19 Temmuz 2016 Salı

Doris Hofer Nam-ı diğer Squat Girl ile Sıcacık Sohbet Tadında Röportajımız

Sosyal Medya'da SQUAT GIRL ismi ile tanınan hatta hayranlık duyularak takip edilen DORIS HOFER, 12 yıldır ülkemizde yaşayan bir İsviçre'li. Birden çok şapkası, mahareti var. Herşeyden önce en fazla 30 yaşında gibi gösterse de  o 2 çocuklu 41 yaşında bir anne.
SQUAT GIRL ÇOCUKLARI İLE

O bir yaşam koçu, o bir blogger, youtuber, harika tatlar ve tarifler üreten bir vejeteryan,  yazar. Manken gibi fiziğe sahip ve bir o kadar da güzel, ülkesinde gazetecilik ve yazarlık yapmış olan Doris'in sporla yoğrulmuş hayatında en sevdiği şeylerden biri yazmak ve paylaşmak olmuş.
Geçtiğimiz ay Libros Yayıncılık'tan "HAYALLERİNDEKİ SEN" isimli ilk kitabı çıktı, kitabı da kendi gibi çok renkli, motive edici ve yeni fikirlerle dolu. Kitabının ismi gibi  hayallerinin peşinden gitmeye devam ediyor ve görüldüğü üzre sadece oturup hayal kurmuyor, bunlar için savaş veriyor. Ve sanırım işin en güzel kısmı bu işleri eğlenerek, keyif alarak yapıyor.
HAYALİNDEKİ SEN KİTABINDA YER ALAN TARİFLERDEN BİRİ OLAN CHİA'LI PUDİNGİ HAZIRLARKEN
Şimdi meraklı ve geveze:) sorularıma geçiyorum.  Squat Girl ile yaşama dair pek çok konudan konuştuk. Türkiye ve İsviçre'den bahsettik, çocukları, doğum hikayelerini, günlük hayatı, hayal kırıklıkları,boşanma sürecinde yaşadıkları, yeniden aşık olmasına, seyahat etmekten keyif aldığı tatil rotalarına,  egzersiz ve güzellik tüyolarına kadar pek çok şeyi bu yazıda bulabilirsiniz. 
Sizi henüz tanımayanlara da kısaca biraz tanıtmak istedim. Öncelikle çok çok teşekkür ediyorum, söyleşi teklifimi kırmadığınız  için. Sormak istediğim çok soru var ama olabildiğince özetlemeye çalıştım. Bu arada ben de malum sıkı takipçilerinizden biriyim, pozitif, faydalı paylaşımlarınıza bayılıyorum. Karamsar dünyamızda, hayat dolu, enerjik paylaşımlarınız çok iyi geliyor. Doğum tarihiniz 8 Aralık 1975. Bir Yay burcu!? Boşuna sevmemişim diye düşündüm, bir yay burcu olarak yay'ları hep özel bir yerde tutarım . Peki sizin burçlarla aranız nasıl? Yay burcu özelliklerini taşır mısınız? Ya da sizi ilk kez tanıyacak olanlara ne demek istersiniz?
İsviçre'de çalıştığım bir gazetenin "Bekârlar Bekarlarla Buluşuyor" projesi dahilinde 500 kişiyle röportaj yapana kadar astrolojiye inanmıyordum. İnsanlar yanımda oturan fotoğrafçıdan çekiniyorlardı ve benim de onların geçmiş ilişkileri, beklentileri ve ümitleri ile ilgili her şeyi söylemeleri için tam tamına 1 saatim vardı. Bir süre sonra bazı burçların benzer özellikleri olduğunu anladım, bu çok ilginçti. Sorunuza cevap vermek gerekirse: burçlara inanıyorum ve kendiminkine bakınca evet, ben tam bir yay burcuyum! Özgürlüğüme düşkünüm ama bir ilişkiye gelince çok sadık birisiyim. Sınırlarımı zorlamayı çok severim ve çok çabuk sıkılırım. Seyahat etmeyi ve yeni kültürler tanımayı çok severim. İletişim güçlü yönlerimden bir tanesi ve kendime güvenim tamdır.  İyimser bir kişiyimdir ve yaptığım her işle ilgili çok tutkuluyumdur. Hayatı tam anlamıyla kucaklarım ve eğlenmeyi çok severim.
 
Yanılmamışım Squat Girl tam bir Yay burcu 

Spora olan sevginin karşılığını fiziğinizle, enerjinizle aldığınız ortada.  Kitabınız "Hayallerindeki Sen"i satır satır okuyanları, harfi harfine uyup sizin gibi olmak  isteyenleri görüyorum.  Sosyal medyada da aktif paylaşımlarınız var, geniş takipçi kitleli bir facebook hesabınız var ve tabi Instagram, Snapchat. Kitap haricinde de sosyal medya aracılığı ile de insanları motive edip,  ilham veriyorsunuz. Peki sizin takip ettiğiniz bloglar, esinlendiğiniz  kişiler var mı?

Tabi ki. Etrafındakilerle ilgili düşündüklerini çok güzel yazan ve kendi bilgeliğini paylaşarak ve sosyal projelere destek vererek dünyayı daha iyi bir yer haline getirmeye çalışan "Yoga Girl"'ü takip ediyorum. Çok şirin bir Pilates eğitmeni ve süper zeki bir iş kadını olan "Cathey Ho"'nun blogunu okuyorum.  Onun konuşmalarından birine gittim ve onun taytlarından aldım, çok güzel koleksiyon parçaları tasarlıyor. Başka isim vermek gerekirse ""Patrick Beach", "Kayla Itsines" ve "Amanda Brisk"'i takip ediyorum. Ve tabi ki pek çok Türk dostumu da takip ediyorum. "Aydan Üskanat"'ın tariflerine ve yarattığı tatlara hayranım. Kısa zaman önce onunla bizzat tanışma şansına sahip oldum. Çok mütevazı ve altın gibi bir kalbi var, sanki onu yıllardır tanıyormuş gibi hissettim. "Hem Fit Hem Anne" isimli bir profili olan Gözde'yi takip ediyorum. Antrenmanlarını küçük oğluyla yapıyor,  adeta Nana'nın Türk versiyonu gibi. Bir Nike eğitmeni olan ve hiç tanışma fırsatım olmayan ve çok sevdiğim Gözde'den de çok ilham alıyorum. 

Doris Hofer -Aydın Üskanat Buluşması

Blog yazmaya başladığınızda böyle rağbet göreceğini öngörebilmiş miydiniz? Bir İsviçre’li için Türkçe Blog yazmak ne kadar zor oldu? Destek aldığınız kişiler oldu mu? Blog yazma işini profesyonel düşünenlere ne gibi tavsiyeleriniz olur? 
Başlangıçta sadece devamlı aynı sorulara cevap vermemek için blog yazıyordum. Ama zamanda blog yazmak, para ve zaman açısından ciddi bir yatırım haline geldi. Ben tam zamanlı çalışıyorum ve ekibimde bir çevirmen ve bir fotoğrafçı var.
İsviçre'de tanınıyordum, bütün gazeteciler benim arkadaşlarımdı. Buraya taşındığımda, bağlantılarım yoktu. Arkadaşlarım Hasan G-men (İngilizce- Türkçe çeviriler) ve Sevda Kaplan (fotoğraflar) olmadan blogumu asla başlatamazdım. İkisi de benden para bile talep etmeden benim için çalıştılar. Hasan hala benim için çeviri yapıyor ve Sevda'da çok yeni anne oldu ve güzel kızına bakıyor.
Eğer bir şey hakkında çok tutkuluysanız ve yazı yazmayı seviyorsanız, kesinlikle blog yazmalısınız. Ama eğer bundan hayatınızı kazanmak istiyorsanız çok fazla zaman ayırmanız gerekir. Her iş gibi, bir yelere gelebilmek yaklaşık üç yıl alıyor.

Peki Squat Girl’ün sıradan bir günü nasıl geçiyor?


Genelde 6:30'da kalkıyorum ve Instagram'a (thesquatgirl) bir resim yüklüyorum. İnsanlar günlerine başlamadan önce benim ne yediğimi ve nasıl egzersiz yaptığımı gördüklerinde motive oluyorlar. Daha sonra Zoe'yi uyandırıyorum, giydiriyorum ve kahvaltısını hazırlıyorum. Sabahları vakitten kazanabilmek için ne yemek istediği hakkında her zaman akşamdan konuşuruz. Noah 7:30'da uyanıyor. Zoe'nin en sevdiği şey taze meyva ve kaju cevizinden yapılmış bir smoothie ve Noah da en çok beyaz peynirli omlet seviyor. Sabah saatlerinde günümüzü planlamayı ve köpeğimizin yere düşen yemek parçalarını yalamaya çalışma çabalarına gülmeyi seviyoruz.

Çocuklar gittikten sonra, duş alıyorum ve takipçilerimden gelen mesaj ve soruları cevaplamaya başlıyorum. Sabahın geri kalanında yeni videolar çekiyorum ya da bir gün öncekiler üzerinde çalışıyorum. Öğle yemeği saatlerinde Sila'yı yürüyüşe çıkartıyorum. Koşu bandında koşmak yerine onunla yürümeyi tercih ediyorum. Geri döndüğümde öğle yemeğimi hazırlıyorum ve Snapchat'te (thesquatgirl) takipçilerimle paylaşıyorum. Yemek porsiyonlarımın büyüklüğünden gerçekten çok etkileniyorlar. Ama bu benim tam da kitabımda öğüt ettiğim bir şey: Tonlarca yemek yiyebilirsiniz (ki ben öyle yapıyorum!), ama kesinlikle evde hazırlanmış ve sağlıklı yiyeceklerden oluşmuş olmalı. Öğleden sonra 45 dakikalik bir antrenman için spor salonuna gidiyorum. 

Noah okuldan 03:45'te geri geliyor ve annesinin evde olmasını istiyor. Birlikte meyva yiyoruz, legolardan bir şey yapıyoruz ya da odasında bir şeyler oynuyoruz. Zoe basket antrenmanından ya da okuldan döndüğünde, hep birlikte akşam yemeği yiyoruz. Yemekten sonra Zoe ile ödev yapıyorum ve çocukları yıkıyorum. Hafta içi asla TV seyretmiyorlar. Eğer çok geç olmamışsa, onlara yatmadan önce bir hikâye anlatıyorum. Bazı akşamlar 9'da erkek arkadaşım Kerem'le buluşuyorum ya da en azından konuşuyorum. Bazen çocuklar yattıktan sonra bir arkadaşım gelir ve birlikte çay içeriz. En az 7 saat uyku uyuyabilmek için genelde 23:00 gibi yatarım.

 
Squat-Squat-Squat

Işıltılı enerjik, pozitif, güler yüzlü görüyoruz hep sizi, takipçilerinizi de olabildiğince yanıtsız bırakmıyorsunuz, canayakın birisiniz. Sizin de motivasyonunuzun düştüğü, sinirlendiğiniz zamanlar oluyordur mutlaka, bu zamanları nasıl aşıyorsunuz?  İleriye dönük endişeleriniz, geçmişe dök pişmanlıklarınız var mı?

Hiç bir şey için pişmanlık duymam, buna gerek yok. Ama eski kocamla boşanmam bütün bu hisleri geri getirmişti; üzüntü, hayal kırıklığı, öfke ve korkular. Ayrıldığımızda, yaklaşık 2 hafta yemek yiyememiştim. Yiyecek kokusu aldığımda kusacak gibi oluyordum. Gerçekten de çok midem bulanıyordu. Güzel çocuklarıma bakıyordum ve başarılı olamadığımız için suçluk duyuyordum. Kilo kaybetmiştim ve vücut yağ oranım %9'a düşmüştü. Bu tehlikeli bir seviye ve artık hiç gücüm kalmamıştı. O zamanlar "kickbox"'a çok meraklıydım. Spor benim kurtarıcım oldu; sadece o torbaya vurabilmek için boğazımdan yiyecekleri tıkıştırmaya başladım. İki haftalık yas döneminden sonra eski kocam ve benim hayat, ilişkiler konusunda çok farklı fikirlerimiz olduğu sonucuna vardım ve artık boş verdim. Hayat bana her zaman çok iyi davranmıştı ve yeniden iyi olacağına güvendim. Kendimi toparladım ve yeniden âşık oldum, Kerem ile güzel bir ilişkim var ve bekâr bir âşık olmanın keyfini çıkarıyorum şimdi.
 
Aşk :)
Youtube kanalınızdaki egzersiz videoları sırasında fiziğinizle de spor kıyafetlerinizle de çok hoşsunuz ayrıca anlatımınız da çok samimi ve sıcak. Ekranlarda da bir spor program yapmayı  hiç düşündünüz mü?  Gelecek planlarınız neler? 

Önce "Hayalindeki Sen"'in başarılı olmasını istiyorum. Kendi TV programım olmasını çok istiyorum. Sağlık ve fitness ile alakalı olabilir ama aynı zamanda bir eğlence programı da olabilir. Ben eğlenmeyi çok severim.



İsviçre'yi Zürih'te yaşayan abim vesilesi ile görme fırsatım oldu. Ve çok beğendim ülkenizi.. İsviçre ve Türkiye iki farklı ülke.Peki buraya geldiğinizde kolay adapte olabildiniz mi? Türkiye hakkında ne düşünüyorsunuz?   İki ülkeyi, kadınlarını, erkeklerini, yaşam tarzlarını kıyaslarsak ne dersinİz?
Eğer kendinizi bir ülkeye ait hissetmek istiyorsanız dilini konuşmanız gerekir. Bir kültürü anlamaya böyle başlarsınız. Buraya gelir gelmez ders almaya başladım ve bir kaç ay içinde alışverişimi yapacak veya bir restoranda kendi siparişimi verebilecek kadar Türkçe öğrendim.
Türkiye'yi çok seviyorum ve yurtdışına çıktığımda İstanbul'u Zurih'i özlediğimden daha fazla özlüyorum. Ama vatanıma geri döndüğümde, İsviçre'nin ne kadar düzenli ve temiz olduğunu görüyorum. Bizim harika bir okul sistemimiz var, gerçek demokrasimiz, basın özgürlüğümüz ve kadın erkek eşitliğimiz var. İnsanlar Türkler kadar cana yakın değiller ama öte yandan daha az agresifler. Ve terör yok. Ülkemi en çok güvenlik nedeniyle özlüyorum. Alışveriş merkezinde bombalama olmayacağından ve dışarıda mini etekle yürüdüğünüzde tacize uğramayacağınızdan emin olabilirsiniz. Evler bile daha sağlam yapılmış. Ben anne babamın inşa ettiği bir evde büyüdüm; taş gibi sağlamdı. Kalın beton duvarları vardı ve pencere ve kapılar doğru düzgün kapanıyordu.
İsviçre'de çocuklar üniversiteye başlar başlamaz ailelerinin evinden taşınırlar. Ben Bern'den Zurih'e taşındığımda 19 yaşındaydım. Hayatımı kazanabilmek için iş aramaya başladım ve telefonla pazarlamacılıktan restoranlarda servis yapmaya ve organizasyonlarda sunuculuklara kadar pek çok işte çalıştım. Türkiye'de çocuklar evlenene kadar aileleriyle yaşıyorlar ve aileleri onların çalışmalarını istemiyor. Bu çok yazık çünkü erken yaşlarda çalışmaya başlamak sana çok şey öğretir.
İsviçreliler çevreye çok duyarlılar ve kültürlüler. Çok gazete ve kitap okurlar ve tiyatro ve sergilere çok sık giderler. Ama İsviçreli erkekler felaket derecede sıkıcı geldi bana! Sadece bir kaç kişiyle çıktım ve hiçbiri uzun sürmedi. Türk erkeklerin sorumluluk almaları ve centilmen olmaları hoşuma gidiyor.

Türkiye'de ve dünyada en sevdiğiniz köşeler ve daha önce gitmeyip görmeyi istediğiniz yerler nereler? İstanbul’da çocuklarla ya da arkadaşlarınızla vakit geçirmeyi sevdiğiniz yerler nereler?
Hayatımdaki en güzel tatil Ekvator'daydı. Kamboçya'da bisiklet turu yapmaya ve Nepal'de trekkinge bayıldım. Fas'a aşık oldum ve yakın bir zamanda Sicilya ve Roma'ya gitmek istiyorum. Doğu ülkelerini de merak ediyorum. Varşova/Polonya'ya gittim ve bayıldım. Çok güzel binalar, parklar ve muhteşem müzeler. Bu yıl doğum günüm için Aralık ayında Küba'ya gitmeyi planlıyoruz. İstanbul'da en çok Karaköy ve Galata'yı çok seviyorum.  Keşfedilecek bir sürü minik kafe ve atölyeler var ve mahalledeki insanlar birbirlerini tanıyorlar.

Güzelliğinin doğal olduğunu görüyoruz,  doğru değil mi? :) Estetikle, botox gibi müdahaleler ile ilgili düşüncelerin neler? Thegood wish blog okuyucularına bir iki güzellik ve egzersiz tüyosu vermek ister misin? Lütfen Lütfen :)
Yüzümde hiç bir operasyon yok ama blogumda da belirttiğim gibi "botox" yaptırıyorum. Çok sıkı antrenman yapıyorsanız ve benim gibi hep gülüyorsanız, kırışıklıklarınız oluyor. Eğer botox'u abartmazsanız ve deneyimli bir doktora giderseniz, hiç risk yok. Ama 25 yaşında kızların iğne yaptırdıklarını duyduğumda şok oluyorum.
Uykumu almak, iyi beslenmek ve düzenli olarak egzersiz yapmak dışında güzellik için çok fazla şey yapmıyorum. Yüzümü yıkamadan ve alkolsüz bir solusyonla temizlemeden asla yatağa girmem. Her gün güneş koruyucu krem kullanırım ve haftada iki gün yüz ve saç maskesi uygularım.
Güzel bir vücut için yapabileceğiniz en iyi iki egzersiz squat (çömelme) ve eşek tekmesi hareketidir.

Allah bağışlasın, 2 harika çocuğun var. Sizinle birlikte onlar da sporla iç içe. Çekirdekten fitnessçı olarak yetişiyor olabilirler mi?

Zoe ve Noah iki çok farklı kişilik. Noah matematiğe bayılır ve beni analitik tartışmaları ile şaşırtır, iyi bir iş kafası vardır ve legolarla bir şeyler yaparak saatler geçirebilir. Öte yandan Zoe daha sanatçı bir tip. Sanat, spor ve müzikle ilgileniyor. Çok güzel sesi var ve resim yapmak ve dans etmekten hoşlanır.

Çocuklarımı sevdikleri şeyi yapma konusunda desteklemem gerektiğine inanıyorum. Onlara fırsatları göstermem ve yeteneklerini geliştirmem gerekir. Ama kesinlikle kendi kararlarını kendileri vermeliler ama 6 ve 9 yaş bir İsviçreli için bile kariyer planı yapmak için çok erken;)


Kadınlar için hamilelik, doğum, emzirme konuları özellikle fiziksel açıdan ülkemizde pek çok kişi için büyük bir panik ve korku konusu. Gencecik, incecik kızlar bile ya şişmanlarsam, fiziğim bozulursa endişesi taşıyor. Tabi herkes genç yaşta anne olmuyor ve  annelik yaşı da ilerledi ve 30'dan sonra metabolizma da değişiyor.Eski fiziğe dönmek her zaman kolay olmayabiliyor. Anne adaylarına, hamilelere ve emziren annelere tavsiyelerin var mı?
Zoe'yi doğal yollarla doğuracaktım ama 8 saat süren kasılmalardan sonra üç doktor da evlerine dönmek istedi ve bebeğimin hayatını riske attığımı ve sezaryen olmamız gerektiğini söyledi. Saftım ve onlara güvendim. Çok korkunç bir deneyimdi ve dört gözle beklediğim bir olay benim için kâbusa dönüştü. Zoe ben hala anesteziden uyanmaya çalışırken doğdu.  Minik kızımı babasına vermek yerine ikisini ayıran bir camın ardında avazı çıktığı kadar ağlattılar. O kadar büyük bir şok yaşadım ki, sadece doğum kelimesini duymak bile beni ağlatıyordu.

Noah'da doğal doğum yapmaya kararlıydım. Kendime doğal doğum taraftarı olan bir doktor buldum, adı Kübra Taman. Benim sağlıklı ve kararlı olduğumu anladı ve benim rüyamı gerçekleştirmem için elinden gelen her şeyi yapacağına söz verdi. Bu benim hayatımdaki en harika deneyim oldu. Acı beklediğimden çok daha azdı ve yorulduğumda vücudum güç toplayabilmek için bana izin veriyordu. Kübra bana bebeğin gelmek üzere olduğunu söylediğinde şaka yaptığını zannettim. Bana Noah'ı verdi ve rahim dışındaki ilk nefesini aldığında ben ve babası ile birlikteydi.

Hem sezaryen hem de doğal doğum yaptığımdan ikisinin arasındaki farkı gerçekten biliyorum. Sezeryan ciddi bir operasyon. Acı doğumdan sonra başlıyor. Doğru dürüst yürüyemiyorsun ve kocaman bir göbeğin oluyor. Doğal doğumla aynı gece eve dönmeye hazırsın. Harika hissediyor ve görünüyorsun ve canın ne isterse yiyebiliyorsun. Hemen çalışmaya başladım ve iki hafta içinde dümdüz bir karına sahip oldum.

Doktorların randevulu sezaryen yapmak için kızları korkuttuğunu düşünüyorum. Belki ben acıya fazla duyarlı değilim ama doğanın sana kuvvet verdiğine inanıyorum, her kadın bunu başarabilir. Ama istemesi gerekir. Doğal doğumu ve emzirmeyi tavsiye ediyorum. Ben iki çocuğumu da 6 ay emzirdim ve neredeyse hiç hasta olmazlar. Anne sütü onları sağlıklı hayata hazırlamak için en iyi şey.

Bu güzel röportaj için çok çok teşekkürler. Sohbet çok keyifliydi, tahminimden de samimi geçti, eklemek istediğiniz birşeyler var mı son olarak?
Bu eğlenceli röportaj için teşekkürler. Gerçekten çok zevkliydi!

Squat Girl'ün bir önerisi de kondisyonunuza göre egzersiz planınıza ekleyeceğiniz ağırlıklar.
Ağırlık egzersizlerinin koşudan daha sağlıklı olduğunu düşünüyor. Dozunda ağırlık egzersizleri, kas ve kemik gücü bakımından da geleceğe yatırım.

Videoları eşliğinde evde spor yapabileceğiniz Squat Girl'ün youtube kanalı

TEŞEKKÜRLER
Sevgiyle ve takipte kalın :)


Dilek Kıroğlu 

2 yorum :

  1. Bir gününü ayrıntılı olarak okudum.Nasıl para kazanıyor?Onu pek anlayamadım :(

    YanıtlaSil
  2. ay dur tanıyım. çialı puding de yapıyım oh :)

    YanıtlaSil

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...