklik hissetmesin hiçbir anne sakın!Emzirmek sadece bir süreç aslında, yani emziremeyen emzireni kıskanmasın :) içi gitmesin, kendini kötü hissetmesin. Yazımdaki amaç, emzirmek isteyenlere biraz tecrübe ve araştırmalarıma dayanarak naçizane önerilerde bulunmak. Emzirmenin zeka ile orantısına da şüpheli yaklaşıyorum ben 3 yıl emmişim, abim ise hiç emememiş. Kıyaslanamaz şekilde abim daha zekidir :D Her neyse,  3 yıl emdiğim sevgili annem, ben seni o kadar emzirdim sende ver çocuğun sütünü dedi :) peki dedim söz dinledim.;) emzirmek ne kadar ulvi, sağlıklı, faydalı, anne ile bebek arasında mucizevi duygular bütünü olsa da fedakarlık isteyen bir süreç. Yediğine içtiğine ayrıca  dikkat etmek, emzirmeye yönelik giyinmek, mesela boğazlı, kapalı dik yakalı kıyafet ve önü kapalı elbise giyememek gibi, sık sık uyanmak gibi..deliksiz uyuyamamak gibi...En zor kısımlarından biri de bölünün uykulardır belki de. Şunu tekrar müjdelemek isterim ki eğer çocuğumu 3 yaşına kadar emzireceğim demiyor iseniz, bu süreç geçiciii. Sıkın biraz dişinizi, keyfini çıkarmaya bakın.
Ve evet şükürler olsun ki emzirme bitince uykular düzene giriyor. Memede uyuyan çocuk, kendi kendine de uyumaya geçiyor. Uyku eğitimi verdiyseniz bu kısmı geçin zaten siz o süreci gayet profesyonel yönetmiş bir annesiniz, ya da bebeğiniz kendiliğinden kendi kendine uyumaya meyilli bir bebek demek. Ben çoğunluk emzirerek uyuttum, nasılsa bu dönem bitecek deyip. Sanırım sabırlıyım :) Belki de tek sabırlı olduğum konu çocuklar oldu ... 

Emzirmeden keserken ya da kestikten sonra da çocukla yakın zaman geçirmeye ayrıca dikkat geçirmek gerekiyor ki, fiziksel temas anlamında birden boşluğa düşmesin. Bol bol sarılın, öpün, kucaklayın.


Dalmaçyalı kuzum 


Emzirme ile ilgili deneyimlerimi önemli noktaları ile aktarmaya çalıştım. Tüyoların faydalı olması ümidiyle... Bol bol süt dolsun, sütten kesmesi de sansıcız olsun ve bebişler mışıl mışıl uyusun :)





Konu ile ilgili yorum yazabilir, yazımı ilgisini çekebilecek arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz. Takipte kalın ;)



10 Haziran 2016 Cuma

Amsterdam Tatilimiz

Amsterdam..Hakkında gitmeden önce çok şey duyduğum ama görür görmez hepsini unutup umarsızca çok etkilendiğim şehir. Almanya Düsseldorf üzerinden trenle geçmemizin de bunda payı oldu sanırım, gri Almanya'dan sonra giriş yaptığımız tarihi tren istasyonundan çıkar çıkmaz şehir meydanında gördüğüm görüntü çok hoştu. Cıvıl cıvıl, yemyeşil, her yanı sular, köprüler, kanallar manken gibi kızlar erkekler bisiklet tepesinde dinç yaşlılar ile dolu bir şehir burası. Ayak basar basmaz dinamizmi hissedebiliyorsunuz.

Amsterdam Meydanı Tren İstasyonu

Şehir Merkezi'ndeki dev bisiklet parkı



Tren İstasyonu'nun karşısı Prens Hendrik Caddesi boylu boyunca eski binalarla dolu

Trenden inip biraz yürüdüğünüzde kanala baktığınızda karşınızdaki manzara bu 

Bu yazıda Amsterdam'a gidecek olanlara elimden geldiğince rehber olacak nitelikte gördüklerimi, deneyimleri ve kısa şehir turlarında öğrendiklerimi paylaşmak istiyorum.Bizim konaklamamız 2.5 gün kadardı ama zamanı iyi değerlendirmek için elimizden geleni yaptık. Otelde uyku haricinde neredeyse hiç zaman geçirmedik. Onun için bu yazıyı mutlaka okuyun :) Hatta başka blog yazılarına da göz atın, bozulmam :). Çünkü bana göre ilk kez gidilen yerlere gitmeden önce mutlaka bir parça araştırma yapmalı ve blog yazıları da bu iş için en önemli kaynakları oluşturuyor.

Öneriler Hatırlatmalar;
  • Eğer yaz döneminde gidiyor iseniz güneş çıkınca hava çok sıcak oluyor ancak nehir turu da yapacağınızı varsayarak mutlaka ince bir hırka, şal, kot ceket vs. almanızı öneririm.Haziran ayı olmasına rağmen,  mutlaka yağmur yağar önerilerinden ötürü çantamıza şemsiye aldım kalın da kıyafetler ekledim. Bizim seyahatimiz kısa sürdü 2-3 gün içerisinde yağmura rastlamadım ama sabah ve akşam hava gayet serindi, ceketlerimizi giydik Ama öğlen sımsıcaktı, Amstel Nehiri'nde yüzen 3 kıza bile rastladım.  Bir de şehir içinde nehir kenarlarında çok hoş cafe'ler restaurantlar var hal böyle olunca vaktinizin çoğunluğu dışarıda geçecek, üşüdüm ettim dememek için valizde bir ceket bulundurun. Çünkü bizdeki gibi üşüyünce şal getirme hizmeti burada yok :) 
  • Bizim gibi Avrupa'nın bir başka kentinden tren ile gelecekseniz. Bileti önceden alırsanız çok daha ucuza almış olacağınızı, fiyatların son anda alımlarda çok yükseleceğini unutmayın. 3-4 kat fiyat farkı olabiliyor. Bir de bileti aldığınız kartı da yanınızda bulundurmayı unutmayın. Unuttuysanız da dua edin belki biletçi kredi kartınızı görmek istemeyebilir . Biz öyle yaptık :)
  • Su hatırlatması çoğu Avrupa şehri için geçerli ama ilk kez Avrupa seyahatinizdeyseniz yine de hatırlatayım. Su "Water" " Wasser" dediğinizde mineralli su getiriliyor. Siz "no gas" diyerek isteyin mutlaka belirtin.
  • Musluktan akan suyun, park meydan gibi yerlerde görülen çeşmelerdeki suların içilebilir olduğunu oldukça da lezzetli olduğunu müjdelemek isterim. 
  • Burası bisiklet şehri, şehri bisiklet ile ucuza gezin önerisi hoş bir öneri gibi gözükse de hiç bilmediğiniz bir yer için çok da aklımıza yatmadı. Bir yerde durmak istesen bisikleti kilitle vs. vs. fiyat olarak da tüm gün 10 Euro'dan başlıyor. 
    Biz bisiklet kiralamadık, ama obje hoş ..Yanında yerimi aldım hemen ;)
  • Bisiklete binmeseniz de bisiklet konusu önemli çünkü burada trafik bisikletlilere göre şekillenmiş durumda . Öncelik onlarda. Bizim ülkemiz gibi kaldırım ve yol arasında devasa bir yükseklik yok, çoğu zaman yola geçtiğinizi anlamıyorsunuz bile aman dikkat bisiklet yolundan gidiyor olabilirsiniz. Son sürat giden bisikletlerin yolundan hemen çekilin, orası onların .:)
  • Amsterdam'a gidiyorum deyince aaa magic mushroom yemeden deme diyen arkadaşlarınıza hı hı tamam diyip çizginizi bozmamanızı öneriririm :) Onların sihirli mantarını zehirli mantar diye çevirsek de olur. Yedikten 1 saat sonra etkisini gösterdiği söyleniyor. Bir gün sonra da geride kalan devasa bir yorgunluk...Bu şehirde bol bol yürüyeceğinizi düşünürsek, hiç o konulara girmeyin ..Sigara bile içmeyen biri olarak benden magic mushroom ve türevleri konusunda destek beklemeyin :D Sağlıklı yaşam destekçisiyim ben takipçilerim bilirler :))) 
    Cafe'lerden marketlerden alabileceğiniz gibi, envai çeşit uyuşturucunun tohumunu da bildiğiniz yol  üstündeki dükkanlarda görmek mümkün
  • Ben yol yorgunuyum ama dinlenmeyi bekleyecek vaktim yok nasıl da gezeceğim bu sokakları derseniz önerim kesinlikle hop oturup hop kalkmadan, Hop on hop off City Tour alıp 24 saat süre içinde kah 1 saatlik kah 2 saatlik, isterseniz otobüs isterseniz muhteşem nehir ve kanalları içerisinde gezebileceğiniz teknelere binmek. Biz ikisine de bineriz diye tercih ettik hem daha çok yer görebiliyorsun hem daha alternartifli fiyatı kişi başı 28 Euro.  Rehberlik hizmeti de var, oturduğunuz zaman size bir de kulaklık veriyorlar, hemen oturulan yerlerin yanında bulunan kısma kabloyu takıp Türkçe rehberlik yayınını dinlemek mümkün. Wi-fi da var diyorum başka da birşey demiyorum. Kanallarda gezerken şahane fotoğraflar çekmek mümkün. Telefonunuzun belleğinde yer var mı yok mu kontrol edin çıkmadan. Ya da iyi bir makine ile çıkın. 
  • Bendeniz şehir turu otobüsündeki GPS rehber, otobüs ya da bot o sırada nerede ise ona göre ilgili bilgileri dinlerken. 18 ayrı dil seçeneği var. 
  • Wi-fi demşken şehir meydanında, nehir kannallarında pek çok noktada çok kuvvetli olmasada wi-fi var.
  • Şehrin alameti farikalarından biri de I amsterdam harf sembolü önünde fotoğraf çektirmek. Burası nerede derseniz ..Çok sayıda müzenin de yer aldığı MuseumPlan'da yer alıyor. 
  • Meşhur I amsterdam Müzeler Caddesi'nde yer alıyor
Amsterdam'da Ne Yenir Ne İçilir
Yöresel yemekleri yıllar öncesinde tarlada sıcak soğuk demeden iş yapan halkın enerji almasını sağlayan bol karbonhidrat içerikli gıdalarından ibaret. Et, patates, lahana, bezelye ve peynirlerini bol bol tüketiyorlar. Buranın lezzetli peynirlerinden orada bulunduğumuz süre boyunca bol bol yemeye çalıştık. Restauranlarda et çeşitlerinde doğal olarak domuz eti çok ağırlıklı, bizde genelde restaurantlarda peynirli pizza çeşitleri arasında dolaştık..Hem ekonomik, risksiz ve de doyurucu..
Bir de muhteşem çeşitli marketlerinden aldıklarımızla kendimize sandviç yapıp hızlı atıştırmalıklarla günü geçirdik. Çok yürüdük, enerji lazımdı :)

  •  Enerji demişken buranın lezzetlerinden bizim patso'yu andıran sokakta satılan patates lezzetini mutlaka deneyin. Burada en ünlüsü Manneken Pis..Yani meali "işeyen çocuk" :) Alakası ne derseniz, bilmiyorum :)

Hollanda'nın 1 numaralı baharatlı kızarmış patates lezzeti. Önünde her seferinde kuyruk gördük!

  • Peynirlerini muhakkak deneyin, yemyeşil arazilerde, açık havada dolaşan gürbüz ineklerin sütlerinden yapılan bu peynirlerin şanı da ülkeyi aşmış durumda. 
  • Bu minik bisküvi waffle'leri istediğiniz enerjiyi ve lezzeti verecek türden. Şık kutularda hediyelik olarak da götürebilirsiniz.
  • Sütün lezzetinden olacak dondurması da çok güzeldi, devasa külahlarıyla..Ben fotoğrafını çekene kadar dayanamadım yedim 
Genel olarak yemekleri baharatlı, bol sebze çeşitli, kremalı..Tabi ki domuz eti çeşitleri ile bezeli. Ben buralara bayıldım ama kendi damak tadımızı da özledim derseniz.. Burada çok Türk yaşadığını ve çok sayıda döner restaurantı olduğunu unutmayın. Hatta burada Türkiye'dekilerden çok daha çeşitli seçenek sunan bir "Simit Sarayı" da görürseniz şaşırmayın.
Amsterdam'da Görülmesi Gereken Yerler;

Eğer bot ve otobüs şehir turu seçtiyseniz o sizi bütün gezilmesi gereken yerleri sırasıyla gösteriyor olacak.
İşte görülmesi gereken yerler sırası ile ;


  • Dam Meydanı, Madame Tussauds MüzesiBody Worlds (İstanbul'da gitmiştim, ülkeleri dolaşan bir sergi diyelim..burada vaktiniz bolsa gidin derim),ve yine tarihi Amsterdam Zindanları'nın bulunduğu bölge görkemli Royal Palace (Kraliyet Sarayı) karşısında sıralanmış. Meydanın yanındaki cafelerde oturup birşeyler yiyip içebilir, keyifle etrafı seyredebilirsiniz. Bizim Taksim Meydanı gibi Dam Meydanı'da buranın meydanı diyebiliriz. Meydanda kule gibi üzerinde insan figürleri olan bir beyaz anıt var. Bu büyük anıt 2. Dünya Savaşı'nda hayatını kaybedenlerin anısına yapılmış.

                                                                                                   
Sanat için soyunmuş bir abla, birazdan isteryenlerle resim çektirecek

Kafasına yem döküp oradan kuşları besleyen bir abi :)

Arkası pek meşhur bir alışveriş merkezi-oraya hiç uğramadım :)

Görülmesi gereken yerlerden biri de Madame Tussauds ama önünde uzzzun bir kuyruk vardı. Vakit kısıtlı, hava güzel es geçtik ;)


Dam Meydanı'nda eğlenceli dakikalar geçirirken :p



  • Windmill de Goyer (Yeldeğirmeni); Hani nerede yeldeğirmenleri derseniz, şehrin içinde 1 tane ilaçlık yeldeğirmeni var. Tabi şu an cafe-restaurant, alt kısmı hediyelik eşya dükkanı şeklinde. Tur otobüsü tam önünde duruyor. İsterseniz yakından görmek için inip bir bakın. 

Müzeler Bölgesi: Bölgede yer alan müzeler sırası ile ;   
  • Rijks Museum :,Şehrin en görkemli binalarından birisi olan bu bina 1800'lü yıllardan kalma sonra bir takım restorasyonlar geçirmiş tabi..Müzenin önünde herkesin fotoğraf çektirdiği meşhur IAMSTERDAM yazısı var. 
  • Van gogh Müzesinde de muhteşem eserleri görmek mümkün. Amsterdam Card alanlara girişler ücrersiz.24 saat şehir turu alanlara da %30 indirimli olan bu müzelere indirimsiz giriş ücretleri 14 er Euro . Tabi bir de sıra beklemek gerekiyor, internetten önceden satın almak tüm müzeler için sıra bekleme sorununu ortadan kaldırıyor. 
  • Diamond Museum (Elmas Müzesi) :Giriş ücretsiz. 
  • Anne Frank Müzesi : Gözyaşlarınızı silmek için mendilleri hazır tutun...Çünkü burada Almanya'da yaşanan Yahudi zulmünden kaçıp Hollanda'ya gelmiş bir Alman ailenin en küçük ferdi olan küçük Anne'in o dönemde tuttuğu günlüğün ortaya çıkması ardından seneler sonra yaşadıkları ev de müzeye döndürülür. 
  • Hermitage Museum : Sanat severler için kesinlikle gitmeye değer, dev tabloları, muhteşem sanat eserleri, görsellikleri ile şanını hak ediyor.
  • House Boat Museum (Bot Ev Müzesi) : Amsterdam'da 2500 civarı yüzen ev var, yani adı yüzen ev ama artık nehirde dolaşmaları yasak. Çünkü nehirde ciddi bir bot trafiği var zaten, bu geniş ve uzun evlerin de eklenmesini istememişler. Bu evler durdukları yerde suyun üzerinde yüzüyorlar. Nasıl birşey bu yüzen ev bir de yakından görelim diyorsanız, buraya uğrayın.   
Müzeler neredeyse bitti, en bilinenleri yazmaya çalıştım ama kesinlikle sanata dair müzeler bu kadar değil, ufacık kentte daha çok müze ve çok sayıda müzikhol  var. Denizcilik, Bilim ve Sanat gibi vs..

Bimhuis-Caz ağırlıklı dinletilerin olduğu bir müzik salonu
Bilim ve Sanat Müzesi NEMO Buranın bir özelliği de buradan gözükmeyen yüzünün üst tarafı adeta küvet gibi, üst kısmında merdivenlere çıkıp orada oturup manzarayı seyredip birşeyler atıştırmak mümkün. 

  • Heineken Experience :Bira benim için başlıbaşına bir sanat eseri derseniz . Burayı da ziyaret edin, bira kazanlarında biranın nasıl yapıldığını anlatan kısa bir tur ardından giriş ücretine dahil bira içebilir, adınıza yazılı bir şişe ile buradan ayrılabilirsiniz. Bira bu topraklarda yaşayanlar için ayrıca bir nimet. Neden? Derseniz ...Yıllar yıllar önce bu şehrin sokaklarında musluklardan akan sular hiçbirşekilde içilemeyecek gibiymiş ve o dönemlerde çocuklara bile bira içirilirmiş daha sağlıklı olduğu için. Ünü yurt sınırlarına taşmış Heineken'in torunları şu an ülkenin en zenginlerinden demeye gerek yok sanırım..


  • Red Light District : İşte şehirle özdeşleşmiş yerlerden birisi daha belki de bazıları için en önemlisi.. Amsterdam'da uyuşturucu, fuhuş herşey serbest..Yani insanın aklı da almıyor bazen, gündüz çiçekler böcekler spor ve sağlık dolu bir hayat ama saatler gece yarısına yaklaşıp da hava karardı mı çehresi değişen bir şehir burası. Yani böyle desem de yine de bunlardan uzak durmak, uzak kalmak mümkün. Şehrin havasına sinmiş, bazı cafelerde iyice ayyuka çıkan bir "ot" kokusu olsa da. Ne kafayı bulanlar sizi rahatsız ediyor, ne de o işlere girmek mecburi..Ama kültür turunu bozmayalım, deyip de sokaktan hayvanat bahçesi önünden geçer gibi geçtik. Redlight'lı hanımlar kızmasın :) Kırmızı ışıklı minik dükkanların ön penceresinde gece boyunca durup müşteri beklerkenki durumları biraz da komik. Göz kırpıp, dudak büküyorlar. Onların da kimseye zararı yok :D  İsteyen kapıyı tıklatıp fiyat alıyor. Bu alanda da bir müze olduğunu söylemeden geçemeyeceğim :) Red Light Museum Bu bölge de nehir kanallarından birinin çevresinde yer alıyor. Ana meydana çok yakın.Burada, diğer yerlerde ve muhtemelen Avrupa'nın her yerinde kadınlar gecenin bir ayrısı mini etekle bisiklete biniyor kimse bakmıyor. Yani kafaları bir milyon bazılarının tabiri caizse..Ama kimse kimseyi rahatsız etmiyor.  Gündüz de görüntü aşağıdaki gibi .. Bu sokaklardan geçerken Sting'i anmamak mümkün mü;? ROOOOOXANNNNNEEEEE kırmızı ışıkları yakma, çıkma oralara sana ömrümü verdim, gitme kötü yola dediği o güzel şarkı...




  • Amsterdam Kuzey Köyleri : Şimdi huzur...Biraz da doğa, biraz da yeşillik huzur bulayım, inekleri otlarken göreyim, yelderğirenleri ile savaşayım, kanallara karşı akan nehri huzurla seyredeyim lezzetli peynirleri, yiyecekleri yerinde yiyeyim derseniz adres merkeze yarım saat 1 saat mesafede yer alan Kuzey Köyleri olmalı. Edam, Volendam, Marken bu yer isimleri aklınızda tutun yarım gün kadar da zaman ayırmak gerektiğini ve yanınızda fotoğraf makinesi bulundurmayı da unutmayın 


    Veeee süre doldu......BYE BYE AMSTERDAM...Seni çok sevdim, tekrar görüşmek isterim :)

    Süre kısıtlı olunca biz bu kadar gezebildik. Daha gezecek çok yeri olan bu güzel şehre 2 gün yetmez ama imkanlar o kadar ise pekala 2 günde de güzel gezilir. Sağlıkla, sıhhatle daha çok yer gezip görüp görebilmek dileğiyle bu yazının sonuna geldik. Beğenmişsinizdir, gidecek olanlara da  faydalı olur umarım...Thegoodwish Blog'u izlemeye devam edin, beğenip paylaşmayı unutmayın :)
    Sevgiler ...

2 Haziran 2016 Perşembe

Keten Tohumlu Fıstık Ezmeli Çilek Rüyası

Başlıktaki ismi ben uydurdum ama bu ismi de hak ediyor hani.
Çileği sevmeyen yok gibidir. Hormonsuz mis kokulu çileği de bulmuşken farklı bir ara öğün, hatta kendime lezzetli ve sağlıklı bir tatlı yapayım dedim . Çileği kek ve pastalara çok yakıştırırım, tatlımda çileğin yanına ilave biraz kremamsı, doygun bir lezzet eklemek istedim .
Ve tabi keten tohumu :) Hindistan cevizi yağını da son dönem her yerde kullanıyorum takip edenler bilirler :) keten tohumu kullanımı ve faydaları için buraya , hindistan cevizi yağı hakkında bilgi için buraya bakabilirsiniz.

Resmen Çilekli Lezzet Şöleni :)


Keten tohumlu, fıstık ezmeli çilek
Tatlıma eklediğim fıstık ezmesi hep kalorisi ile bilinir ancak lezzetli olduğu kadar faydalı da ve çok pratik bir şekilde fıstık ezmesini evde de yapabilirsiniz. Yağ mikrarını arttırarak kremaya daha çok benzer birşey yapabilirsiniz. Sıvı yağ da var bazı tariflerde ama hazır hindistan cevizi yağı varken ben onu kullandım.

Fıstık ezmesi evde yapıldığında katkısız, zararsız ve çok sağlıklı bir hale dönüşüyor.
Fıstık ezmesinin hücre yıkılmasını azaltan güçlü bir antioksidan, cildi güzelleştiren E vitamini deposu, aynı zamanda magnezyum ve potatsyum da barındıran sağlıklı yağlardan oluşan bir besin olduğunu unutmamakta fayda var. Lifli yapısı ile zayıflamaya yardımcı tok tutuyor, bağırsakları çalıştırıyor ama çok yenirse tabi ki kilo aldırır .


Tatlı bile denmez aslında çok basit bir karışım, birşeyleri yan yana getirmekten ibaret tarifimde minik bir kavurma işi var.

Tamam tarifi veriyorum.
Önce Malzemeler;

  • 1-2 avuç doğranmış çilek
  • 1 avuç ayıklanmış kabuklu fıstık
  • 1 tatlı kaşığı keten tohumu
  • 1 çay kaşığından az bal
  • 1 çay kaşığından az hindistan cevizi yağı
  • 1 fıske tarçın
Tarif; 
Önce çilekler yıkanıp 4 eşit parçaya doğranır,
Ayıklanmış fıstıkları biraz ateşte kavuruyoruz, sıcakken alıp rondoya dökelim.
Rondoya kavrulmuş fıstıklar, keten tohumu, hindistan cevizi yağı, hindistan cevizi yağı, balı,  tarçını ekleyip bir kaç dk rondoda karıştırın.
Fıstıkları uzun süre rondoda çekip daha çok yağ ekleyerek daha kremamsı hatta fıstık ezmesine dönüştürmek mümkün ama biraz daha taneli kalsın istedim. Siz oynamalar yapabilirsiniz. Şekeriniz var ise bal eklemeyebilirsiniz..vs..
Karışımı çileğe döküp afiyetle yiyebilirsiniz.
Tadına bayılacaksınız ;)




1 Haziran 2016 Çarşamba

Keten Tohumunun 10 Faydası ve Kullanımı

Son günlerde çikolatayı (bu sefer ben yapmadım :) İsviçre'den gelen çikolataları görünce dayanamadım) abartınca, göbek de kendini gösterdi .Ben de alternatif besinler araştırmama döndüm tabi. Bu arada ev yapımı çikolata tarifi için buraya tık.

Gelelim keten tohumuna, aslında 1000 yıllık bir bitkinin tohumu kendisi, Adından anlaşılacağı gibi yazlık giysilerin en sevilen kumaşlarından keten'in yapımında kullanılan keten bitkisinin tohumu :)
Zincirleme isim tamlamasının hemen ardından, faydalarını yazmak istiyorum.

Yoğurt ve meyveli keten tohumu



Ülker Ducros Keten Tohumu


Öğütülmemiş keten tohumu
Öğütülmüş  keten tohumu
Salatada keten tohumu :)





  1. Omega3 ve Omega 6 deposu, balık kadar faydalı yani. Ve bunu öğrendiğimden beri biraz bana balık gibi kokuyor, öğüttükren sonra. Ama Omega 3 te biliyorsunuz çok faydalı. Bağışıklığı kuvvetlendirmekten, kalp sağlığına, göz gelişimine, sinir sistemine ve zeka gelişimine katkısı büyük. 
  2. E vitamini içeriği ile o da bir antioksidan. Yani gençleşmeye faydalı gıdalardan, vücuttaki toksinleri alıp götürüyor. E Vitaminini cilt kremlerinden tanıyoruz daha çok ama kasların ihtiyacı olan oksijenden faydalanmasına olanak sağlıyor. 
  3. E Vitamini demişken tabi ki saç ve cilt sağlığı için de faydalı.
  4. Vücut için çok gerekli olan B12 vitamininden içerir. Özellikle et yemeyenlerin beslenmeye katmasında fayda olacaktır.
  5. Potasyum, demir, kalsiyum, bakır, çinko gibi vücut için gerekli diğer vitamin ve minerallerde bu küçücük tohum içinde bulunuyor.
  6. Gelelim yazıya konu olma sebeplerinden en önemlisine, Diyetlere yardımcı, tok tutuyor Lifli oluşu ile bağırsakları çalıştırıyor. Enerji veriyor ve insülin direnci yaşayanlar için de düşük glisemik indeks değeri ile yardımcı. Tatlı krizlerini kesmeyi vaad ediyor. 
  7. Gluten içermez, çölyak hastaları kullanabilir.
  8. Kabızlığı giderir, bağırsakları kuvvetli şekilde çalıştırıyor.
  9. Kötü Kolesterol (LDL) seviyesini düşürür.
  10. Bitkisel östrojen kaynağı diyebiliriz. Menapoz sıkıntılaırnı gidermede etkili.
Görüldüğü gibi faydaları çok peki keten tohumu nasıl kullanılır? Keten tohumunu kullanırken dikkat edilmesi gerekenler neler?
  • Öncelikle hamileliğin özellikle ilk ayında olanlar, hormon tedavisi görenler, küçük çocuklar, emziren anneler için önerilmiyor.
  • Miktarı önemli çok tüketmek, uzun süreli kullanmak fayda yerine zarar sağlayabiliyor. Günde 2-4 tatlı kaşığı maksimum önerilen miktar.
  • Keten tohumunu öğütülmüş şekilde kullanmanın içeriğindeki faydaları ortaya çıkardığı gözlenmiştir. Bu sebeple öğütüp kullanmak gerekiyor. Evde rondodan geçirebilirsiniz. Hazır öğütülmüş ürünler de var ama onların bozulmuş olma ihtimali yüksek. Evde öğüttüğünüzde de çok bekletmeden tüketmeli. Kullanacağınız kadar öğütüp kalanı çekirdek hali ile saklayabilirsiniz. 
  • Bozulmuş olmaması çok önemli, bozulanlarda kanserojen maddeler ortaya çıkıyor.
  • Biraz da ilaç gibi düşünüp ona göre tüketmeli, bazı kanser türlerinde bile önleyici faydalı olabilirken, bazılarında aksi tesir yapabilir. Özel bir durumunuz var ise doktora danışarak kullanmalı.
Peki nasıl kullanmalı?

Önce kullanacağımız kadar yani günde maksimum 4 kaşık öğütüp (rondoda vs.) salata, yoğurt, hamur işleri, kahvaltılık gevrekler, meyvelerin üzerine katıp tüketebilirsiniz.

Ben salata ve meyve ile denedim. Salata ile yoğurtla birlikte çok daha güzel gittiğini söyleyebilirim. Meyvada miktarı biraz fazla kaçtı sanırım o kadar hoşuma gitmedi.

Yazımı beğendiyseniz, sayfamı takip edip paylaşmayı unutmayın :)
Yorumlarınızı bekliyorum ;)
Sevgiler.


LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...