25 Eylül 2016 Pazar

Bebek Şampuanının Akla Gelmeyen Kullanım Alanı ve Blaferit Dedikleri

Gözlerimizi daha güzel gösterme konusunu önemseriz, kirpiklerimiz upuzun olsun, hacimli olsun isteriz ..Pek çok şeyi gözlerimizle daha konuşmadan karşı tarafa aktarırız da gözlerimize gereken özeni göstermeyiz.

Bebek şampuanı ile göz makyajı temizleme

Özellikle de biz kadınlar makyajla uyumak, makyaj temizlerken de hoyratça davranmak suretiyle gözlerimizi ve göz çevremizi oldukça yıpratıyoruz . Bazen hepsini düzgün şekilde yapsak da yetmeyebiliyor, uykusuzluk, stres, üzüntü gözlerde iltihap, enfeksiyon oluşumuna zemin hazırlayabiliyor. Ya da bir şekilde mikrop bulaşabiliyor.

Gözlerimdeki batma, yanma kaşınma iki gün içerisinde ağrıya dönüşmüştü. Ağrı olunca insan korkuyor tabi ve daha da beklemeden hemen Dünya Göz'e gittim. Haftasonu nöbetçi doktor vardı teşhisi hemencecik koydu "blaferit" olmuşum. Yani kirpik dibi iltihabı. Sebebi kirpiklerin dibindeki yağlanma ve bakteri gelişimine açık hale gelmesi imiş. Doktor bana gözlerimi sabahları uyanınca bebek şampuanı ile iyice yıkamamam gerektiğini söyleyip iki de göz damlası yazdı.



Bir de moralimi bozdu saolsun bundan sonra böyle devam eder, iyileşir tekrar aynı sorunları yaşarsınız damlalar bitince artık tamam bu hastalık sizinle gibi birşeyler söyledi.
Ertesinde seyahate çıkmıştık, bir gözüm iyileşti düzeldi diye sevinirken, bir sabah öteki gözüm şiş uyandım çok can sıkıcıydı. Neyseki 1-2 günde düzeldi. Eve döner dönmez kontrole koştum ama bu sefer başka doktora gitmek istedim. Yine Dünya Göz'de başka bir doktora muayene oldum bu doktor başka bir damla verdi, gözün kurumasını önlemeye yönelik. O çok iyi geldi. Bebek şampuanını  o doktor da önerdi ve diğer doktorun artık bu hastalık sizinle söylemini biraz yumuşattı. Dedi ki "uykunuzu almaz, beslenmenize dikkat etmez, stres yaparsanız tekrar edebilir, vitamin alın. "
Bu açıklama daha iyiydi.

Şimdilerde gözlerimde batma, yanma vs. bir sıkıntı hissedersem hemen bebek şampuanı ile yıkıyorum, bir kaç sefer makyaj temizleyici niyetine kullandım tavsiye olunur. Acil durumlar için önerebilirim. Bir de göz çevreme badem yağı, hindistan cevizi yağı gibi yağları da sürmeyi bıraktım varsın kirpiklerim beslenmesin, yağlanıp da iltihaba açık hale gelir sonra maazallah diyorum ve   umarım blaferit tekrar etmez diyorum. Çünkü gerçekten ağrılı ve acılıydı.

Sağlık dolu günler dileklerimle..

18 Eylül 2016 Pazar

Barselona'da Muhteşem Dört Gün







Farklı bir Avrupa şehri Barselona modernizmden etkilenmiş Gaudi'si ile ünlü "modern", Akdeniz gibi sıcak, hareketli, neşeli, Hayatın saat 20:00'de durmadığı, yoldan hiç araba geçmese de kırmızı ışıkta beklemeyen yayaların olduğu ama sürücülerin de yaya görünce durduğu şehrin insanları. Uçakla havalimanına inerken daha güzel bir yere geldiğinizi anlıyorsunuz. Masmavi bir deniz, sıralı evler, caddelerle bütünleşmiş bir şehir. Yazımda Barselona'yı olabildiğince anlatmaya çalışacağım, hatta yazının sonuna da bol bol video ekledim daha da açıklayıcı olması için, umarım hoşunuza gider.
Barselona'da Kristof Kolomb Heykeli Çevresinde Ana Caddelerin Kavuştuğu Meydan
Çantalarında mutlaka kitap olan, sabahları işe yetişmeye çalışırken La Boqueria'dan taze meyva alıp kahvaltılarını yapan, gürültülü bir şekilde konuşan, bizlere görüntü ve davranış olarak benzeyen birbirlerini olduğu gibi kabul etmiş, dış görünüşe göre yargılamayan insanlarla bir aradasınız Barselona'da. Yollarda arabadan çok scooter görürseniz şaşırmayın, üstelik scooterdan başka taksi, metro, otobüs gibi araçların sürücülerinin pek çoğu da kadın. Kadınların istediği boyda şortla, askılı atletlerle tüm toplu taşımalarda güvenle seyahat edebildiği Avrupa ülkelerinden birisi de Barselona . Ülkemizde bayramın ilk günü halk otobüsünde yaşanan üzücü olayı, Barselona seyahati sonrası duyunca bu konuya değinmeden yapamadım...Biliyorum ve umuyorum ki o barbar insanlar ülkemizde azınlıklar, onların toplumumuzda ve ülkemizde yeri yok, olmamalı diye ümit ederek konuyu daha da bulandırmadan yazıma devam etmek istiyorum. Zira Barselona çok güzeldi, tıpkı İstanbul gibi...

Barcelona Marina'sından denize bakış

Barselona'lılar oldukça milliyetçiler bir de, mensubu oldukları Katalan topluluğunun en ateşli savunucuları onlar. İspanya'nın içinde İspanyol değiliz, dilimizde, milletimiz de farklı deyip Avrupa Birliği'nden çıkma pahasına kafa tutan bir millet. Her yıl 11 Eylül'de Ulusal Bayramlarını kutluyorlar. İspanya deyince sanırım ilk akla gelen İspanyol Dansı, şallar, güller, boğalar bir de Barcelona ve peşinden Gaudi oluyordur muhtemelen. Nasıl olmasın ki Barcelona'nın yetiştirdiği ünü dünyaya mal olmuş Art Nouveau ( Yeni Sanat) akımından etkilenmiş müthiş deha Anthoni Gaudi'nin şehri desek yanlış olmaz. Mimari eserler süslü, özenli, doğadan esinlenmiş olmalı demiş, her yapısında eşsiz kıvrımlar, gri dışında farklı renkleri bolca görmek mümkün. 

Mutfağı, denizi ile ünlü bu şehre gelenlerin mutlaka görmesi gerekenler listesinde ilk 3 sırada hep Gaudi'nin eserleri var. Bende gezip gördüğümüz bu yerlerden kısaca bahsedeceğim. Ayrıca youtube sayfamda kısa videoları da var, oradan da göz gezdirebilirsiniz.

Barselona'da Turistik Noktalar


Sagrada Familia'nın içeriden tavanın görünüşü

  1. La Sagrada Familia (Kutsal Aile) : Bitmeyen kilise diye adını duymuş olabilirsiniz. Bu bazilika ( şahane, yüce anlamlarına da gelen, tören, karar alma, toplanma, mahkeme etme gibi olayların gerçekleştiği belirli bir mimari şekli, planı  olan yapıların genel adı) Gaudi buranın mimari yönetimini 1883 yılında devralıp, hayatını bu esere adamıştır, son yıllarını bu eserin tamamlanması, güzelleştirilmesi için harcarken, yatağını da  buraya taşıyıp gündüz gece demeden burası için çalışmış. Anlatılanlara göre, bir gün eserine yerden bakmak için başını yukarı kaldırıp geri geri yürürken tramvayın altında kalarak can vermiştir. Bilfiil bazilikanın inşaatında görev aldığı için üzeri kirli, tozlu bir halde onun ünlü mimar olduğunu fark edemez, evsiz birisi sanırlar. Fark edip, imkanların tamamını seferber etmek istediklerini hem iş işten geçmiştir, hem de son dakikalarında Gaudi buna gerek duymaz. Bu olay Barcelona tarihinde kara bir anı olarak kalmıştır.Ardından o günden bugüne eser "bitirilmeden" üzerinde çalışılarak inşaasına devam edilmiştir, asırlık bu yapının mimarisini çözmek kolay değil, maddi geliri de sadece toplanan sembolik yardımlar olduğu için bunca yıldır bu inşaat devam ediyor. Biraz da turistik açıdan ilgi çeksin diye uzatıyorlar diyebiliriz. Planlanan tamamlanma tarihi 2028 olduğu söyleniyor. Burayı gezip, görmek için bilet almak gerektiğini hatırlatayım. Seyahate gitmeden bileti internetten almanız önerilir. Bana sorarsanız burayı da görülecek yerler arasında tutun ama mutlaka ama illa da bilet alıp içine girmek gerekir mi derseniz, tartışılır. Yine de bilet almak için Linki burada https://www.musement.com/us/barcelona/the-sagrada-familia-v/?gclid=CM6BoJOPls8CFcG7GwodOkILGQ&gclsrc=aw.ds Sevgili blog takipçilerim imkan bulup da Sagra da Familia'nın içini göremezlerse üzülmesinler dedim içeride mini bir video çektim. Tüm videolar youtube'da yazının sonunda diğer Barselona videoları ile birlikte ulaşabileceğiniz linkini vereceğim.:) 
  2. Casa Milla, Casa Battlo : Gaudi'nin ustalık eserlerinden iki ayrı bina Passeig de Gracia'da bulunuyor, bu caddede pek çok lüks bina ve mağaza bulunuyor . Özellikle Casa Battlo'nun kendine özgü, eşi benzeri  olmayan mimarisi ile hayranı çok. Yanına gittiğimizde yine bina içine girmek için bekleyen insanların oluşturduğu uzun bir kuyruk ve önünde fotoğraf çektiren bir dolu insan vardı. Şansa oturduğumuz bankın hemen yanında bir turist kafilesi vardı, dikkatle rehperlerini dinliyorlardı . Bedavaya aldığım daha doğrusu kulak misafiri olduğum Casa Battlo ile ilgili anlatılanlara göre Gaudi bu evi inşa ederken doğadan ve fantastik karakterlerden ilham almış. Evin çatısı ejderha sırtına, pencereleri kuru kafaya, çeşitli mimari figürleri de omurgaya benzetiliyormuş. Meşhur mavi tonlarındaki mozaiklerden burası da nasibini almış. Yine bir rivayete göre, Gaudi'nin sipariş ettiği fayansları getiren işçi yolda düşürüp fayansları kırmış, Gaudi ne yapmış. Yeni fayans getir diyeceğine, almış kırılmış fayansları parçalar halinde tonlarına ayırıp desen çıkartarak cephelerin üzerine kaplamış. Helal olsun, diyecek birşey yok.  Bu güzel ev ile ilgili bir diğer hikaye de evi mütahhite yani Gaudi'ye veren işverenler, planlanan bütçenin biraz üzerine çıktı diye Gaudi'yi mahkemeye vermişler. Çok da ayıp etmişler, ancak mahkeme Gaudi'yi hemen salıvermiş, çünkü yaptığı eserler söz konusu olunca maddiyatın üzerinde iş çıkarmış olması şehir için verdiği emek dolayısı ile gönlünü almışlar. Şimdi bu evin çevresindeki evlerde ve o cadde üzerinde çok yüksek rakamlı emlak değeri olan evlerin olduğunu ön göremeyen, sıradan değil özel iş yapan Gaudi'nin zamanında kıymetini bilmeyenlere teessüflerimi sunuyorum. Resmen şehre değil, ülkeye dünyaya mal olmuş, Katalan toplumu için de en büyük mirası bırakan kişi olmuş olmuş kendisi.
    Gaudi'nin en meşhur eserleinden yaşayan ev olarak da anılan - Casa Battlo
    Casa Mil 
  3. Park Guell: Gaudi'nin bana göre şaheseri bu park. Mutlaka görülmesi gereken yerlerden. Yine dönemin zenginleri, kendileri ve aileleleri için geniş bahçeli, geniş alana yayılmış bir ev, kampüs ister. Ve resmen bugünün anlayışı ile sponsor olur Gaudi'ye hiç bir masraftan kaçınmaz, ne istersen yap, burası senin oyun alanın der ve ortaya muhteşem bir eser çıkar. Sanki o günden bugünleri görür gibi, burası ileride çok kişinin gezip göreceği bir yer olacağını biliyorlardır sanki. Park Guell, şehrin tüm şehri seyredebileceğiniz bir alana inşa edilmiş masalsı, büyüleyici, ilham verici bir yer olmuştur. Eski dönemlerde buralarda pek çok eğlence düzenlenirmiş, şimdilerde de yığınla ziyaretçi toplayan bir yer. Burası için de bileti önceden almanız gerekir. Biz bileti almamıza rağmen, içeride kalabalık bir ziyaretçi grubu olduğu  için bir kaç saat bekledikten sonra asıl alana girebildik. (Biletler kişi başı 8 Euro, rehberlik ücreti, İngilizce çeviri hariç.)O süreye kadar, geniş bahçeli alanda gezindik. Sırt çantanıza biraz yiyecek, içecek koyarsanız içeride beklerken daha eğlenceli vakit geçirebilirsiniz. Gittiğimizde bahçe kısmında müthiş sesli bir müzisyen en sevdiğim şarkılardan birini çalıyordu gitar eşliğinde. Böyle bir şeye denk gelirseniz, tadından yenmez. Asıl ziyaret alanı alt kısımda sıra ile girilen kısımda o meşhur dünyanın en uzun oturma parkı,  Kapadokya gibi taştan sütunlarla dolu,  yine mozaik tavanla bezeli bir alt avlu. Bu arada ben Kapadokya'ya boşuna benzetmemişim bir rivayete göre Gaudi Nevşehir'den esinlenmiş ama nasıl gitmiş, görmüş detaylarını bilmiyorum :) Alt kata da indikten sonra aşağı doğru devam edin simetrik merdivenleri ve en ortasında benim çok sevdiğim Bukalemun heykeli ile fotoğraf çektirin, bunun için de biraz sıra bekleyebilirsiniz. En alt kısımda da müze olarak bırakılmış masalsı yuvarlak hatlı bir ev ve bir de hediyelik eşyaların sergilendiği bir  ev var. 
  4. Kapadokya Ambianslı Park Guell Koridorları
    Yeni ücretli olmuş Park Guell'e girişler, alınan ücretler de ziyaretçi sayısını azaltmamış

    Park Guell'in muhteşem uzun bankı


    Park Guell'de muhteşem mozaikler

    Meşhur Kertenkele ile resim çektirmek için de beklemek gerekiyor.
    Park Guell alt avlusunda tavan süsleri
  5. Picasso Müzesi:Gaudi'nin arkadaşlarından Picasso'nun da eserlerinin sergilendiği bir müze de burada var. Picasso Müzesi Ona gidemedik, ama sanatseverler için güzel bir seçenek olabilir.
  6. Camp Nou :Futbol severler de mutlaka Barcelona'nın meşhur Arena'sına yeni adı ile Camp Nou'ya gitmeli. Giriş ücretli ancak stadının içi bildiğimiz stadlardan çok daha farklı .
Bu arada Anthoni Gaudi'de benim gibi Yay burcuymuş, işte yay burçları böyledir. Renkleri, farklı olanı sever, tutkuyla sevdiği işte de var gücü ile çalışır.Sponsor bulursa neler neler yapar :)))
Turistik noktaların pek çoğunu ve en bilinen eserleri ile Gaudi'li kısmı bitirdik şimdi denize girip serinlemeli :)

Barselona'da deniz

Barselona'nın en sevdiğim yanlarından biri, şehrin merkezindeki tertemiz upuzun sahili oldu. Akdeniz'i en güzel hali ile yaşayan bir şehir burası. Bu upuzun kumsaldaki kumlar doğal oluşum değilmiş, yapay olarak oluşturulmuş . Sahil kesimi boyunca pek çok plaj var. En bilinenleri Barcelonata ve Marbella plajları. Marbella çıplaklar denizi gibi ün yapmış olsa da iki plajda da eşit oranda üstsüz vardı, çıplaklar kampına gidicem gibi bir hevesle uzun yolları katetmenize gerek yok. Bu da yine merak edenlere gelsin .
Bu plajlarda şezlong vs. ücret ödemeden havlunuzu serip  oturabilir, sahilde dolaşan cafe-restaurant işletmecilerinin servis elemanlarının ellerinde gezdirdikleri hindistan cevizi suyu, sangria ve kokteyllerden yudumlayabilirsiniz.
Barcelonata Plajı

Marbella Plajı-Marbella Beach

Barselona'da Yeme İçme



La Boqueria Balık Pazarı görünümlü  Gurme Pazarını ile başlayayım. Buraya girince envai çeşit meyva, şarküteri, kuruyemişler, balık çeşitleri ile bambaşka bir dünyada gibi olacaksınız. Çarkıfelek meyvesi ya da Passion Fruit'u daha önce hiç denememiştim, kısmet burada tadına bakmakmış. Güzelmiş de tadı beğendim. Büyük plastik bardaklara doldurulmuş mango, passion fruit, kavun, karpuz, ananas, kivi vs. gibi meyvaları bardağı 1-2 Euro'ya alıp yolda giderken atıştırabilirsiniz. Et ve şarküteri çeşitleri çok bol tabi ki çoğu domuz eti. Enfes lezzetli deniz ürünlerini buradaki bar tabureli küçük restoranlarda afiyetle yiyebilirsiniz. Ayak üstü diye hesaplı sanmayın, baya baya restaurant fiyatına . Ama deniz ürünlerini seviyorsanız, kesinlikle değer.Biz Ramblero da oturduk. Taptaze lezzetli sunumu ile tavsiye olunur. Mürekkep balıkları, kalamarlar, kılıç balıkları havada uçuşuyor :)

Ramblero La Baqueria'nın en iyilerinden

İlle de Türk yemeği yerim, dünyanın neresinde olursam olayım kebap isterim derseniz adres Aromas de İstanbul, burada hemen otelin yanında olan ilk girdiğimiz restoranın sahiplerinin Türk olduğunu duyunca çok şaşırdığımız zincir Kebap Lokantalarını önerebilirim. Lezzetli mezeleri, lahmacunu, kebabı, döneri ile Doğu Atmosferli dükkanda Fas'lı garsonlar var çoğunlukla. Buradaki pek çok dükkanda olduğu gibi. Onlar bizim  Türk olduğumuzu İstanbul'dan geldiğini hemen anladılar. Buralara İstanbul'dan, Türkiye'den çok gelen var, artık tanıyoruz anlıyoruz dediler. Biz de 3 günün sonunda artık kim Fas'lı kim İran'lı anlar olmuştuk. Malum Barselona'nın hemen aşağısı Morocco yani Fas.

La Fonda burası da paella ve sangria'ya doyduğumuz fiyat olarak da hesabın  çok yüksek gelmeyerek  bizi kendine bağlayan en sevdiğimiz restoranlardan biri oldu.



Bir akşam yemeğinden sonra çeşmenin olduğu alana doğru Plaça da Reial biraz yürüdük, sokak dansçılarını izledik derken eşim birden panikle "eyvah sırt çantam" demesi ile (yaklaşık 15-20 dk gibi bir zaman geçmişti bu arada) restorana koştuk. Yine iyimser tarafım devredeydi merak etme garson bulup saklamıştır, derken bir tarafım da çok hırsızlık olayı okudum, biz de gidip içinde pasaportlarımızın ve cüzdanın olduğu çantayı ortalık yerde bıraktık, çok şansımız yok diyordu. İyilik kazandı, garson fark etmiş, bize hemen arkanızdan bir müşteri geldi, fark etmeseydim çantanıza Adios diyebilirdiniz dedi. Ödemeyi ADİOS kredi kartımızla yaptık, garsonun çok ilgisini çekmişti neden Adios, insan müşterisine "good bye" dermi demişti? Oradan aklında kalmış.

Plaça de Reial Barselona'da Çeşmeli Meydan 

Yine Plaça de Reial'de La Fonda ile benzer konseptte bir restoran önündeki uzun kuyruğu ile ilgimizi çekti, burası Les Quinze Nits konumu ile öne çıksa da Fonda'dan çok daha iyiydi diyemeyeceğim, hatta La Fonda'da yemekler ve sangria daha iyiydi sanki, bir de çantamızı saklayan garson faktörü var.

La Rambla'da yol üzerinde de çok sayıda restoran, cafe var hem yemek yiyebileceğiniz hem de içeceklerinizi yolu izleyerek içebileceğiniz. Ancak buralarda fiyat daha yüksek, kıyaslama yapınca kazık bile diyebilirim üstelik çalışanları da kabaydı. İsmi hangisiydi derseniz, maalesef hatırlayamadım. Yol üzerindeki restoranların diğerlerinden çokca daha pahalı olduğunu, ancak lezzet olarak bir farkı olmadığını eklemek isterim.

Akşamları sahildeki AVM  MARE Magnum ve etrafında güzel vakit geçirebilirsiniz. Giderseniz, denizdeki yüzen heykellere bayıldım, benim için selam söylemeyi unutmayın. 

Barselona mutfağının temel yapı taşlarına kısaca değinelim bir de.
Özetle yenecekler, tadına bakılacaklar ;
Paella:kuzu, domuz etli ya da deniz ürünleri ile birlikte pişmiş özel bir pirinç türünden yapılmış, safran gibi çeşitli baharatlarla aromalandırılmış bir tencere yerim diyeceğiniz türden bir lezzetle karşınıza çıkan ve zaten 2 kişilik tavalarda önünüze konulan yazarken bile ağzımın sulandığı bir lezzet. Karadenizli olarak bana hamsili pilavı hatırlatmadı desem yalan olur. Paella'nın da iyisi var kötüsü var, çok ucuz olanlara yönelmeyin özensiz olur diyorlardı. Bizim özellikle La Fonda'da yediğimiz çok iyiydi.
Tapas: Atıştırmalık amaçlı, deniz ürünleri, et çeşitleri ağırlıklı küçük küçük kimi ekmek üzerine sosla eklenmiş, kimi tek başına yenilen atıştırmalıklar.
Sangria: Kesilmiş meyvalar ile birlikte aromalandırılmış, içimi tahat tatlı bir şarap. Masaya yarım litrelik, ya da litrelik geliyor. Hoop diye içiyorsunuz, tadı çok hoş. İçerken Aklıma Lou Reed'in such a perfect day şarkısı geliyor.
Deniz Ürünleri: Mürtekkep balığı, kılıç balığı, ahtapot, deniz tarağı, kalamarlar, midyeler gibi çok çeşitli. Deniz ürünleri salatası bile ayrı bir güzel. Balık çeşitlerini en lezzetli en taze haliyle yiyebileceğiniz yerlerin başında La Boqueria geliyor. Fiyatlar çok uygun diyemeyeceğim.
Tatlılar/Dondurmalar: İnce uzun külahları ile çok çeşitli bol kremalı dondurmaları da meşhur ama bana çok yağlı ve kremalı geldi,  bu konuda klasikçiyim sanırım bizim dondurmalarımız daha güzel geliyor. Tatlı olarak da Katalun tatlısı, Barselona spesiyal tatlısı gibi isimlerle adlandırılmış tatlılar beni görüntü olarak çekmediği gibi, paellalar, kalamalar ve de sangria'lar ile yeterince mutlu mesut olduğum için üzerine tatlı yeme ihtiyacı hissetmedim ki tatlıyı çok severim...

Barselona'da Ulaşım
Ulaşım ağı çok gelişmiş, havalimanından iner inmez Aerobus denilen şehir merkezine yakın metro istasyonlarına bırakan otobüslere bindik, biletimizi de terminaldeki kiosklardan aldık. Otobüslerde wi-fi yazısını görünce heyecanlandım biraz ama bağlanamadık :) Malum yurt dışında olunca, yurt dışı internet paketiniz yoksa benim gibi, gözleriniz wi-fi arıyor.
Havalimanından bindiğiniz otobüsten sonra bir de metroya binmek gerekiyor La Rambla'ya ulaşmak için. Bizim otel La Rambla'nın tam üzerinde ve tam karşısında metro durağı olduğu için bu anlamda rahat ettik.
Otelimiz Mare Nostrum merkezi konumu ile önerilir, Önerdim diye manzaralı, geniş, ferah bi odaydı sanmayın. Bol bol dolaştığımız için, merkezi konumu en ön plandaydı bizim için.
Bu arada tüm gideceğimiz yerleri Google Maps yardımı ile bulduk.
T10 denilen 2 kişinin de birlikte kullanabildiği 10'lu biletlerden aldık, yetmedi bi daha aldık :D Bu arada önemli not:biletle son hakkınızı kullanmış dahi olsanız, bileti aman ha çöpe atmayın. Kondüktör ortalıkta hiç yok ki demeyin, dönüş yolunda karşımıza çıkınca ufak bir heyecan yaşadık, bileti attık sandık ama neyseki bileti atmamışız.:)

Barselona'da Futbol
Futbolseverler için de Barselona'nın önemi büyük, malum Avrupa'nın en büyük stadyumu burada. Katalanca ismi ile Camp Nou yani Yeni Saha'ya biz girmedik ancak anlatılanlara bakılırsa futbolseverler için oldukça etkileyici bir yer. Katalanların milli takımının kısa ismi Barça, en meşhur oyuncuları arasında benimde bildiğim Messi ve bizim Arda Turan oynuyor. Hediyelik eşya dükkanlarında en çok satılanlar arasında takım formaları ve futbolcuların bibloları ile kartpostallar yer alıyor. Arda Turan'a rastlayamadım baktıklarım arasında.

Arenas de Barcelona

Barselona'dan Ne Alınır
Biblo severseniz, burada müthiş renkli hediyelik eşyalar olduğunu söylemeliyim. Gaudi desenleri temalı çokca tabak, çanak, bukalemun, boğa başta olmak üzere. Flamenko dansçısı bibloları, kız çocukları için küçük İspanyol Dans elbiseleri, ayakkabıları, futbolseverler için formalar, kartpostallar. Bir de paellayı çok sevdiyseniz, paellanın olmazsa olmazlarından olan Arboria pirincini buradan Türkiye'den çok daha ucuza alabilirsiniz.
Not: Hediyelik eşya dükkanlarında pazarlık yapabilirsiniz, malum kriz var ya İspanya'da herkes satışları arttırmanın derdinde. Zaten mağaza da biraz fazla gezinirseniz, hemen çalışanlar gelip 3-5 euro indirim "sizin için" deyip kendileri indirime başlıyorlar.



Ayrılırken güzel hislerle geride bıraktığım Barselona'yı biz sevdik. Ünlü Türk bestekarı Sinan Akçıl en büyük aşk en son aşk demiş, benim için de en beğendiğim yer, en  son seyahat ettiğim yer. :)

Ve hangi ayda Barselona en güzel sorusunun yanıtı bana Eylül gibi geliyor. Eylül'de hem denize girebildik, hem de sıcaktan bunalmadan gezip dolaşabildik. Antalya kadar olmasa da ona çok yakın bir sıcağı olduğunu göz ardı etmemekte fayda var.

Barselona'da çektiğim, mini mini videolara da buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.



Umarım yazımı beğenmişsinizdir, beğendiyseniz paylaşmayı unutmayın. Beni çok mutlu edersiniz. Yeni  yerler görmek, yeni yazılarda görüşmek dileğiyle.


10 Eylül 2016 Cumartesi

Bir Kışlık Domates Hazırlama Hikayesi - Korkmayın Siz de Yapın


Bizim evde ben küçükken yapılan birşey değildi, çevremden de hiç görmedim. Zaten annesinin mutfağa sokmadığı kızlardandım evlenene kadar. Yani uzaylı kadar yabancıydım bu konuya.

Derken Facebook ve Instagram hesaplarını aktif kullanmaya başladıktan sonra yılın bu zamanlarında içleri domates dolu ters çevrilmiş kavanozların fotoğraflarını görmeye başladım. Sanki kadınlar arasında gizliden gizliye bir güç, beceriklilik, şipşaklık yarışı vardı ve de bu domates saklama işi bunun dışa vurumlarından biriydi.(Kedi uzanamadığı ciğere mundar dermiş.)

The Good Wish Blog'un ters dönmüş domates kavanozu


Bazılarının arkasında da bu işi yapan anneler, ev hanımları, çalışan kadınlar, kısaca çeşitli kesimden ve de çok çeşitli bir skalada kadınların mağrur, gururlu ve de kendinden çok emin edayla çektirdikleri bu fotoğraflar zamanla dikkatimi daha da çekmeye başladı. "Kışlık domateslerimiz hazır, afiyetle yiyelim inşallah" temennileri ile doluyor du timeline'larım. El emeği, göz nuru kadınların tek başına gerçekleştirdiği bazen eş dost, bazen akrabalar, bazen de komşular buluşup gerçekleştirdiği bir gelenekti bu aslında. Anadolu geleneği.

Eskiden yılın 12 ayı domates yoktu tabi. Şimdi  var da ne oluyor, kışın domateslerin kimse yüzüne bakmıyor. E o zaman salça var değil mi? E ama o da bir yere kadar, damaklar öz be öz domates sosu istiyor.

Organik yaşam arzusunun yükselişi ile birlikte ve de zamanla daha çok kişinin bu Anadolu geleneğini  yaşatarak, malum kavanoz  fotoğraflarını instagrama koya koya, bu iş artık nesilden nesile geçecek  ve de unutulmayacak diye seviniyorum ben de. Zira bu işi yapmamak ayıp sayılıyor artık, yani şahsen ben eskiden tüm gün dışarıdayım, geç saatte eve geliyorum diyip sıyrılıyordum bu işten ama artık kaçış kalmadı. Vaktimin çoğunda evdeyim, 2 çocuk var, Çanakkale bağlantısı var. Nasıl yapmam ki ben yani ...

En son öylesine instagrama bakarken, arkadaşımın koyduğu domates fotoğraflarına beni mention'laması artık kaçacak yerimin kalmadığın son işaretiydi. "Hepinizi ezicem, çalışıyorsak biz de anayız" notuyla instagrama koyduğu domates ve biber görselleri beni benden aldı.  Ve baktım artık kaçacak yer kalmamış, sıvadım kolları girdim mutfağa.

Sonra hemen geri çıktım. Kavanozlarım vardı ama  temiz "0" kapak gerekiyormuş, steril olması için.  Hepsine 3 tl verip 20 kapak aldım geldim. Tabi ki 20'sini kullanmadım ama böyle satılıyormuş. Satıcı abi, abla 20 tane alıyor genelde ablalar dedi. Ben de bozuntuya vermedim aldım 20 kapağı o şekilde zaten 10 tanesi de 2 tl idi. Dursun bi kenarda dedim.

Kavanozları, kapakları tekrar yıkadım. Kaynar sularda beklettim. Ellerimi 3-5 kez daha yıkadıktan sonra hazırdım . Bu arada tv ekranına youtube u yansıtıp domates videoları izliyordum, bi yandan google'dan arama yapıyor, bir yandan da son kez tüm sosyal medya hesaplarımı bu iş için kontrol ediyordum . Beni bu telaşın içinde gören eşim, hepi topu 2 kiloluk domateslere ve benim gergin halimi gören eşim, " Boşver uğraşma, heba olacak hepsi, uğraştığına değmeyecek..vs " dedi ama bu sefer kararlıydım. Benim çocuklarımın ne günahı var dedim giriştim.
Ben yaptıysam siz de yaparsınız siz de yapın, kesin yapın. Bakın bu iş için yılın son zamanları, hala yapmayan var ise hala 1 hafta kadar daha şansı var . Aaaa yapmıyorum uğraşamam demeyin, olmaz mis gibi domatesleri şipşak hazırlıyacağız hepbirlikte. Kışın da aşırı sağlıklı, yaz domateslerimizi kar yağarken yiyip havamızı atıcaz.

Ben 1.5-2 kg. domates için tarif veriyorum, 20 30 hatta 50 kg'lık domatesten yapan aileleler bile varmış. Bu konuda sınırları siz çizin, siz oynayın. İstediğiniz kadar miktarları arttırarak hazırlayabilirsiniz.

Malzemeler:
1.5-2 kg. domates (Tarla, bağ, bahçe domatesi olsun)
1-2 diş sarımsak
zeytinyağı
bir tutam şeker, bir tutam tuz

Yapılışı:
Domateslerin üzerlerine çizik atıp, kaynar suda 15 dk bekletiyoruz. Bu esnada kabukları kolayca çıkan domatesleri soyup, dilim dilim kesip altı açık ısınmış tenceremize bırakıyoruz. Bir miktar saf zeytinyağı ilave edip ocakta altı tıkırdayana kadar bırakıyoruz. Domatesler suyunu çekince,tat vermesi ve domatesleri koruması için bir miktar şeker ve tuz ilave edip biraz daha pişirmeye bırakıyoruz. Domatesler sos kıvamına yaklaşınca kavanozları hazırlıyoruz. Sosun suyu iyice azaldığında, ocaktan alıp rondada çekiyoruz, tekrar ocağa koyup 1-2 dk daha pişirdikten sonra altı hala açık olan ocaktan kaşık kaşık domatesleri alıp sıcak kavanozları sonuna kadar domateslerle dolduruyoruz. Sıcak su içinden aldığımız temiz kapakları da güzelce kapatıp, kavanozları ters çevirip bir örtü üzerinde bekletiyoruz.
Kışlık Domatesler Hazırlanıyor

Soğuyana kadar bu şekilde bekledikten sonra, domates kavanozlarını buzdolabına alabiliriz. Kapalı halde 8-9 ay  hiç bozulmadan durabildiği rivayeti var. O kısmı henüz deneyimlemedim. Ayrıca kapak açıldıktan sonra maksimum 1 hafta da tüketilmesi gerekiyormuş.

Kışlık Domates Sosu Hazır

Domates çorbalarınızda, kahvaltıda yumurta ile birlikte, yemeklerle, etle pişirip kullanabileceğiniz "mis gibi " domatesleri hazırlamak işte bu kadar kolay.. Haydi şimdi sıra sizde en güzel gülümsemenizle, kavanozlarınızla birlikte boy boy fotoğraflarınızı koyabilirsiniz. :) Ben sabırsızlanıyorum .:)
Hepimize afiyet olsun.


Not: her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır,  bildiğiniz farklı tarifleri, lütfen yoruma eklemeyi unutmayın. . Pratik tarifimi paylaşırsanız da çok sevinirim.

(28 Eylül 2016)Not 2: Yaptığım konservemi denedim, hiç de korktuğum gibi olmadı, aksine çok ama çok lezzetli buldum .Hatta şimdi 4 kilo domates daha aldım, tekrar yapacağım. Tarla domatesi, salçalık domates şeklinde bildiğiniz marketlerden, pazarlardan ta ki hiç tarla domatesi kalmayana dek alıp alıp kavanozlara doldurabilirsiniz.

Not 3: :) İlle de pürüzsüz salça gibi olmasına gerek yok, biraz parçalı da severiz biz derseniz, o zaman hiç rondodan geçirmeyip tencerede suyunu çeken domatesleri sıcağı sıcağına pratik bir şekilde kavanozlara doldurmanız olacak. Son denememde hiç rondodan geçirmedim, menemende süper oldu hmmmm ;)

Sevgiler.

8 Eylül 2016 Perşembe

The Good Wish Blog Barcelona Videoları


La Boqueria Pazarı, La Rambla ara sokakları, Barcelonata, Marbella Plajları Sagra da Familia, Park Guell, Plaça Reiall görselleriyle bezeli videolarımı bakalım beğenecek misiniz?:) Takipte kalmak için kanalıma abone olabilirsiniz.:)

La Boqueria

Sagra da Familia

Plaça Reial de yemek,eğlence bir arada

Barcelona Katalunya Meydanı

Park Guell 

Park Guell-2

1 Eylül 2016 Perşembe

Biraz da eğlence...Blogger Mim'lemesine buyurun "Çantamda Ne Var?"

Son günlerde bloglarda sıkça gördüğüm Mim'ler için ne düşünüyorsunuz? Bloggerlar arasında etkileşim, kişilerin kendini daha iyi tanıtması ve biribirini daha iyi tanıması, arada biraz sinerji oluşturan hoş bir hareket olduğunu düşünüyorum ben. Blogger'ların ilgiye, alakaya, desteğe ihtiyacı olduğunu düşünüyorum . Nereden mi biliyorum, tabi kendimden :)

Nedir Mim? TDK ya bakalım.
mim (I) 
isim Arapça mīm
1. isim Arap alfabesinin yirmi dördüncü harfinin adı
2. Biten bir yazının altına konulan işaret
mim (II) 
isim, tiyatro Fransızca mime
1. isim, tiyatro Eski Yunan ve Roma'da yaşamı, töreleri taklit amacı güden komedi türü
2. Bir oyuncunun herhangi bir davranış veya duyguyu yüz ve vücut hareketleriyle anlattığı oyun türü
3. Bu türü gerçekleştiren sanatçı

Bizim kullandığımız anlamlardan buna en yakını Biten bir yazının altına konulan işaret olmalı. Yazınınızın sonuna seni mim'ledim deyip, bir başka blogger arkadaşınızı etiketliyorsunuz gibi düşünün.

Basitçe seni seçtim pikachu gibi birşey..

Benimde bir süredir, ilgimi çeken "Çantamda Ne Var?" konusunu bende işledim. Ben bu konuyu Kübra'nın sayfasında görmüştüm. Yani Bayan Kirpik 

çantamda ne var mim


Kimse beni davet etmedi, ama ben bir kaç kişiyi davet edeyim onlar da çantalarını bi boşaltsınlar bakalım :) Eğlence olsun işte bizlere ;)

Bu kez şaşırtmacalı gideceğim. Kadınlar kadar erkeklere de bakalım çantalarda neler var? Bu kadar kişiyi etiketlemişken, diyorum başka şeylerden de konuşalım, şöyle bi içimizi de dökelim çantalar gibi ne dersiniz?

Atladığım kişiler mutlaka olmuştur, şimdiden kusurumu mazur görsünler beni affetsinler :) Katılmak isteyen herkes katılabilir, benim gibi :) Ben naçizane canım istedi video çektim, siz güzel güzel yazadabilirsiniz.

Benim yanıtım videolu merak ederseniz buyurun, ve şimdiden hoşgörün  ;)




Hepinize sevgiler, saygılar.
  • http://www.herseydenkonusmali.com/
  • sadevederin.blogspot.com
  • http://diyettanrisidietos.blogspot.com/
  • http://tigrisdriver.blogspot.com
  • bloghocam.blogspot.com
  • emreyildirim.co
  • www.acemidemirci.blogspot.com
  • anneyimkeyifliyim.blogpost.com
  • matmazelgreen.blogspot.com
  • neokudumneizledim.blogspot.com
  • kurabiyecimiss.blogspot.com
  • www.dahamutluyuz.com
  • semihkececioglu.blogspot.com
  • yazarki.com
  • eceevren.com
  • http://www.deryaninsporgunlugu.com
  • http://tingirmingiryasamak.blogspot.com.tr
Of of amma çok kişiyi etiketlemişim, ne kadar da meraklıymışım. Haydi bakalım, gelsin yorumlar ;) 

Sevgiler 



LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...