31 Ekim 2015 Cumartesi

Mutlu Hayatın Anahtarı

Bir varmış bir yokmuş, kadının biri sabah kalkmış, 
aynaya bakmış ve kafasında yalnız üç kıl saç görmüş. 
“Hımm, demiş galiba bugün saçımı örgü yapacağım!”
Öyle de yapmış, günü de harika geçmiş!

Ertesi gün kalkmış, aynaya bakmış, kafasında iki tel saç kalmışmış.
“H-M-M,” demiş, “Bugün saçımı ikiye ayıracağım demiş.”
Dediğini de yapmış, harika bir gün geçirmiş.

Bir ertesi gene kalkmış, aynaya bakmış, kafasında tek tel saç var.
“Tamam, tamam, artık bugün atkuyruğu yaparım.” demiş.
Öyle de yapmış ve çok çok güzel bir gün geçirmiş.

Daha bir ertesi, aynaya baktığında, kafasında bir tek tel bile kalmamışmış!
“WoW!” diye bağırmış.
“Bugün saç derdim yok!”

Özetle 

Bakış açısı her şeydir! Hayat, fırtınanın geçmesini beklemek değildir ki! Yağmurda dans etmeyi becerebilmektir!...

Kimse dört dörtlük değil., hayatları da imkanları da sahip oldukları da. Ancak olanla yetinmesini, eksiklerimizle kusurlarımızla düzgün yaşamasını bilmek gerekiyor. Hepimizin çevresinde vardır ya hani bazı şükürsüz insanlar; çok şeyi vardır ama hep aklı kendinde olmayandadır . Onlar neye sahip olurlarsa olsunlar, mutlu olamazlar. Hep birşeyleri eksiktir çünkü. Onlar hep olmayanı görürler.

Kimi insan da eskikleri olsa da elindekiyle mutludur. Azıcık imkanı ile şükür etmekten vaz geçmez. Olmayana değil de olana odaklanırlar. Gerekirse azıcık aşım ağrısız başım der, başına kötü bir olay bile geldiğinde bile  "buna da şükür" der. 

İşte hep şükredenler, kendine ve çevresine düşünceleri, davranışları ve sözleri ile örnek olup, umut verenler. İşte onlar gerçekten mutludurlar, ve mutluluk onlara yeni mutluluklar, yeni şükür sebepleri getirir. 

Biraz Secret filmindeki gibi, biraz "çekim yasası" gibi.  Dilimizde, aklımızda hep güzel sözler olmalı, kendimizi hep güzel koşullar içinde görmeliyiz ki o hayaller gerçeğe dönüşsün.

Yağmurlu havada sudan çıkmış balığa bile dönsek :) ne güzel yağmur yağıyor, ne güzel ıslandım demeli. 




Enseyi karatmayın derdi rahmetli  Çetin Altan her yazısının sonunda, gerçekten de enseyi karartmanın kendini üzmekten, yüzünü sarkıtıp, çevreni de kendin gibi mutsuz etmekten başka faydası yok.

Hastalıkları körükleyen en önemli faktörün stres olduğunu unutmayın, kafaya takmayalım gitsin...


Hayat dediğin öyle de geçiyor, böyle de geçiyor. Mesele güzel geçirebilmekte, güzel anılabilmekte. :)




Kırmızı Çay içelim mi?

Kırmızı Çay (Rooibos Çayı)
Faydası çok, kafeini yok!
Mideye, bağışıklığa çok iyi geldiğine dair rivayetler var. Aroması tatlı olduğu için, tatlı krizlerinde işe yarıyor.
Denemekte fayda var.
Anavatan'ı Afrika olan bu kırmızı bitkiyi ülkemizde satışa çıkartan bazı markalar ise;
Doğadan  Lipton






. Yüksek C Vitamini deposu, sakinleştirici etkisi olan, hatta bana göre fazla sakinleştirip tansiyonumu düşüren bu Çay her markette yok. Ben büyük Migros'lardan birinde buldum. Daha doğrusu internetten sipariş verdim . TADI hayli lezzetli, hatta tatlı. Içerikte Stevia yı gördüğümde şaşırdığımı biraz da bozulduğumu itiraf edeyim . Çünkü çayı, kahveyi şekersiz içenlerdenim ;)


Not: Hiçbir yerde tansiyonu düşürdüğüne dair bir bilgi yok, ama sanki içince benim tansiyonum düşüyor. Merak ediyorum, bu çaydan içince böyle bir yan etki yaşayan oldu mu??

20 Ekim 2015 Salı

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...